|36| Saray

2.5K 169 176
                                        

Richard sarayın gül ve lavanta kokan bahçelerinde kolunun altına sıkıştırdığı birkaç parça parşomenle, sarayın küçük çocuklarına eğitim verdiği salona doğru ilerliyordu. Güneş bugün ışıl ışıl parlıyor ve bahçeyi cennetten bir köşeymiş gibi aydınlatıyordu.

Genç adamın siyahlı mavili uzun cübbesi onu tam bir eğitimci gibi gösteriyordu. Küçük çocuklara astronomi ve muggle bilimlerinden biri olan matematik eğitimi veriyordu. William onu sarayda tutabilmenin en iyi yolunun bu olduğunu düşünüyordu, böylece saray halkına birden bire çıkıp gelen ve haftalardır ortalarda gezen genç adamın bulunma nedenini daha rahat sunabilmişlerdi.

Richard'ın hızlı adımları tanıdık bir yüzün görülmesiyle durakladı. ''Hermione?'' diye mırıldandı siyah kaşlarını çatarken. Genç kızın yüzünde mahçup ve buruk bir gülümseme vardı, hemen yanında ise Draco Malfoy elindeki ağır valizleri çeke çeke yürümeye çalışıyordu. Yüce Malfoy büyü kullanamadığı için yeterince sinirli gözüküyordu.

Genç kız içeri girecekken kapıdaki muhafızlar onları durdurduğunda Richard koşarak yanlarına geldi. ''Sorun yok.'' dedi nefes nefese ''İkisi de Prens William'ın arkadaşı olur. Girmelerine izin verin, ben prensle konuşurum.''

Muhafızlar geri çekildiğinde genç kız gülümseyerek eski arkadaşına yaklaştı. ''Merhaba Richard.''

''Hermione.. Draco hoşgeldiniz.. ama burada ne işiniz var? Buras-

''Uzun hikaye Ravenclaw.'' dedi Draco elini çocuğun omzuna koyarken ''Umarım sarayda fazladan bir odanız daha vardır.''

Richard gülümserken eski dostuna sarıldığında Draco karşılık verdi. ''Tabii ki var. Sizi Will'e götüreyim.'' Genç adam Draco'nun elindeki ikinci valizi aldı ve uzun taş yolda yürümeye başladılar.

''Buraya kadar geldiğinize göre bizim dünyamızda işler pek yerinde değil gibi.''

''Hem de hiç değil. Boka battık Rich.''

''Draco, Will'in babası nasıl öldü biliyorsun değil mi?'' dedi aniden yolun ortasında durarak.

''Bilmem.'' sarı kaşlar umursamaz bir ifadeyle çatılırken boştaki elini genç kızın beline yerleştirdi. ''Nasıl öldü ki?''

Richard sesli bir nefes verirken omuzları düştü. ''O gece, Voldem-'' genç adam etraftaki muggle'lara baktıktan sonra sesini alçalttı. ''Voldemort'un, Dumbledore'u elinden kaçırdığı gece.. Hatta.. Sanırım babanın ölüm yiyen işaretinin yakıld-

''O gece mi ölmüş?''

''Evet. Ölüm Yiyenlerden birinin yaptığı açık ama kim olduğunu bakanlık hala bulamıyor.''

Hermione içine çektiği tarçınlı kekin nefis kokusuyla mest olurken konuşulanlardan uzaklaşmış gibi duruyordu.

Bu sözün üstüne, anılar Draco'nun gözlerinin önüne yağmur damlaları gibi yağmaya başladı. Bella'nın kahkahaları, Dumbledore'un tavırları ve Voldemort'un babasına yaptıkları... Ama bunlar hikayenin eşleşen kısmıydı. Kafasında hep soru işareti bırakan olay başkaydı. O gece Draco, Dumbledore'u öldürdüğünü düşünüyordu, çünkü son yolladığı lanetten sonra yaşlı adamı bir daha görmemişti fakat kısa bir süre sonra onun ölmediğini öğrendiğinde bu şüphelerini bir kenara bırakmıştı.

''Draco?''

Hermione'nin elini tutmasıyla, mavi gözler taş zeminden yukarı doğru kaydı. ''Efendim?''

''Tüm bunları kahvaltı yaptıktan sonra konuşsak olmaz mı?''

İki genç de kızın bu sevimli bakışlarına gülmeden edemedi. ''Peki içerde konuşuruz.'' Draco yürümeye başladığında, Richard onu hızlı bir hamleyle durdurdu. ''Çocuklar, William artık büyücülük dünyasıyla ilgili hiçbir şeyle ilgilenmiyor ve duymak dahi istemiyor. Sizin gelişinizi anlayışla karşılayacağından eminim ama vereceği tepkileri alttan almaya çalışın, sonuçta babasını kaybetti ve-

Storm In Hogwarts // DramioneBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin