Işıl mesajı okuduktan sonra tepkisiz kaldı. Telefonun ekranını kapatıp telefonu ters çevirerek masanın üzerine koydu. Akın siparişler hazır olana kadar adamla sohbet etmişti. Sonunda ikisinin de ekmeğini alıp geldi. 'Sana bir kendime iki söyledim haberin olsun.' Dedi Akın daha oturmadan. Işıl gözlerini de belerterek 'Yuh!' dedi. İkisi de doyuncaya kadar hiç konuşmadılar. Sonunda Akın elini karnına koyup başını göğe kaldırarak 'Oh be' dedi. Işıl arkadaşının bu haline gülerek 'Şükür et şükür.' Dedi. Akın parmağını ışıla doğru kaldırarak 'Haklısın. Çok şükür.' Dedi göğe bakarak. Işıl arkadaşının keyfinin yerinde olmasını fırsat bilerek 'Düğün haftaya Perşembe.' Dedi. Akın kafasını bir anda Işıla çevirdi. 'Evlenecek misin ciddi ciddi?' diye sordu Akın. 'yani son ana kadar şansımı zorlarım ama sanırım evet.' Dedi Işıl bir yandan da omuzunu silkerken. Akın kaşlarını kaldırmış arkadaşını hayretle izliyordu. 'Işıl düğün senin düğünün. Başkasının değil. Sanırım evet ne demek?' dedi. Işıl derin bir nefes alıp denize doğru döndü. 'Ne olacaksa olsun artık.' Dedi. Arkadaşının bakışlarına aldırmadan ayağa kalkıp çantasına telefonunu atarak 'Hadi gidelim!' dedi. Akın oturduğu yerden hala arkadaşına bakıyordu. Işıl yürümeye başlamıştı. Akın başını sallayarak yerinden kalkıp Işılın peşine takılmıştı.
Işıl eve geldiğinde poyrazın kendisine bildirdiği şeyi annesine de söyledi. Poyrazın annesiyle Işılın annesi aynı kafada ve aynı istekte oldukları için bu süreç daha rahat ilerleyecek gibiydi. Annesi gayet mutluydu. Kadın duyar duymaz yemekte ne giyeceklerini ne hakkında konuşmaları gerektiğini nelere dikkat etmesi gerektiğini düşünmeye başlamıştı. Işıl annesinin nasıl bu kadar kendisini evlendirdiği için heyecanlı olduğuna inanamıyordu. Işıl annesine biraz zaman verdikten sonra 'Annecim ben duş alıp yatacağım. Haberin olsun.' Dedi. Fakat kadın kızı kolundan tutup kendine çevirdi. Işıl soran gözlerle annesine baktı. 'Ne zaman izin alacaksın?' dedi kadın. 'Şu aralar pek mümkün değil. Yeterince yoğunuz zaten.' Kadın aldığı yanıttan pek memnun olmamıştı. 'Ama düğün alışverişi ne olacak?' diye sordu. 'Hallederiz bir şekilde.' Dedi. Annesinin başka bir şey demesine fırsat bırakmadan odasına doğru yürüdü. Fakat annesi gayet yerinde bir soru sormuştu. Bir an önce Başhekime bildirip günleri ayarlaması gerekiyordu. Işıl parmaklarının ucuyla alnına bastırdı. İşler iyice kendi isteğinin dışına çıkmıştı. Işıl duşa girmek için havlusunu aldı ve banyoya geçti.
Güne yoğun başlamışlardı. Onkoloji servisinde ikinci seviyede bulunan hastası aniden kötüleşmiş yoğun bakıma alınmıştı. Ardı arkası kesilmeyen testler sonucunda kadını bu kadar kötüleştiren şeyin ne olduğu da ortaya çıkmamıştı. Işıl kalan son iki testten bir şey çıkması umuduyla beklemeye almıştı. Diğer yandan ise sevindirici haber gelmişti. Karaciğer nakli bekleyen hastası için önünde son iki kişi kaldığını her an naklin gerçekleşebileceği söylenmişti. Işıl kendi odasında geceden bırakılan hasta kayıtlarını incelerken kapısı çaldı. Işıl kafasını hiç kaldırmadan 'Gelin lütfen.' Dedi. İçeriye asistanı Demir nefes nefese geldi. Işıl çocuğun bu hareketine kaşlarını kaldırarak baktı. 'Hocam test sonuçları çıkmış.' Dedi. Işıl hızla bilgisayara yönelip hızla hastanın kodunu girerek test sonuçlarını görüntüledi. Fakat karşılaştığı tablo karşısında kaşları yeniden çatıldı. Demir meraklı bir şekilde 'Ne oldu hocam?' diye sordu. 'Sanki yeni test sonuçlarına değil de eski test sonuçlarına bakıyorum gibi. Bu kadar kötüleşmesini sağlayacak bir neden göremiyorum.' Dedi. Demir masanın yanına gelip ekrana Işılla birlikte baktı. 'Hocam ne yapacağız?' diye sordu. 'Şimdilik normal tedavimize devam edelim. Ben bakacağım biraz daha.' Dedi Işıl. Demir 'Peki Hocam.' Dedikten sonra tam odadan çıkacakken Işıl 'Başhekim odasında mı öğrensene.' Dedi. Demir kafasını selam verir şekilde salladıktan sonra odadan çıktı. Işıl tekrar bilgisayar ekranına dönüp detaylı şekilde test sonucuna bakmaya başladı. Fakat önemli ölçüde değişiklik yoktu. Verilen ilaçlar yüzünden bazı değerlerde oynama vardı sadece. Telefonu çalınca dikkati dağıldı ve telefona döndü. Demir arıyordu. Daha telefonu açar açmaz 'Hocam Başhekim odasındaymış.' Dedi. Işıl 'Tamam. Sen hastanı tedavisini devam ettir.' Dedi ve kapattı. Işıl ekranı uyku moduna aldıktan sonra telefonunu da yanına alarak Başhekimin odasına gitti. Kapıyı tıklatıp kapıyı hafifçe açtı. 'Müsait misiniz Hocam?' diye sordu. Başhekim 'Gel Işıl.' dedi. Işıl kapıyı geçebileceği kadar açıp girdikten sonra tekrar kapattı. Masanın önüne ilerledi. Adam kızı izliyordu. 'Otur.' Dedi koltuğu göstererek. Işıl dediğini yapıp oturdu. 'Hocam benim size bir şey bildirmem lazım.' Diye konuya giriş yaptı. Başhekim Işıla kaşlarını çatarak baktı. Hastane de Işılla Erdemin kavgaları genel olarak trend olurdu. Birbirlerini şikayet etmekten de geri kalmazlardı. Başhekim bunu düşünerek 'Erdemle mi ilgili?' dedi. Işıl olumsuz anlamda kafasını sallarken 'Hayır.' Dedi. Başhekim şaşırmıştı. 'Hastalarla mı alakalı?' diye sordu. Işıl gözlerini yukarı kaldırarak düşünüyormuş gibi yaptı. 'Kısmen.' Dedi. Başhekim sonunda sormaktan vaz geçip 'Söylesene kızım o zaman ne ile ilgili.' Işıl tatlı tatlı gülümseyerek 'Hocam haftaya Perşembe günü müm-!'. Başhekim 'Hayır!' diye lafını kesti. 'proje varken izin veremem.' Dedi. Işıl gözlerini kapatıp dudaklarını birbirine bastırdı. 'Ama hocam evleniyorum.' Dedi. Adam Işıla şok olmuş bir şekilde baktı. Işıl tekrar tatlı tatlı gülümsedi. 'Durdun durdun bu zamanı mı buldun?' diye sordu. Işıl hayretle kaşlarını kaldırdı. Tamam beklediği tepki sevinmesi değildi ama böyle bir şey de değildi. 'Yani hocam bunun pek bir zamanı olmuyor.' Dedi. Adam ellerini ne yapacağını bilemez şekilde iki yana açtı. Işıl direk 'Hocam sizi de çağırırım düğüne.' Dedi. Ama adamın bakışları karşısında tekrar koltuğa sindi. Adam bilgisayara döndü. 'Ne zamana demiştin?' dedi. 'Haftaya Perşembe hocam.' Adam takvimi açtı önüne. Biraz inceledikten sonra Işıla döndü. 'O zaman şöyle yapabiliriz. Perşembeden pazartesiye kadar izin yazarım fakat!' dedi. Işıl tam sevinmişti ki fakat lafını duyunca gerginlikten elini boynuna götürüp baskı yaptı. 'Projeden sonra en yoğun program seninki olur. Kesinlikle itiraz istemiyorum.' Dedi. Işıl rahatlamış gibi nefesini verdi. Daha kötü bir şey beklemişti nihayetinde. 'Kabul Hocam.' Dedi. 'Ben işimin başına döneyim.' Dedi. Başhekim onu odadan çıkmadan durdurdu. 'Kiminle evleniyorsun?' diye sordu. Birkaç saniye başhekime nasıl açıklayacağını düşündükten kendince bir çözüm buldu. 'Sürpriz olsun hocam.' Dedi. Başhekim kıza onaylamaz bir bakış attıktan sonra 'Akına söyle o günlük o da izinli.' Deyince Işıl 'Çok çok teşekkür ederim Başhekimim.' Dedi. Başhekim Işılı kendi kızı gibi seviyordu. Her ne kadar lafı fazla ağzında olsa da becerikli ve yetenekli bir kızdı. Hastalara gösterdiği önem ve saygı Işılı işe alırken adamı en etkileyen özelliklerinden olmuştu. Evlenmesine sevinmişti bir yandan da. Işıl odadan çıkar çıkmaz Akına mesaj çekti. 'Perşembe günü sende izinlisin.' Telefonunu önlüğünün cebine atıp servise doğru yürümeye başladı. Daha servise yetişmemişti ki yolda kendisini Emirle birlikte Ada ve Kerem karşıladı. 'Ne oldu?' diye sordu. Emir 'Hocam dün aniden kötüleşen hastamız vardı ya.' Dedi. Işıl evet anlamında kafa salladı. 'Dün öğlen vakti biri ziyaretine gelmiş. Adam kendisini hemşireye oğlu olarak tanıtmış.' Dedi. 'İletişim bilgisi bırakılmış mı?' diye sordu Işıl. Emir 'Maalesef hocam.' Diye yanıtladı. Işıl Emirden gözlerini çekerek düşünür şekilde etrafına bakınmaya başladı. 'Kadının hayat hikayesini bilmiyoruz ki.' Dedi kendi kendine. Işıl tekrar Emire döndü. 'Servisteki hemşirelere söyle eğer bir kez daha gelirse beklemesini söylesinler. O kişiyle görüşmek istiyorum.' Dedi. Emir onayladıktan sonra elinde bulunan dosyayı Işıla uzattı. Işıl elinden alırken 'Kimin bunlar?' diye sordu. 'Hocam kemoterapiye başlayacağımız iki hasta vardı. İkisinin de test sonuçları geldi az önce.' Dedi. Işıl iki test sonucuna da baktıktan sonra kağıtların birini Adaya diğerini Kereme uzattı. 'İnceleyin ve ne yapacağımızı söyleyin.' Dedi. Daha sonra tekrar Emire döndü. 'Sen zaten biliyorsun başla hazırlıklara.' Dedi. Emir servise dönerken Işılın telefonuna mesaj gelmişti. Stajyerler hala incelerken Işıl gelen mesaja baktı. 'Promosyon muyum ben geline izin yanında arkadaşına da hediye?' Işıl Akının attığı mesaja gülmemek için kendini zor tuttu. 'Eğer bu kadar istemiyorsan söyleyeyim de Başhekime iznini iptal etsin.' Diye yanıtladı mesajı. Ada 'Hocam?' diye seslenince telefonu kapatıp cebine attı. 'Evet?' dedi. Ada elindeki kağıdı tekrardan hocasına uzatarak 'Bu hastanın değerleri kemoterapiyi kaldırabilecek şekilde fakat diğer hasta için aynı şeyleri söyleyemeyiz. Genel olarak değerler iyi olsa da birkaç değer kemoterapi zamanında sıkıntı olabilir.' Diye açıklama da bulundu. Daha sonra Işılın yüzüne bakarak tepkisini anlamaya çalıştı. Işıl büyük bir dikkatle dinledikten sonra 'O zaman gidip Emire yardım edin.' Dedi. İkisi de doğru bilmenin sevinciyle hızla Emirin gittiği yere doğru ilerlemeye başladılar. Işılsa hastalarına haber vermek için odalarına gitti. İlk önce kötü haberi vermeyi seçmişti. Hastasının yanına gitti. Adam 50 yaşındaydı ve Bağırsak kanserine yakalanmıştı. Henüz başlangıç seviyesinde olmasına rağmen kemoterapiye başlayamıyorlardı. Adama haberi verince adam kendini tutamayıp ağlamaya başladı. Işıl 'Amcacım sakin ol. Bunun tek çözümü kemoterapi değil tedaviye devam ederiz ameliyat için hazırlarız sizi.' Diye teselli vermeye çalıştı. Adam ağlayarak 'Ah kızım. Birçok kişi bu hastalığın tedavisi yokmuş, ne yaparsan yap 5 yılda seni yer bitirirmiş.' Dedi. Işıl tek kaşını kaldırmış bir şekilde dinliyordu adamı. 'Amca doktoruna mı güveneceksin yoksa etraftan söylenen altı boş laflara mı?' dedi. Adam göz yaşlarını silip Işıla döndü. 'O kadar yıl çalıştım didindim sırf yaşlanınca hanımı da alıp köye gidip balkonda birer çay içebilmek için. Bana bu hayalimi yaşatabilir misin Doktor Hanım!' Dedi. Işıl adama üzülmüştü. Çoğu insan sanki hiç hasta olmayacak sanki hiç yaşlanmayacak gibi yaşıyordu ve planlarını erteliyordu. Gerçek onları bulunca ise kahroluyorlardı. Adamın elini tuttu. 'Eğer bize yardım edersen sen de çabalarsan tabi ki de hayalinizi yaşayabilirsiniz.' Dedi. Adam söz vermişti Işıla. Yaşama isteği güçlü olan hastaları Işıl hep sevmiştir. Çünkü onlarla birlikte savaşmak daha hoş geliyordu. Adamı sakinleştirdikten sonra diğer hastasının yanına gitti. Bu diğer hastalarına nazaran daha genç bir hastaydı. Otuzlarının ortasındaydı. Hastasının odasına girdiğinde adam okuduğu kitabı bırakıp gelen kişiye döndü. 'Nasılsınız Samet Bey' dedi Işıl. Adam gülümsedi. 'İyiyim teşekkürler. Siz nasılsınız?' diye sordu. Işılda ona gülümsedi. 'Bugün çok mutlu bir haberim var size duymak ister misiniz' dedi. Adam hafiften doğruldu. 'Merakla bekliyorum.' Dedi. 'Kemoterapiye başlayacağız yakın zamanda. Az sonra diğer doktorlar gelip neler yapacağımızı anlatacaklar.' Deyip gülümsedi. Adamcağız ne yapacağını şaşırdı anlık fakat sonradan mutlu olduğunu ifade edecek kadar gülümserken gözleri de dolmuştu. Işıl anlayışla baktı adama. 'Bu gerçekten çok güzel bir haber.' Dedikten sonra gözlerini silip burnunu çekti. 'Artık şarkı söyleyebileceğim rahatça değil mi?' diye ekledi. Işıl başını evet anlamında salladı. 'Bana sözünüz vardı unutmadınız değil mi? Eğer tam iyileşme gerçekleşirse benimle şarkı söyleyecektiniz.' Diye bir hatırlatmada bulundu. Işıl elini alnın götürdü. 'Siz hala onu hatırlıyor musunuz?' diye gülerek sordu. Adam unutur muyum hiç?' dedi. Işıl ellerini havaya kaldırdı. 'Peki siz iyileşin sözümü tutacağım fakat şimdilik benim gitmem gerekiyor.' Dedi ve adamın onayını aldıktan sonra odasından çıktı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ANLAŞILMAK
Teen FictionHerkesin anlaşılmak istediği bir an vardır. fakat o anları kimseye söyleyemezsiniz.