Yağmurlu bir günde şemsiye ol bana mesela yırtılma. En önemlisi yarı yolda bırakma. Koru, bana dokunacak her yaradan. Sev! Dokunmadan. Gözlerimiz buluşmadan. Gözlerime bakmayı değil benim sesimi özle. Gözlerde değil hislerde karşılaşalım seninle. Sarılmak iste. Her şeyden önce benim için sev beni, uzat ömrümü öğret sevmeyi..
Mesela ellerinin saçlarımı okşaması yerine sesin kulaklarımı okşasın. Öyle güzel konuş ki bedende ruh, bende ben kalmasın. Yaparmısın? Ve gideceksen eğer güzel git. Öyle güzel git ki içimde sen, hayallerimde biz kalmasın. Yolla yağmuru ardından. Öyle güzel yağsın ki, yağışına hüzünleneyim. Çıkıp ıslanayım belki karşılaşırız umuduyla gezeyim tüm kayıp sokakları. Bekleyeyim bir Eylül daha. Ama gelmeyeceksen de söyle, kalkarım oturduğm kaldırımdan, taşımasın rüzgar sokakların sen kokuku taraflarını daha fazla. Kaldırımda olmasada bıraktığın yerde beklerim. Her şeyi silebilirim hafızamdan fakat kokunu unutamam. Hatırlatır sokaklar, kaçamam. Bu kaçıncı yenilişim bilmiyorum ama ben çok yenildim sana. Beni kaybedip kazanan olmak nasıl? Bir gün gelirsen anlatsana...
Nefes aldığını bilmek mutlu ederken gitmek, ne kadar erken?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Artık Tekiz
Non-FictionArtık tekiz. Sen ve beniz. Artık tek iz, kalbimdeki bitişimiz. Öncelikle unutulamayanıma yazdım bu yazıları. Sonra unutmak için yazdım. Fark ettim ki unutulmuyormuş. Bende hatırlamak için yazdım. Ama unutulmayanlar, hatırlanmazlar. Bende ezberlemek...
