patron's tunnel

832 104 29
                                        

"İnsanların ortak kusurudur bu: iyi havada fırtınayı hesaba katmamak..."

'Küçük kötülükler ettiğiniz kimseler geri dönüp sizden intikam almak isteyecektir, onlara büyük kötülükler edin ki intikam almayı bile düşünemesinler.' demiş Machiavelli. Generalin hayatını bağışlayarak onu yeterince korkuttuğunu düşünen El Uno, hata etmişti.
Neden mi?
Bu dünyada ne olursa olsun değişmeyecek bazı şeyler vardır da ondan.
Örneğin bir Amerikan DEA Saha Ajanı ne kadar yüksekte veya alçakta olursa olsun, aşağılanmayı kabul etmez. Çünkü gördüğü eğitim ve aldığı dersler ona dünya üzerindeki en kudretli işi yaptığını, ülkesinin adını gururla taşıdığını söyler. Kimse bunun doğru olup olmadığını sorgulamaz bile, sistem böyledir. Üstlerine inanmazsan yükselemezsin.

General de öyle yapmış, üstleri ona kahramanca bir amaç uğruna başka bir ülkede yaşaması gerektiğini söylediğinde ısrar etmeyerek eşiyle beraber Meksikaya taşınmıştı. Lucas aptal değildi elbette, orada çalışan bütün DEA ajanlarının uyuşturucu liderleriyle anlaşmalar yaptığını ve aynı kaptan yemek yediğini biliyordu. Generale emredilen de buydu, en güçlü kartellerin liderleriyle yakın olup onları birbirine kırdıracaktı. Bazı aksaklıklar çıkmış olsa da, plan şaşmamıştı.
El Uno'nun öyle büyük bir kibri vardı ki general ona yeni operasyonu açıklarken gözlerindeki öfkeyi görememiş, Jeno'nun düğün törenini basmanın mantıklı bir fikir olduğuna karar vermişti.
Aslına bakarsanız öyleydi de, eğer Lucas'ın da kendisine göre bir hesabı olmasaydı...

_____________

Genç patron, sevgilisinin narin bileklerine bir öpücük daha kondururken mırıldandı,
"Bir an önce gecenin sonuna gelmek istiyorum."

Masum öpücükler yavaş yavaş Jaemin'in omzuna doğru ilerlemeye başladığında, güzel çocuk onaylamaz bir ses çıkartarak yataktan çıkmaya yeltenmişti.
"Aşağıda bizim için düzenlenmiş bir tören var, bunu şimdi yapamayız."

"O töreni ben düzenledim."

"Yani?"

"Hiçbir şeyin seninle sevişmeme engel olmasına izin vermem. Dağıtalım gitsin. Yarın yine düzenlerim."

Jaemin'in şuh kahkahası yatak odasının duvarlarında yankılanırken gözleri mutlulukla parıldıyordu. Yanlarında uyuyan ufaklığı hatırladığında elini ağzına bastırarak sessiz olmaya çalışmış ve nişanlısının kulağına doğru fısıldamıştı.
"Delirmişsin sen."

"Senin-"

Patronun sözü koridordan gelen bir kurşun sesiyle kesildiğinde iki beden de bir süre hareketsiz kaldı. Kurşun sesi, gittikçe ağırlaşan bir çatışmaya döndüğünde Jeno hızla pencereye yaklaşıp arka bahçeyi kontrol etmişti. Perdeyi tutan elleri öfkeden yumruk halini alırken yanındaki duvara sert bir darbe geçirip bağırmıştı.
"Kahretsin!"

"N-ne oluyor?"

"Adamlarımı öldürmüşler, şimdiye  etrafımızı sarmışlardır bile."

Güzel çocuk, hissettiği panik ve korkuyu sesine yansıtmamaya çalışarak sordu.
"Şimdi ne yapacağız?"

"Kang-dae'yi alıp benimle gel."

Jaemin yatakta huzur içinde uyuyan bebeği örtüsüne sarıp hızla Jeno'nun yanına yürüdü. Bedenleri birbirine yaklaşır yaklaşmaz genç patron sevdiği adamın elini çevik bir hareketle kavrayarak ebeveyn banyosuna girmelerini sağlamıştı. Arkalarından kapattığı kapıyı kilitlerken ne yaptığını biliyormuş gibi görünüyordu, biliyordu da.
Baskına kendi evinde yakalandığı için hazırlıklıydı, yere eğilerek ağır duşakabini zorlanarak da olsa yerinden kaldırmış ve oradavkaranlık bir tünel göründüğünde elini nişanlısına doğru uzatmıştı.

adx florence - nominBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin