Ediz eve gelince Kağan ile evden çıkmış, arabasına binmiştik.
"Pijamaların ile çok tatlı duruyordun. Neden üstünü değiştirdin ki?" diyerek gülen Kağan ile "Dalga geçme." dedim.
"İleride de böyle giyinecek misin?" diye soran Kağan ile "İleride derken? İleride ne olacak?" diye sordum.
"Belki ileride aynı evde yaşamaya başlarız. Belki ileride evlenmiş oluruz." diyen Kağan ile yanaklarımın kızardığına eminim.
"Utandın mı sen?" diye soran Kağan ile ona bakmadan "Ne alaka ya? Utanmadım ben" dedim.
"Utandın sen, utandın." diyen Kağan ile tekrar cevap verme gereksinimi duymadım.
Yola sessizce devam ederken Kağan düz gitmesi gereken yolda başka bir yola girmesi ile "Kağan yanlış yoldan gidiyorsun." dedim.
"Doğru gidiyorum, merak etme Derin." diyen Kağan ile "Yolu uzatıyorsun. Bunu sende biliyorsun." dedim.
Kağan endişeyle "Derin endişelenmeyeceksen sana bir şey söyleyeceğim." dedi.
Merakla "Kağan söylemezsen endişeleneceğim." dedim.
"Evden çıktığımızdan beri takip ediliyoruz." diyen Kağan ile korkuyla arkamıza baktım. Tabii hemen arkaya dönünce onca araba arasında bizi takip edeni fark edemedim.
Kaygıyla "Kağan şimdi ne yapacağız? Ya bize zarar verirse?" diye sordum.
Kağan elimi tutup öptü ve "Merak etme, sana zarar gelmesine asla izin vermem." dedi. Ona güveniyordum ama korkuyordum.
Kağan belinden telsizini çıkardı ve birkaç tuşu çevirdikten sonra telsiz cızırdamaya başladı.
Kağan telsizi ağzına yaklaştırdı ve "Merkez, merkez. Ben Dedektif Kağan. Yaklaşık on dakikadır takip ediliyoruz." dedi ve bulunduğumuzu konumu söyledi.
Kağan dediklerini tekrarladıktan sonra karşı taraf destek birim yollayacağına dair bir şeyler dedi.
"Kağan bizi kim, neden takip ediyor?" diye sordum.
"Birçok kişi olabilir güzelim. Sen sakin kal." diyen Kağan ile "Tamam." diye mırıldandım.
Bir anda ateş açılmaya başlaması ile ağzımdan ufak bir çığlık çıktı. Bizi takip eden/ edenler ateş etmeye başladı.
"Derin başını eğ!" diye bağırdı Kağan ve belinden kendi silahını çıkardı. Ama artık çok geçti. Virajdaydık ve arabanın tekerini patlatmışlardı.
Araba virajdan takla atarak düşerken Kağan'a baktım. İkimizinde kemeri takılıydı ama bu bizi korumaya yetmemişti.
Araba yaklaşık on beş metre aşağı düşmüştü. Karnıma batmış büyük bir cam parçası vardı. Kağan'a baktığımda kafası direksiyona dayalı bir şekilde yatıyordu.
Zorlukla "Kağan" diye mırıldandım. Ondan cevap gelmemesi ile muhtemelen ezilen kolumu zorlayarak ona uzattım.
Ama onu dokunamadım. Ulaşamadım. Kağan'a değemiyordum. Kolumu tekrar Kağan'a uzatırken gözlerim karardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Dedektif'in Doktor'u
ChickLitBir soruşturma yürüten dedektif bir dava da kurban olma olasılığı olan bir doktoru korumak isterken aşık olursa ne olur? Doktor artık Dedektif'in Doktor'u'dur.
