|35| Yolculuk

2.5K 172 367
                                        

5 Haziran Draco Bebeğimin Doğum Gününe Özel bir bölüm yayınlamak İstedim...🥂

Keyifli okumalar...

Draco yeni doğmaya başlamış güneşin taze ışıklarıyla gözlerini açtı. Kollarındaki kız hala tılsımın etkisiyle uyumaya devam ediyordu. Yavaşça kolunu kızın altından çekip uyuşmuş kaslarını ovuşturdu.

İçine çöken huzursuzluk genç adamın nefes almasını zorlaştırıyordu. Yataktan kalkıp yavaş adımlarla pencerenin önüne adımlarken aklı hala annesindeydi. Dün gecenin aksine hava sanki bahar aylarının en taze günleri gibi aydınlıktı.

Voldemort için dün gece, bardağı taşıran son damlaydı. Kupanın yok edildiğini hissettiğinde bunun son olmayacağını biliyordu. Tüm yoldaşlarını toplayıp dakikalar içinde Hogwarts'a ulaştığında aradığı iki kişi vardı. Albus Dumbledore ve Harry Potter. Draco, dün gece bu üç büyücü karşı karşıya geldiyse hiçbir şeyin yolunda gitmeyeceğinden emindi.

Bu bir savaştı ve onlar tüm geceyi bu evde hapis kalarak geçirmişlerdi. Genç Malfoy bakışlarını dışarıdaki bahar manzarasından, hala uyuyan sevgilisine çevirdi. Dün gece hissettiği şeyi hatırladı, kızın karnından yayılan o enerjiyi. Draco bunun bir bebek olabileceğinin bilincindeydi ama inanmak istemiyordu.

Hermione zaten onun zayıf tarafıydı. Onun için ailesine bile karşı gelmiş, Voldemort'a ihanet etmiş, kendinden bile ödün vermişti. Ama bir çocuk... Draco her şeye aşırı derecede bağlanan bir insan olduğunun farkındaydı ve eğer kız gerçekten hamileyse yakışıklı büyücü çocuğu için ölümü bile göze alır, şartlar ne olursa olsun onları korurdu. Fakat kendi hayatları bile mahvolmuşken, onu nasıl böyle bir dünyada büyütebilirlerdi?

Genç adam yaklaşıp yatağın başucuna oturdu, kızın yüzüne dökülen kabarık saçlarını okşarken elleri titriyordu. Eğilip yanağını yavaşça öptükten sonra elini kızın karnına yerleştirdi. Güçlükle derin bir nefes almayı başardıktan sonra kalkıp babasına bakmak için odadan çıktı.

Merdivenlerden uyuşuk adımlarla inerken salona açılan büyük girişe cisimlenen Narcissa Malfoy ile karşılaştığında bir süre donuk bakışlarla kadını süzdü şaşkınca. Cissy sol elinde gevşekçe tuttuğu asası, yırtılmış etek uçları, yüzündeki is benzeri lekeler ve ellerinden elbisesinin kenarlarına bulaşmış kan izleriyle karşısında dikiliyordu. Güzel kadın savaştan çıkmış gibiydi ama en korkunç olansa yüzündeki o hissiz ifade idi. Boş ve soğuk bakıyordu, şok benzeri bir travma yaşamış gibiydi.

Draco koşarak kadına sarıldığında Narcissa karşılık bile vermedi. Oğlunun omzu üzerinden etrafa bakmaya devam ediyordu. ''Anne iyi misin?'' dedi endişeli mavileri dolmak üzereyken. ''Ne oldu?''

Narcissa elini güçlükle kaldırıp oğlunun yanağını okşadıktan sonra yanından geçip merdivenlere doğru adımladı. Yukarı doğru bakarken sarışın büyücü kadını omuzlarından tutup sarstı ''Anne neler oluyor! Bir şey söyle!''

Cissy uzun eteğini tutarak merdivenin alt basamaklarına çöktü. Oturduğunda yüzünü sıvazlayıp yeni uyanıyormuşçasına gözlerini ovuşturdu, ardından bakışlarını yine yere çevirdi. Draco da hemen yanına geçip elini kadının dizine koydu. ''Anne bir şey söyle'' diye mırıldandı, kadının soğuk bakan gözleri ona döndüğünde genç adamın içini korku kapladı.

''Öldü.'' dedi kadın düz bir sesle ''Tom.. Öldü.''

Draco'nun kalp atışları duyduklarının etkisiyle hızlanırken yüzünde belli belirsiz bir gülüş oluştu. ''Voldemort mu?'' genç adam dizlerinden destek alarak ayağa fırladığında tekrar sordu. ''Voldemort öldü mü? Sonunda başardık mı!?'' dedi bir eliyle saçlarını karıştırırken diğer eli belindeydi. ''Anne sen-

Storm In Hogwarts // DramioneBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin