hayatı boyunca kötü sabahlara uyandığını düşünmüştü donghyuck. genelde duyduğu alarm veya evdeki seslerle uyanır ve uyandığı için homurdanıp sabahını ruhsuz geçirirdi. en yakın arkadaşı renjun, ne yaparsa yapsın sabahları donghyuck'u güldüremeyeceğini bilirdi bu yüzden canını sıkmayacak konulardan bahsederdi. aradan bir iki saat geçtikten sonra ise keyfi yerine gelir ve renjun'e dahil olurdu. ancak üç sabahtır donghyuck, en yakın arkadaşının bildiği donghyuck değildi.
sabahın sıcacık güneşi, donghyuck'un odasını davetsizce turlarken donhyuck'un yüzüne de uğramış ve yüzündeki tebessümü ortaya çıkarmıştı. donghyuck belki sabahları kendi hâlinin farkında değildi ancak üç sabahtır kendi içindeki mutluluğun verdiği enerjiyi hissedebiliyordu. buna sebep olan kişi tabii ki de kollarının arasına yerleştiği sevgilisiydi. bunun oldukça farkındaydı ve bunun için daha sonra jeno'yu bir güzel öpmeyi unutmamak adına aklına koydu.
güne jeno ile başlamak, jeno ile yemek yemek, jeno ile yüzmek, jeno ile uyumak ve jeno ile uyanmak kısacası jeno ona iyi gelen tek şeydi ve jeno ile beraber sadece günlük rutinlerini halletmeyi bile seviyordu. sevdiğinin farkında olmayı ayrıca seviyordu. bunları düşünürken bile yüzüne yerleşen tebessümden haberi yoktu. gözlerini açar açmaz gördüğü eşsiz yüz ise onu öpme isteği barındırıyordu. daha uyanalı yeni olmuşken içinde bu kadar sevgi barındırıyor olması kalbine fazla gelmişti.
'güne nasıl başlarsanız öyle gider.' ibaresine donghyuck her ne kadar katılmasa bile hayatında bir kez olsun o hayalini kurduğu güzel günü gerçekleştirmek adına, sadece bellerine kadar örtünmüş ince pikenin altında kıpırdanmıştı. amacı sanki aralarında mesafe varmış gibi o minicik arayı kapatıp sevgilisinin kurumuş dudaklarına minik bir öpücük bırakmaktı.
ancak dilediği gibi olmamıştı. kollarının arasında kıpırdanan bedene karşı kollarını daha da sıkılaştıran jeno, donghyuck'un yüzüne çarpan güneş ışıklarını kesmiş onun yerine donghyuck'un yüzü jeno'nun göğüsüne gömülmüştü. donghyuck ise kollarını jeno'nun ince beline sarmalamış kokusunu içine çekerken sevgilisinin minik nefesleri saç tellerinin arasında turluyordu.
yine asla bozulmasını istemediği anlardan biriydi ve bir kereliğine de olsa zamanın durmasını, hep öyle kalmalarını diledi. ancak vermesi gereken bir sabah öpücüğü vardı ve yavaş yavaş acıktığını hissediyordu. annesinin erkenden işe gittiğini bildiğinden içi oldukça rahattı sadece tek dileği gece onları görmemiş olmasıydı. ondan habersiz eve erkek arkadaşını aldığını öğrenseydi ne yapacağını kestiremiyordu çünkü.
ilk seferde başarısız olmasına rağmen bu sefer o öpücüğü vermekte kararlı olan donghyuck başını yukarı kaldırmış böylece jeno'nun sıcacık nefesi yüzünü aynı kolları gibi sarmalamıştı. bununla beraber donghyuck tebessüm etmiş ve uyuyan yüzü bir kez daha seyre saldıktan sonra öpmesi gerektiği tekrardan aklına gelmiş ve bunun için harekete geçmişti.
başı hâlâ yukarıya doğru bakarken sevgilisinin sımsıkı bir şekilde beline sardığı kollarından yukarıya tırmanmak her ne kadar zor olsa da bir şekilde onu uyandırmadan öpmeyi başaracaktı. mutlaka öpücüğüyle uyanmalıydı ve o öpücüğü verirse gerçekten büyük bir iş başarmış gibi hissedecekti. yine uyanma riskine karşı en yumuşak hareketle kollarını jeno'nun belinden çekmiş ve jeno'nun vücudundan destek alarak kendini biraz olsun yukarıya çıkarmayı başarmıştı. içinden binlerce kez sevgilisinin derin uykusuna teşekkür ederken harekete geçmeye hazır hissediyordu.
önce sıcacık elini biraz yukarısında bulunana pürüzsüz yüze götürmüştü. parmaklarını olabildiğince yumuşak bir şekilde jeno'nun yanağında ve çene hattında gezdirirken gözleri, sevgilisinin kapalı göz kapaklarına takılmıştı. uyuyor olmasına karşın bu kadar güzel gözükmesi haksızlıktı. yüzünü incelemeye devam ederken gözleri birden sevgilisinin pembeliklerine takılmış ve ne yapması gerektiğini hatırlamıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
dolce, nohyuck
Fanfiction"gözlüklü!" "..." "arkadaşım senden hoşla-" 「lee jeno 🖇 lee donghyuck started-010220 finished- for ☁️ @mybaechan 」
