Sana, sanki bir daha hiç hayatın normal olmayacakmış gibi geliyor.
O son gürültüsünden sonra Loki sınıftan fırlıyor ve sen ne yaptığının farkında olmadan, öğretmeninin arkandan seslenişlerini duymazdan gelerek kendini onun peşinden koşarken buluyorsun.
Merdivenleri inerken hızlı, onun hareketlerindeki acelecilik sihrine de yansımış, köşeyi dönmeden önce saçlarının renginin değiştiğini, kıyafetlerin yeniden deriye ve zırha bürünmeye başladığını görebiliyorsun.
O hareketlerinde çevik ve yorulmaz görünüyor, seninse dış kapıdan çıkarken nefesin boğazına takılmaya başladı bile.
“Loki!”
Bağırıyorsun, ona yetişmek zorundasın, etraftaki insanların dönüp bu garip ismi haykıranın kim olduğuna bakmak için gözlerini sana dikmelerini o an umursamıyorsun.
Seslenişin işe yaramış gibi, senin ona yetişemeyeceğin hızdaki adımları bir anda duruyor, Loki başını çeviriyor ve seni görüyor. Sense bu anı ona yetişmek için kullanıyorsun.
“Neden sen de buradasın?”diye soruyor.
İki tanrının buluşmasının peşine takılman aslında komik, ama kendine göre çok önemli bir nedenin var ve dürüstçe nedenini söylüyorsun.
“İçimde kötü bir his var.”
Yine kendini kötü hissettiren o yeşi bakışıyla sana bakıyor ve yavaşça tekrarlıyor. “İçinde kötü bir his var.”
“Eh,”diyorsun. “İlk geldiğinde dudakların dikili geldin. Ve bana geldin. Bütün bunların-” kollarını yukarı kaldırarak üzerinize gürleyen yağmuru gösteriyorsun. Saçların çoktan ıpıslak bir şekilde alnına yapışmış. Normalde böylesi ağır bir yağmurda durmamak için elinden geleni yaparsın, ama şimdi, tıpkı senin gibi ıslanan, kuzgun saçları ıslak, solgun tenine dökülen bu yeşil gözlü tanrı için kendini fırtınanın içine attın.
Bütün bunların, diyorsun, “Benimle en ufak bir ilgisi yok deme.” Sonra meydan okur gibi ona bakıyorsun.
Gözlerini kırpıştırıyor. Ardından yavaşça: “İki bin yılda bütün Midgardlılar mı değişmiş yoksa sadece sen mi böylesin?” diyor.
Gülümsüyorsun.
*
Yoldaki heyecanının aslında bir başka kahramanlarından biriyle, bir başka Tanrıyla tanışma ihtimalinden kaynaklandığını elbette söylemiyorsun.
*
Ama Thor, diyorsun içinden.
Balık gibi ıslak bir insan için fazla heyecanlı olduğunu hissediyorsun, ama Thor.
Sanki kelimelerin yok, belki 'heves' duygusunu diğer bütün duygulardan çok hissetmemen gerekir ama Loki o gün kafanla oynadığında seni bozmuş olmalı. Evet, bu olmalı.
Ya da onu tanıdığından beri korku ve heyecan birbirine o kadar girmiş ve sen ikisini artık bir hissediyorsun.
Önünde yeni bir dünya açılıyor.
Kitaplar, filmler sana dünyalar açmıştı, ama sen bu dünyadaki her adımının gerçekliğini hissediyorsun.
*
Loki birden duruyor ve senin göremediğin bir şey görüyormuş gibi yeşil gözleri uzakları tarıyor.
“Ne oldu?”
Soruyorsun, o seni duymuyor sanki, ama ne görüyorsa, hissediyorsa gözleri kısılıyor. “Beni aramıyor,”diyor yavaşça. “Ya da sadece beni aramıyor.”
Az önce bir adın gerisindeydin, şimdi onun yüzünü daha iyi görebilmek için iyice yaklaşıyorsun. Şimdi ifadesini daha iyi görebiliyorsun ve gözleri-
İrkiliyorsun. Dudaklarının arasından şaşkın bir ses dökülmüş olmalı, bakışları sana iniyor ve sen daha önce onun gözlerinde sihir parıltıları gördün, şimdiyse tamamıyle parlıyorlar, onun anafora dönmüş gözlerinden başka bir yere bakamıyorsun.
Bir an sonra sanki fişi çekilmiş neon lambalar gibi yavaşça sönüyor gözündeki ışıltı ve yeniden yeşillerle buluşuyorsun. “Sakın buradan ayrılma.”diyor çabucak.
Neden öyle söylediğini sormaya fırsat bulamadan gözlerinin önünde kayboluyor ve onun olduğu yerdeki boşluğa bütün kelimelerini kaybetmiş bir şekilde bakıyorsun.
Ortadan kayboldu.
Ayaklarını yere vurarak çığlık atmak istiyorsun, ortadan kayboldu, onu buraya kadar takip ettin ama o, senin peşinden gitmene ancak ağabeyini bulana dek izin verdi.
Ona neden 'düzenbaz' dediklerini neredeyse unutmuştun.
Asfalt üzerindeki suyun ayak izleriyle dalgalanmasını bekler gibi izliyorsun, ama yağmur damlalarından ve gökyüzündeki beyaz, elektrikli çatalların görüntüsünden başka bir şey yok, içinde giderek yükselen bir sabırsızlıkla öylece duruyorsun.
Sadece beni aramıyor. Demişti.
Loki'yi bulmak isteseydi buraya gelirdi, değil mi?
Nereye gitmiş olmalı?
İçinde, bir yerlerde cevabın en başından beri beklediğini farkediyorsun. Orada, düşündükçe kenarları açılıyor ve sana kendini gösteriyor.
Biliyorsun.
Neden biliyorsun?
İleride, gökyüzünden şerit gibi bir yıldırım iniyor ve bulutların kapadığı hava bir daha aydınlanıyor.
Sense koşmaya başlıyorsun.
*
Bu daha çok sonradan olacaklar için geçiş bölümü oldu, bir sonraki bölümde Thor var :)
Hikaye, en başından da söylediğim gibi büyük bir macera içermiyor, amaç interaktif olması ve okuyanları, hissetmeleri olabildiğinde mümkün br dünyaya koymaktı.
Kaç bölüm kaldığını bilmiyorum, dilerseniz Asgard'da gezintiye bile çıkabiliriz, karakter siz olduğunuz için sizin istekleriniz doğrultusunda hareket edebilirim mümkün olduğunca :)
Geçen hafta sınav haftamdı, biliyorsunuz üniversite öğrencisiyim, memleketime geldim, ailem beni meşgul tutuyor, uzun olan bölüm bu olacaktı ama sanırım bir sonraki olacak, beklettiğim için tekrardan özür dilerim.
Hoşlanmadığınız bir şey, olmasını istediğiniz bir şey olursa lütfen söyleyin :)
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Frost (Loki/Okuyucu)
FanficGecenin bir yarısı odanda bir İskandinav Tanrısı belirseydi ne yapardın?
