Not: Bölüm +18 unsurlar içerebilir.
Kısa Bir Anketle Başlayalım,
Bölümlerde eskiye değinilmesinden memnun musunuz?
Tom Riddle sahnelerini seviyor musunuz?
Gidişatla ilgili aklınıza takılan, merak ettiğiniz bir durum var mı?
Keyifli okumalar..
***
''Ne yani?'' dedi Draco kaşlarını çatarak yataktan kalkarken. ''O yaratık bir zamanlar anneme takıntılıydı öyle mi?''
Lucius hasta yatağında kucağında duran tepsiyi kenara ittirdi. ''Öyle. Her zaman etrafımızda dönüp durdu, sanki bir hatamı kolluyormuş gibi.. Pusuya yatmış sinsi bir yılan gibi yıllarca bizi izledi. Sen doğduktan sonra...'' adam derin bir nefes aldı. ''Sen doğduktan sonra vazgeçer sandım ama Cissy'e her zaman farklı davrandı. Başkası yapsa iki saniye bile yaşatmayacağı tüm hatalarını görmezden geldi.''
''Aklım almıyor.'' dedi genç adam parmaklarını sarı saçlarından geçirirken. ''Bunca zaman nasıl fark edemedim.. Tüm o toplantılarda.. Tam bir aptalım.''
''Benden nefret ediyor-
''Besbelli.'' Draco adamın yüzündeki, işkenceden kalma yaraları işaret etti.
''Şuan ölmemiş olmamın tek sebebi bunun çok kolay olması. Resmen çürümemi istiyor.''
''O kadar kolay değil.'' dedi Draco burnundan solurken. ''Yıllar sonra da olsa bir Malfoy'a bulaşmanın ne demek olduğunu görecek.''
''Bir aptallık yapmaya kalkışma.'' Lucius yatıştırıcı ama kesin bir sesle söylendi ''Ölüm Yiyenler hainlik yaptığımı biliyor ve hepsi peşimizde, bakanlık ise ölüm yiyen olduğumuzu çoktan öğrendiğine göre... Şuan iki taraf için de hedef noktadayız.''
''Ne yapacağız peki? Sonsuza kadar bu evde çürüyecek değilim! Bir şeyl-
''Yapacağız, zamanı geldiğinde. Düzgünce yürüyemiyorum bile Draco, birkaç hafta toparlanmama izin ver.''
''Sonra?'' dedi mavi gözler sabırsızca. ''Öylece gidip avada mı atacaksın?''
''Ölüm yiyen olmanın en avantajlı yanlarından biri o pisliğin neredeyse tüm sırlarını biliyor olmak. Hortkuluklar var, ruhunu parçalara bölüp bazı nesnelere-
Kapının çalınmasıyla iki adamın hararetli konuşması bölündü. ''Lucius?''
''Efendim hayatım?''
Güzel kadın kapıyı aralayıp gülümseyerek içeri baktı. ''Hermione kahve yapıyor. Salona gelmek ister misiniz?''
Lucius başını salladı hafifçe. ''Kesinlikle.. Şu odadan çıkmak istiyorum artık.''
Narcissa yatağa yaklaşıp kocasının elini tuttu ve doğrulmasına yardım etti. Draco ise adamın kolunu omzuna atıp dengeli bir şekilde kalkmasını sağladı ve salona doğru yavaş adımlarla ilerlemeye başladılar.
Lucius sonunda koltuklardan birine kendini attığında Draco Hermione'nin yanına geçti. Narcissa ise orta sehpanın üzerinde duran bardaklardan birini ona uzatırken hemen yanına oturdu yorgun adamın yüzüne düşen saçlarını kulağının arkasına sıkıştırırken.
''Daha iyi misin?'' dedi ilgili gözlerle.
''İyiyim.'' derken Lucius yüzünü okşayan eli tutup zarif bir öpücük kondurdu.
Genç ikili hiçbir şey söylemeden öylece yan yana oturmuş onları izliyordu. Aslına bakılacak olursa Hermione'nin soracak çok sorusu vardı ama Lucius'tan biraz çekiniyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Storm In Hogwarts // Dramione
Fiksi Penggemar✨Hermione, Draco'nun büyük sırrını öğrendiğinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.✨ 👑 WattpadFanficsTR, "Hogwarts Dünyası" adlı okuma listesinde! 🏳️🌈 "Homofobikler giremez." -Eşcinsel içerik - ¬TAMAMLANDI- |Bölüm Sayısı 38|
