|4|

152 39 48
                                        


"Ara tatilde annemlerin yanına gideceğim," dedim sınıftan çıkarken. "Uzun zamandır onları göremedim iyi olacak."

Bu koca bir yalandı. Tatil gelmeden önce bir şeyler bulup arkadaşlarımdan kaçmalıydım. Ailem bunun için en uygun silahımdı. Bunu yaptığım için utansam da önümdeki bu fırsatı kaçıramazdım.

"İyi olur, gözüme girmeyi başardın." dedi Giray.

Gözlerimi devirmemek için kendimi zor tuttum.

"Dersleri bu kadar kafana takma,  son günlerde oldukça dalgınsın." dedi elini dostça omzuma atarken. Cevap vermek yerine kafamı salladım.

Dersler şu aralar kafama takacağım en son şey bile değildi. Yine de dalgınlığımı buna bağlaması işime gelirdi.

Günlerden perşembeydi ve benim en fazla dersimin olduğu şanssız günüm bugündü. Ayaklarımı sürüyerek bahçeye çıktım ve Giray'ın kolundan usulca kurtuldum. Yanımda çıkışa doğru yürürken çalan telefonuyla benle olan konuşmasını kesmişti.

Arkadaş grubumda en yakın hissettiğim insan oydu. Bunda çoğu dersimizin ortak olması da bir etken olabilirdi. Kalabalık bir gruptuk ve herkesle aynı derece samimi olamıyordum.

"İstersen bırakalım seni?" dedi kapıda onu bekleyen kırmızı arabayı işaret ederek. Muhtemelen ortamlardan tanıdığı bir arkadaşının arabasıydı.

"Yok git sen," dedim omzundan iterek. Eve gitmiyordum ve gideceğim yeri bilmesine hiç gerek yoktu.

Engellememe fırsat bırakmadan saçlarımı karıştırıp kendisini arabaya attı.

"Bunu ödeyeceksin!" diye bağırdım hareketlenen arabanın arkasından. Buna karşılık camdan kafasını uzatıp dil çıkardı.

~

Buraya en son cuma günü gelmiştim. Neredeyse bir haftadır bir türlü gelebilmek için cesaretimi toplayamadım. Ama en sonunda yine bu pürüzlü sıradan duvarın önündeydim işte.

O gün eve gittiğimde bir türlü uyuyamamıştım. Düşünceler,  dikenli bir dal parçası gibi ruhumda değdiği yeri paramparça ederken kendimi dünyanın en basit insanı olarak görmüştüm. Daha bilmediğim onca şey vardı, benden güçlü onca varlık. Bense sadece rüyalarına tutunabilen bir genç kızdım. Ona yardım etmeyi, onu hak etmediği bu esaretten kurtarmayı, her şeyden önemlisi ona ulaşabilmeyi o kadar çok istiyordum ki. Fakat daha yolun başında tanıdığım ve bana bir şeyler öğretebilecek tek insan, bana karşı hiçbir şans tanımadığını açıkça söylemişti.

Birçok kez belki de bu işe en başından karşı çıkmam gerektiğini söyledim kendime. Benim seçimimdi, hayır dersem beni hiçbir şeye zorlayamazdı. Hem o zaman o aptal rüyayı da bir daha görmeyecektim ve vicdan azabı diye bir şeyi asla hissetmeyecektim.

Bütün bu düşünceler zihnimi tıslayarak gezen, henüz zayıf olan ama dokunduğu yeri zehirlemeden geçmeyen sinsi yılanlardı.

Dün akşama kadar kendimi buraya gelmemek için zorlayabilmiştim. Fakat dünkü rüyamda bir şeyler kafama dank etti.

Hiç denemeden pes edemezdim. Bunu hak etmiyordu. Gördüklerim tek taraflı değildi,  beni hissedebiliyordu. Orada olduğumu, ona ulaşma çabalarımı... Nasıl ben onun nefeslerine aşinaysam o da bir o kadar benim nefeslerime aşinaydı. Tamam, ben her şeyi reddedip hayatıma onu asla hatırlamayarak devam edebilirdim. Peki ama o ne olacaktı? Benim pes ettiğimi bilecek ve ona bir kurtuluşu çok gören ben hakkında ne düşünecekti?

LAHZABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin