Eski dostlar en büyük düşmanları yaratır, demişler. Hadi bu sözü biraz değiştirelim; eski aşıklar en büyük düşmanları yaratır.
Birini, onu gerçekten sevdiğinize inandırmak ölümcül bir risk almak anlamına gelir zira aradaki sevgi bağı eninde sonunda kaçınılmaz bir şekilde son bulacak ve bu da sevildiğine körü körüne inan tarafı çileden çıkartacaktır.
Tıpkı en sevdiği oyuncağı elimden alınmış bir çocuğun davranacağı gibi davranırlar, çünkü artık hiçbir şeye sahip değillerdir. Öfke, kibir ve kin, onları kontrol eden yegane duygulardır işte tam da bu sebeple eski aşıklardan büyük düşman yoktur.
İntikam hastalığının pençesine yakalanmış Lucas, Jeno'yu mahvetmek istiyordu. Yalnızca kurduğu uyuşturucu imparatorluğunu yıkmak değil aynı zamanda elinden sahip olduğu her şeyi almak istiyordu.
Sevgilisini, çocuğunu, evini, güvendiği adamlarını ve gücünü...
Bütün gece önündeki haritadan gözlerini ayırmamış, nasıl bir tuzak kurması gerektiğine karar vermeye çalışırken saatler geçirmişti.
Aklında belli bir plan oluşmaya başladığında saat sabah beş olmak üzereydi ancak general uyanık kalmak için bir fincan kahveye dahi ihtiyaç duymuyordu. Damarlarında kol gezen nefret ona bir an olsun rahat vermiyordu zaten, bu yüzden yatağına girse de uyuyamayacağının farkındaydı.
Alarmı çalıp, saatin altıya geldiğini işaret ettiğinde daha önceden buluşmayı kararlaştırdıkları bölgeye doğru yola çıkmış ve karşısında gördüğü büyük ordu yüzünde geniş bir gülümseme oluşmasına sebep olmuştu. Herkes, 'dişe diş, göze göz' deyişini bilirdi ancak genç adam, bu sefer adil oynamak istemiyordu. Çelik yeleğini ve silahını El Reina'nın askerlerinden birisine bırakırken olabildiğince kısık bir sesle fısıldamıştı,
"Eğer bir şeyler ters giderse bana telsizden ulaşırsınız, plan biraz değişti. Sizinle sonra buluşacağım önce halletmem gereken bir iş var."
"Nereye gidiyorsun gringo, savaşı bırakıp kaçacak mısın yoksa?"
Lucas, yüzüne yerleştirdiği öfkeli ifadeyi bir an olsun bozmazken cevaplamıştı,
"Savaştan kaçmak mı, tecrübesiz olduğunu bu kadar belli etme seni piç, ateşin tam ortasında olacağım."
________________
El Reina, iki oğlunu da Meksika'nın en seçkin kreşine gönderiyor ve onlara her türlü imkanı sağlıyordu. Yine her sabah olduğu gibi oğullarını bırakmak için kreşe geldiğinde, Jeno'nun sevgilisini görmüştü. Renjun, her zamankinden çok daha solgun görünüyor ve kucağındaki minik bedeni bakıcının kollarına bırakırken biraz olsun tereddüt etmiyordu. Reina, dikkat çekmemek için cılız bedeni uzaktan izliyordu, güneş gözlüklerini düzeltip kendi çocuklarının yanağına sulu birer öpücük kondurmuştu.
Gözleri hâlâ cılız bedenin üzerinde, aklı gerçekleştirmek üzere oldukları plandaydı. General onu sabahın altısında arayıp kusursuz fikrini anlattığında ilk başta korkmuş ve reddetmişti ancak El Uno bu planı o kadar çok sevmişti ki, gönülsüzce de olsa onaylamak zorunda kalmıştı.
Savaş başka bir şeydi, aile başka şey ve El Reina yıllardır içinde olduğu kartel savaşları hakkında bir şey biliyorsa o da, içine ailelerin karıştığı hiçbir savaşın oluk oluk kan dökülmeden bitmediğiydi.
Generalin siyah arabası görüş açısına girdiğinde çocuklarına el sallayıp arabasına binmişti. Şimdiden bu planı kabul ettiği için pişman olduğunu hissediyordu. Lucas, yüksek tabanlı arazi aracından inip etrafını kontrol ederek güçsüz bedenin yanına yaklaşmış ve basit bir göz işaretiyle Renjun'un arabasına binmesini sağlamıştı.
Sonrası çorap söküğü gibi gelecekti, çocuklarını hızlı bir hareketle arabaya geri bindiren El Reina, en az bilinen güvenli evine doğru sürmeye başladığında, direksiyonu tutan manikürlü elleri titriyordu.
Yalnızca haber bekle, diye geçirdi içinden.
Çocuklarının güvende olduğundan emin ol ve savaşın başladığına dair haber bekle...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
adx florence - nomin
Aktuelle Literaturadx florence, bütün hapishanelerin hapishanesi, rocky'lerin alcatraz'ı ya da cehennemin daha temiz bir versiyonu, nasıl söylemek istersen...
