Dinlediğim her şarkı, sen. Gördüğüm her insan, sen. Duyduğum her bir kişinin sesi sanki senin sesin. Sanki; gelecekmişsin gibi. Zaten gelemezsin, gidemediğin gibi. Sen gittin diye benden de mi gittin? Öyle olsaydı geceler senin gibi sararmıydı beni kollarına, sen gibi gülermiydi insanlar bana? Güneş doğarmıydı yeniden? Bana hatırlatırmıydı tarihler seni? Bir başka ilişkinin hayallerinde kurarmıydım ikimizi? Her şeye rağmen sen olurmuydun en güzel anılarımda? Ne olursa olsun yine bi "iyi geceler"ini istemek çok mu olurdu eskisi gibi? Olmazdı tabii. Ben isterim sen gelmesende olur. İstenen her şey olur muydu? Olmazdı tabii. Benim ol dedim, bırakma dedim. Benim oldun mu başkasının olduğun gibi? Dedim ya sen yine de gitmedin. Bak şuraya. Tam şurası senin evin, hala seni sayıklıyor bana. Ardından kapandı kapısı. Bende bile yok anahtarı. Bir sende var, sende yoksun. Bu ev ne bir misafir alır içine ne de ev sahibi. Zaten senken sahibi, alma misafiri. Bir beni al içeri. Ikimizi..
Deprem olmuş sanki burda. Sanki, yıkılacak gibi. Acıyor be. İşte senin evin cok acıyor. Acıtıyor. Biraz biraz dökülüyor alçısı tavanların, su sızdırıyor ev yukarıdan içeri. Gözyaşlarım kalbime indi. İyi ki gözyaşlarım indi. gidişin kalbime inseydi, eve misafir girerdi. Bu yüzden gözyaşlarımı kalbime akıttım. Misafir yerine su sızdırdım. Üzgünüm iyi bakamadım evine. Ne olur yerini bırakma yellere. Ev daha fazla yıkılmasın..
Dön artık bu kalp boş. Ağrısı da bir hoş. Sarhoş eder insanı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Artık Tekiz
Non-FictionArtık tekiz. Sen ve beniz. Artık tek iz, kalbimdeki bitişimiz. Öncelikle unutulamayanıma yazdım bu yazıları. Sonra unutmak için yazdım. Fark ettim ki unutulmuyormuş. Bende hatırlamak için yazdım. Ama unutulmayanlar, hatırlanmazlar. Bende ezberlemek...
