Meksika'da ünlü bir deyiş vardır, "Arbol que nace torcido, jamas su rama endereza."
Leopar, beneklerini seçemez anlamına gelir.
Yani insan yaratıldığında yaşayacağı pek çok şey önceden bellidir, nasıl bir insan olacağı da öyle.
El Uno her zaman iyi bir asker, güvenilir bir lider, sadık bir dost ve duygusuz bir pislik olmuştu. Büyük patronun oğlunu bu şekilde kullanmak zorunda değildi üstelik onunla yatmak kendisine hiçbir çıkar sağlamayacaktı, bunu yapması için bir sebebi yoktu. Yine de kendisine engel olamıyordu, mantıklı bir açıklaması olduğu için değil.
Sırf kötülük etmek için...
Zor bir günün ardından güzel bir bedene bürünmüş ganimetini hak ettiğine inanıyordu.
Kararlı adımlarla odasına girdiğinde çaresiz bakışlarını kendisine çeviren Joy'a, eliyle dışarıya çıkmasını emretti. Kız aceleci adımlarla odadan çıkmıştı.
Belli ki Joy, kafası güzel bir Jaehyunla baş etmekte zorlanıyordu. Güzel çocuk, üzerinde yalnızca saten bir gömlek ve ağır bir makyajla El Uno'nun yatağının üzerinde dikiliyor, elindeki çarşafı neşeli bir şekilde dalgalandırırken zıplayarak kahkahalar atıyordu. Taeyong onun gençliğine ve enerjisine gülümsemeden edemezken elini yavaşça yatağın üzerinde zıplayıp duran bedene uzatmış ve mırıldanmıştı,
"Ne oldu sana böyle?"
Jaehyun neşeli bir kahkaha daha atmış ve yanı başındaki adamı duymuyor gibi teklif etmişti,
"Dans etmek ister misin?"
"Joy'u bir daha sana bu kadar çektirmemesi için uyarsam iyi olacak sanırım."
Taeyong, elini yavaşça Jaehyun'un gömleğinin altındaki çıplak bacaklarına çıkartmış ve sakin bir şekilde söylemişti.
"Aşağı in de seninle biraz eğlenelim."
Şaşırtıcı şekilde ufaklık itiraz etmemiş hatta hızla yatağın üzerine oturup Taeyong'u yanına doğru çekiştirmeye başlamıştı. Kanındaki kimyasallar kalbinin hızla çarpmasına ve her duyguyu zirvede yaşamasına sebep oluyordu.
El Uno, kollarına ve yatağına almak üzere olduğu bu güzelliğin, çok geçmeden neşeli tavırlarını kaybedeceğini biliyordu.
Bir veya iki saate kalmadan önce yorulmaya sonrasında ise moral olarak çöküşe geçmeye, yüksek ihtimalle de ağlama krizlerine girmeye başlayacaktı.
Bu yüzden onu öpmeye başlayan yumuşacık dudaklara karşılık verirken tereddüt etmedi, kaybedecek tek bir an bile yoktu.
Boynuna dolanan kollara ve saçlarına asılan ellere aynı istekle karşılık verirken güzel çocuğun bacağını kendisine doğru çekerek yatağa düşmesine sebep olmuştu. Jaehyun, yastığa dağılmış saçları ve yüzünden hiç eksik olmayarak yanağındaki sevimli gamzeyi ortaya çıkartan gülümsemesi ile onu izlerken El Uno, mutlu hissediyordu.
Jeno denen pisliğe haddini bildirememiş olsa dahi, sahte olsa dahi mutlu hissediyordu...
__________________
Jeno'nun çiftliğinde topladığı bölge liderlerine kuzeyle savaş olmayacağını söylemiş olması, kuzeyle savaş olmayacağı anlamına gelmiyordu. Genç patron da böyle bir insandı işte, rüşvet, hile, günah ve sahtekarlık yaparak hayatını idame ettiriyordu. Üstelik içi de oldukça rahattı, insanlar herkesin bir fiyatı olmasını değil Jeno'nun herkesi satın almasını kötülük sayıyordu ki bu genç adama göre en başından mantıksız bir düzendi.
Bu gece Los Zetas'ın kuzey topraklarına saldıracaklardı çünkü El Uno denen hergelenin daha fazla başına bela olmasını istemiyordu. Onları elbette hafife almıyordu, hafife alınmayacak rakipler olduklarını çoktan ispat etmişlerdi ancak yılanın başını küçükken ezmek en iyisi olacaktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
adx florence - nomin
General Fictionadx florence, bütün hapishanelerin hapishanesi, rocky'lerin alcatraz'ı ya da cehennemin daha temiz bir versiyonu, nasıl söylemek istersen...
