'25'

689 42 8
                                        


Rüzgar tenini yavaşça okşadı. Ve genç adam rüzgarın serinliğini iliklerine kadar hissetmek için kollarını iki yana açtı. Ayakuçlarında ki taşlar uçurumun geniş duvarlarından bir bir dökülüyordu. Zeminin sağlam olmadığının bilincindeydi. En ufak hareketi daha rüzgarın tadına doyamadan düşmesine neden olurdu ve bunu da biliyordu. Gözleri kapalı bir süre sabit kalarak rüzgarı ve sert dalgaların sesini dinledi.

Hayatta bir amacı var mıydı diye düşündü kısa bir an. Okumak için çabalamıştı ve okumuştu da. Peki ya sonra? Hayatına bir hedef belirleyememişti. Çünkü lise gibi değildi bir sonraki yaşamı. Bunu da biliyordu ve hedef belirlemeye korkmuştu ya da korktuğunu sanıyordu. Fakat şimdi bir hedefi olmadığını fark etti. Evet üniversite okuyan genç bir oğlandı fakat oraya da babası sayesinde girmişti. Aileler çocuklarının okuması için canla başla çocuklarını okutmaya çalışıyordu fakat çocuklarına bir kez bile nasıl hissettiğini sormamışlardı.

Genç adama annesi nasılsın diye bir kere sormamıştı. Kapalı olan gözlerinin hiddetle dolduğunu hissettiğinde sertçe yutkundu ve daha sıkı kapattı gözlerini. Babası ise etrafında söz sahibi olduğunu sanan gereksizlere oğlunu bir eşya gibi göstermekten geri kalmıyordu, 'Evet en iyi üniversiteyi kazandı, evet en iyi okullarda okudu, evet o çok çalışkan' fakat bir kez bile zorlandığın bir yer var mı diye sormamıştı.

Öfkeyle sıktı yumruklarını. Şimdi bir hedefi olmayışının nedenini biliyordu. O ruhtan farksızdı değil mi? Ailesi tarafından acıları nasıl görünebilirdi? Genç adam derin bir nefes çekti içine ve usulca bıraktı. Dalgalar onu ayağına çağırıyordu sanki.

Bir sonraki yaşamına armağan edeceği hiçbir şey yoktu. Kırık kalbi en çok bunun için kötü hissediyordu. Tanrı'dan tek bir dilek olsun istedi. Bir sonraki hayatında için iyi bir yaşam diliyordu.

"Yapma, yapma dur!"

Aniden kulaklarına dolan sesle birlikte hızla açtı gözlerini ve öfkeyle arkasına döndü. Koşarak gelen o görmek istemediği yüz hıçkıra hıçkıra ağlıyordu ve yanına gelene kadar defalarca düşmüş dizini kanatmıştı.

"Suga, yapma Tanrı aşkına yapma!"

Genç adam ayakları altından kayan taşlarla irkilerek ufak bir adım geri çıktı fakat hala uçurumun ucundaydı.

"Git!"

"Her şeyi konuşmaya geldim lütfen yapma!"

Öfkeyle burnundan soluyarak sıkıca kapattı gözlerini. Onu istemiyordu görmek, duymak hiç bir şekilde istemiyordu.

"Git diyorum git!"

Bir anlık kaydığı ayağıyla dengesini son anda sağlarken arkadasından korkuyla çığlık atan kıza döndü bir anda.

"Ya-Yapma bak yemin ederim her şeyi anlatacağım Tanrım, lütfen yapma!"

Korkuyla bağırarak uçurumun ucundaki adamı ikna etmeye çalışıyordu kız. Fakat adamın onu umursamadığını görebiliyordu.

"Ne anlatacaksın! Boka dönmüş hayatım, daha ne anlatabilirsin bana!"

Öfkeyle karşılık verdi karşısında ağlamasını dahi umursamayan o yüze. Nefretini iliklerine kadar hissediyordu ve o yüzü görmek kriz geçirmesi için oldukça yeterliydi.

"Bilmediğin şeyler var Suga anlatmama izin ver- Tanrım dikkat et!"

Suga...

Ayağı kayacakken son anda dengesini yeniden sağlamayı başarırken arkasında korkuyla bağıran atan kızın çığlığını da beraberinde işitmişti.

"Git burdan! Defol git! Git!"

"Beni tehdit ettiler!" dedi genç kız ağlamaklı sesiyle. Suga şaşkınlıkla ona baktığında genç kız ufak adımlarla yanına gelmeye çalışıyordu.

"Yalan söyleme!"

"Yemin ederim! Tanrı aşkına yapma lütfen!"

"Ucuz yalanlarını kendine sakla ve defol!"

Genç adam arkasına döndü. Kendisine yalvaran o yüze aldırış etmeden ayağını uçurum boşluğuna attı. O an dengesini kaybederek boşluğa savrulacakken kapşonlusundan kuvvetlice çekilerek sert taşların üzerinde geriye doğru sürükenmişti.

Neler olduğunu anlamadı. Taşlar sırtını acıtıyordu şu an ve bedeni kuvvetlice sarılıyordu. Görüş alanı karanlığa bürünmüştü yüzüne değen yumuşaklık huzursuzca gözlerini kırpıştırmasına neden olmuştu.

"Bilmediğin her şeyi anlatacağım, söz veriyorum her şeyi bileceksin."


Tear |myg| [Tamamlandı]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin