13 - Sen Benimsin

106 2 0
                                    

Mert çok fazla detaya girip Cansu'yu sıkmadan kendinden ve ailesinden bahsetti. Cansu Mert'i dinlerken onun ne kadar cesur ayakları üzerinde duran mücadeleci birisi olduğunu düşündü. Hayat işte herkesi farklı şekilde sınıyordu. Mert'in hiç bir yakının olmaması Cansu'yu üzmüştü ama Mert'e belli etmedi. Oysa kendiside büyük bir acı yaşamıştı ama neyseki yanında onu çok seven büyükannesi ve büyükbabası vardı. Cansu ve Mert sahil boyunca hem yürüyor hemde birbirlerini tanımak için sohbet ediyorlardı. Mert ara sıra muziplik yapıp Cansu'yu güldürüyordu. Akşam olmak üzereydi. Sohbet o kadar güzel ve samimiydi ki vaktin nasıl geçtiğini anlamamışlardı. Cansu Mert'le vedalaşıp eve gitmesi gerekiyordu. Mert "yarın kahvaltıyı birlikte yapalım mı?"diye sordu. Cansu kararsız bir şekilde baktı ne cevap vereceğini bilemedi. Mert'in gamzeli yanaklarında ki o çocuksu gülümseme o kadar masum duruyordu ki bu teklifi reddetmek gerçekten çok zordu. dayanamayıp "Tamam yarın görüşürüz o zaman "dedi Cansu. Kucağında güller yüzünde tebessümle mutlu bir şekilde eve geldi. Büyükannesi onu böyle görünce çok sevindi. Büyükannesinin yanağına kocaman bir öpücük kondurdu. Odasına çıkıp üzerini değiştirdi. Büyükannesi mutfakta akşam yemeği hazırlıyordu. Cansu hemen yardım etmeye başladı. Sofrayı hazırladı.  Büyükbabası kasabadan yeni dönmüştü. Cansu büyükbabasını kapıda karşıladı onun da yanağına kocaman bir öpücük kondurdu. Büyükbabası ve büyükannesi hayretler içinde torunlarının bu haline şaşkın şaşkın bakıp onun böyle mutlu olmasına çok seviniyorlardı. Yemekten sonra Cansu kahve hazırladı. Uzun zamandır büyükbabasıyla tavla oynamamışlardı. Tavlayı getirdi büyükbabasının karşına geçti. İkiside birbirlerine sevgi dolu baktılar. Cansu oyuna başladı büyükannesi onları hayranlıkla izliyordu. Her zamankinin aksine bu sefer oyunu ilk kez Cansu kazandı. Büyük bir sevinçle büyükbabasına sarıldı. Büyükbabasıda ilk defa oyun kaybetmişti ama torununun sevinci her şeye bedeldi. Cansu izin isteyip odasına çıktı. Büyükannesi Cansu'nun bu mutluluğunun eve gelirken getirdiği güllerle alakası olduğunu düşünüyordu. Bu düşüncesini eşiyle paylaştı. İkiside Cansu'nun kasabada  Mert'ten başka tanıdığı birisi olmadığını biliyorlardı bu yüzden gülleri Mert'in verdiğini tahmin etmek zor değildi. Torunlarının Mert'le arkadaşlık etmesine olumlu bakıyorlardı. Mert çok dürüst ve iyi birisiydi. Mert sabah erkenden uyandı. Bugün Cansu kahvaltıya gelecekti onun için hemen hazırlıklara başladı. Cansu büyükannesinden izin alıp kahvaltı yapmadan evden çıktı. Mert'in barakasının önüne geldi. Etrafta hiç ses yoktu. Miço da görünmüyordu. Kapıya vurdu bir kaç kez açan olmadı. Acaba Mert unutmuşmuydu. Etrafına bakındı tam eve geri dönmeye karar vermişti ki Miço'nun havlamalarını duydu ve o yöne baktı. Mert elinde bir buket papatya ile birlikte Cansu'ya doğru geliyordu. Cansu'nun yüzünde masum bir tebessüm oluşmuştu. "Günaydın kusura bakma lütfen çok bekledin mi? Sana çiçek almaya gitmiştim."dedi Mert. Cansu "yeni geldim bende hem hiç gerek yoktu dün almıştın zaten zahmet olmuş" dedi. Mert barakanın kapısını açtı birlikte içeri girdiler. Cansu büyük bir şaşkınlıkla etrafa baktı. Mert harika bir sofra hazırlamıştı. Her yerde beyaz güller vardı üstelik baraka daha önce geldiğinden daha temiz ve derli topluydu. Mert bayağı anlıyordu demek ki bu işlerden. Sofra harika görünüyordu menemen bile vardı. Cansu "Sen mi yaptın tüm bunları çok güzel her şey "dedi. Mert Cansu'nun sandalyesini çekti oturması için buyur etti. Cansu Mert'in bu hallerine çok şaşırıyordu bu kadar kibar ve centilmen birisi olacağını hiç düşünmemişti. Güzel bir sohbet eşliğinde keyifle kahvaltılarını yaptılar. Cansu kahvaltı sofrasını toplarken Mert'e yardım etti. Bir yandanda Mert'in yaşadığı bu küçük evi inceliyordu. Cansu hep büyük villalarda, yalılarda çifliklerde yaşamıştı. Burası ona çok küçük geliyordu. Mert Cansu'nun meraklı bakışlarından durumu farketmişti. "Miço'yla biz burayı seviyoruz"diye başladı sözlerine ve devam etti."burası bizim için bir evden çok huzur bulduğumuz bir sığınak gibi. Yıllardır burdan başka bir yere gitmedim burda annemin babamın hatıraları var. Ben bir tek burda nefes alabiliyorum burda huzur bulup mutlu olabiliyorum"dedi. Cansu Mert'in alındığını düşünüp "özür dilerim ben ilk kez böyle bir yere geldim yanlış anlama lütfen ben şu an burda olduğum için mutluyum. Burası küçük ama gerçekten sevgi ve huzur dolu bir yer "dedi. Mert Cansu'dan bunları duyduğuna sevindi. Birlikte bir süre sohbet ettiler konuştukça birbirlerinin hiç bilmedikleri yanlarını öğreniyorlardı. Farklı iki kişilik gibi olsalarda aslında çok benzer yönleri vardı. Cansu ve Mert artık her gün buluşup birlikte çok keyifli vakit geçiriyorlardı. Mert Cansu'ya mesleğinin iceliklerini anlatıyor hatta balık ağlarının nasıl tamir edildiğini öğretiyordu."Belki bir gün beraber açılırız denize balık tutmayıda ögretirim sana "dedi Mert. Cansu'nun yüzündeki mutluluk yerini öfkeli bir bakışa bıraktı. Sinirli bir şekilde elindeki ağları yere atıp oradan koşarak uzaklaştı. Mert ne olduğunu anlayamamıştı arkasından seslendi fakat Cansu arkasına bile bakmadan gitmişti.

FIRTINALI AŞKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin