Not: +18 unsurlar içerir.
İki gece önce
Fransa'ya doğru yol alan trende genç kız bir eliyle dizlerinde uyuyan sevgilisinin saçlarını okşuyor, diğer eliyle de karnındaki miniği seviyordu sakince. Başını trenin camına yaslamış bir bir arkalarında kalan ulu ağaçları izledi bir süre. Gün batmak üzereydi.
Pansy masadaki kahve bardağını alıp bir yudum içti yavaşça. Şeker midesini bulandırdığında yüzünü ekşiterek bardağı geri koydu. Sabah da yumurtanın kokusundan midesi bulandığı için kahvaltı yapamamıştı. Bazen deliler gibi tatlı yemek istiyor, bazense yiyecek bir şey gördüğünde kusmamak için çaba harcıyordu.
Hızla giden tren demir rayların üzerinde aniden durduğunda, oluşan gürültüyle Theo sıçrayarak uyandı. Gözlerini ovuştururken kalkıp Pansy'e döndü. ''İyi misin?'' dedi uykulu bir sesle.
''İyiyim. Neden durduk ki?''
''Ben bir bakayım.'' dedi ayağa kalkmadan kızın yanağına bir öpücük bırakıp.
İnce camdan yapılmış siyah kaplamalı sürgü kapıyı açtığında karşısında dikilen adamın sert bakışlarıyla karşılaştı. ''Mr... Mr. Parkinson?'' dedi şaşkınlıkla.
Uzun boylu adam Theodore'un omzu üzerinden koltukta oturan kızıyla göz göze geldiğinde, bakışlarını tekrar oğlana çevirdi ''Ne yaptığınızı sanıyorsunuz?'' adam tek kaşını kaldırırken sesini yükseltmemeye dikkat ediyordu. ''Çabuk in aşağıya.'' dedi Pansy'e dönüp.
''Baba bak-
''Açıklama istemiyorum.'' adam cübbesini düzeltirken arkasını dönüp ilerlemeye başladı ''Aşağıda konuşacağız.''
Pansy korkuyla yürürken dudağını ısırdığında Theo kızın elini tuttu sıkıca. ''Ben yanındayım.'' diye mırıldandı ''Kimse bizi ayıramaz, üçümüzü de.''
***
20 Yıl Önce
''Bize katılmanız ne büyük şeref.'' dedi Cygnus Black kadehini masanın baş köşesinde oturan Riddle'a kaldırırken. ''Ailemiz düşüncelerinize her zaman destek vermeye ve hizmetinizde olmaya hazırdır.''
Tom asilce kadeh kaldırarak karşılık verdi. ''Köklü bir safkan ailesiniz.'' konuşmalarındaki tonu da gözleri kadar soğuktu. ''Umarım bunun sorumluluğunu da kaldırabilirsiniz.''
Regulus sinirle gülerek burnundan soluduğunda, Bellatrix'in göz bebekleri hırsla büyüdü genç adama bakarken. Riddle'ın buz mavileriyle karşılaştığında elindeki peçeteyi buruşturup masaya attı Regulus ve annesine dönüp ''Size afiyet olsun.'' dedikten sonra hızla masadan kalkıp salondan ayrıldı.
''Kusura bakmayın.'' diye atıldı Bella ''Kuzenim biraz-
''Daha çok genç.'' dedi Tom omuzlarını dikleştirirken. ''Yakında doğruları görmeye başlayacaktır.'' bakışları ona en uzak köşede oturan Narcissa'yı bulduğunda bir süre güzel yüzünü süzdü genç kızın. Ardından hipnozdan uyanır gibi gözlerini kırpıp babasına döndü.
''Madalyon'u Malfoy'lardan teslim aldım.'' dirseklerinden destek alarak masaya biraz daha dayanırken, ''İyi iş çıkardınız Mr.Black.''
''Her sözünüz bizim için emirdir.''
Gayet sakin ama sorgulayıcı bir tonda ''Bir düğün planladığınızı bilmiyordum.'' dedi sol kaşını kaldırarak.
''Evet.'' yaşlı adam gururla omuzlarını kaldırdığında, Tom Narcissa'nın göz devirdiğini fark etti. ''Küçük kızım en değerlimdir, ancak Malfoy'lar gibi asil bir aile onun kıymetini bilebilir.''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Storm In Hogwarts // Dramione
Fan-Fiction✨Hermione, Draco'nun büyük sırrını öğrendiğinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.✨ 👑 WattpadFanficsTR, "Hogwarts Dünyası" adlı okuma listesinde! 🏳️🌈 "Homofobikler giremez." -Eşcinsel içerik - ¬TAMAMLANDI- |Bölüm Sayısı 38|
