Two

607 90 109
                                        


"Her şeyin başlamasına on kala..."

***

Dışarıda aniden kopan fırtınayla ve onunla beraber kesilen elektrikle titredim. Bay Jason ve diğer öğrenciler şaşkınca bize bakarken, az önce yaşanan olaya şahit olduklarını anlamak zor değildi. Gerçekten, bu sefer batırmıştım.

Yeşil gözlü çocuğa baktığımda, onunda benim gibi etrafa baktığını gördüm. Bu durumu nasıl açıklayacaktım, ne diyecektim bilmiyordum. Bir durumu açıklamak için sizin nedenini bilmeniz gerekir. Ama ben bu olayın neden veya nasıl olduğuyla ilgili en ufak bir fikre bile sahip değildim.

"Damnant quod non intelligunt..." Şaşkınca yeşil gözlü çocuğa döndüm. Latince mi konuşmuştu o?

Onun gözleri de benimle buluştu ve sonra sınıftaki herkes aynı anda ayağa kalkıp, eşyalarını toplayıp sınıftan çıktılar. Bay Jason bile!

"Sen... sen ne yaptın?" Ona döndüğümde, omuzlarını silkip hızla masadan kalktı.

"Bilmem, ne yapmışım." Bana dönüp ukalaca sırıtırken, sinirden ve şaşkınlıktan ağlamak üzereydim. Bir de dalga mı geçiyordu!

Tüm olanlara şahit olmuştu ve söylediği birkaç kelimeyle herkesi sınıftan çıkartmıştı. Şimdi ise ne yaptığını mı soruyordu! Bu olanlara şaşırmamıştı bile! Bir dakika...

"Sen bir şeyler biliyorsun!" Ona hırçınca uzandığımda, gülerek geriye doğru adımladı. "Harry, Harry Styles."

Şaşkınca ona bakarken, 'ne diyorsun aptal?' bakışı attım. O ise sanki karşısında yedi yaşında çocuk varmış gibi üzerime eğildi.

"Adım diyorum, Harry Styles sayın Octavia Dixie Agnes..." Yüzüme düşen bir tutam saçı kulağıma sıkıştırırken, yüzünde sinir bozucu bir sırıtma belirdi.

Kirpiklerimi şaşkınlıkla kırpıştırdım ve ondan uzaklaştım. Hayır, gözlerinin beni aptallaştırmasına izin vermemeliydim. Beni etkisi altına almamalıydı.

Ondan etkileniyor muydum ki?

Tek yaptığı kafamı karıştırmaktı. Ona izin vermemeliydim.

"Dalga geçmeyi bırak! Tüm bu olanlara şahit oldun ve şaşırmadın bile. Kimsin sen?" Neredeyse çığlık atar gibi bağırırken o ise çantasını omzuna astı ve bana döndü.

"Bir şeyler öğrenmek istiyor musun?"

Deli miydi bu, tabiki istiyordum! İstemeseydim, kendimi bu kadar hırpalamazdım. Tüm bu olanlar beni korkutmaya başlamıştı ve kimin benimle ne derdi vardı merak ediyordum.

"Evet..." Sesim o kadar kısık ve titrek çıkmıştı ki, beni duyduğunu ancak cevap verdiğinde anladım.

"Yarın gece, Night Lights Bar'a gel." Kapıya doğru hızlı adımlarla ilerlerken, ben ise ağzım açık öylece bakıyordum.

"Ha, bu sırada." Tam çıkacakken omzunun arkasından dönüp bana baktı. Beni gözleriyle süzdükten sonra yüzünde her saniye olan sırıtma yine yerine oturdu.

"Kırmızı giy, sana çok yakışır."

Ve beni ağzım açık bir şekilde bırakarak, öylece çekip gitti.








The way you move is like a full on rainstorm,
And I'm a house of cards.

Yürüyüşün şiddetli bir fırtına gibi,
Ve bende kağıttan yapılmış bir evim.

You're the kind of reckless that should send me running,
But I kinda know that I won't get far.

Beni koşturacak cinsten delisin,
Ama biliyorum ki çok uzaklaşmayacağım.

CHECKMATE | harry styles.Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin