Birlikte geçirdiğimiz bu hafta sonunu, hayatımın en mutlu iki günü ilan edersem fazla mı abartılı bir tepki vermiş olurdum bilmiyordum ancak, sahiden de hissettiğim ve düşündüğüm şey buydu. Taehyung benim mutfakta ne kadar beceriksiz olduğumu umursamadan onun için yapmış olduğum yemeklerin hepsini şikayet etmeden yemiş, ne kadar hoşlanmıyor olsa da yine benim için istediğim korku filmini izlemiş ve yine, benim saçmalıklarla dolu çocukluk anılarımı yüzünde eksik olmayan tebessüm eşliğinde dinlemişti. Daha iyi tanımıştı beni ve bu iki gün, bizi birbirimize daha çok yakınlaştırmıştı.
Ancak hayatı boyunca hiçbir zaman tam anlamıyla gerçek mutluluğun ne olduğunu öğrenememiş, bu duyguyu hiç tatmamış bir zavallı olduğumdan olsa gerek; şu an her şeyin kusursuza yakın bir yol da ilerliyor olması beni korkutuyordu. Endişelerimin yersiz ve saçma olduğunun elbette ki farkındaydım fakat zihnime yer edinmeye çalışan karamsar düşüncelere de engel olamıyordum. Her şey o kadar güzeldi ki şu an, sanki bir şey olacakmış ve bütün bu güzelliklerin sebebini, Taehyung'u kaybedecekmiş gibi hissetmekten alıkoyamıyordum kendini. Dağ evinde geçirdiğimiz son geceydi. Yarın erken saatlerde evlerimize dönecek olmamıza rağmen son anların, bu yerde geçirdiğimiz son vakitlerin tadını çıkaramıyordum.
"İyi misin?" diye sordu Taehyung bakışlarımı ona çevirmeme sebep olurken. Dakikalardır boş gözlerle karşımdaki duvarı izlediğimin farkına bile yeni varıyordum. Dudaklarıma zoraki bir tebessüm iliştirirken, "İyiyim." diye yanıtlamıştım onu kısaca. Meraklı bir ifade vardı yüzünde, biraz da şaşkın zira sadece bir saat kadar önce gayet neşeli bir ruh halindeyken şu an bu tavrından
Taehyung'un kaşları çatılırken yavaşça kolumu dürttü. "Yalan söyleme Lalisa, iyi değilsin. Seni kıracak bir şey mi yaptım?" Kalbime anında çöken ağırlık ağlamak istememe sebep oldu. "Hayır-hayır sadece," dedim dudaklarımı sertçe dişlerken. "Her şey o kadar güzel ki, sanki bir şey olacak ve huzurumuz bozulacak diye korkuyorum."
Taehyung ufak bir tebessümle beni izlemeye ve saçlarımı okşamaya başladığında, gözlerimi birkaç saniyeliğine yumdum istemsizce. Beni sevdiğini kelimelere dökmesine gerek bile yoktu, o kadar naif dokunuşları vardı ki, sevgisini en derinlerde bile hissedebiliyordum.
"Lalisa, seni asla bırakmayacağımı biliyorsun değil mi?" Herhangi bir yanıt vermeden ona bakmaya devam ettiğimde hafifçe eğilerek yanaklarıma tatlı öpücükler bıraktı. "Sen ve ben," dedi dudakları hala yanaklarımın üstünde dinlenirken. "Biz birbirimize aitiz Lalisa ve bu, asla değişmeyecek. Seni her ne olursa olsun sevmeye ve yanında olmaya devam edeceğim. Bana güveniyor musun?"
Birkaç damla yaşın gözlerimden akmasına izin verdiğimde başımı salladım. Biliyordum, ona herkesten çok güveniyordum ve emindim ki Taehyung, verdiği sözleri tutan bir adamdı.
Beni öpmeye başladığında, dudaklarım hemen ihtiyaçla aralandı ve ona karşılık vermekte gecikmedim. En başında sadece yumuşak ve saf sevgi barındıran öpücüklerimiz, kısa bir süreden sonra çok daha ıslak, çok daha arzu dolu bir hal aldı. Taehyung kendini benden uzaklaştırdığında, huysuzca mırıldandım.
"Lalisa," dedi nefesini kontrol etmeye çalışırken. "Ben... Kendimi kontrol edemeyebilirim. O yüzden durmalıyız." Ona daha da sokulurken, kendimden emin bir şekilde konuştum. "Hayır, durmayalım." dedim gözlerinin içine bakarken. Taehyung'un irislerinde gördüğüm karanlık ifade ise, heyecanlanmama sebep oldu. "Seninle olmak istiyorum Taehyung."
Kelimelerim Taehyung'un sabrının sonunu getirmiş olmalı ki, dudaklarımı büyük bir ihtiyaçla öpmeye başladığında ona karşılık vermekte zorlandım. Belimden tutup beni kucağına çektiğinde, hiç vakit kaybetmeden kollarımı boynuna doladım. Dakikalarca öpüştük, nefessiz kalmak bile umrumuzda olmadı çünkü ikimiz de, birbirimizden bir saniye dahi olsa ayrılmak istemiyorduk.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
bittersweet
Fanfictionlalisa manoban güzeldi, popülerdi ve bunun farkındaydı. elde edemeyeceği tek bir kişinin dahi olmadığına oldukça emindi, ta ki kim taehyung ile tanışana kadar.
