3- Miço

360 6 0
                                    

"Of Miço bugün ne çok havladın"diyerek yataktan kalktı. Elini yüzünü yıkadıktan sonra Miço'nun mamasını verdi. Çok acıkmış görünüyordu demek ki havlaması bu yüzdendi. Derin bir of çekti,bugün yapılacak ne çok işi vardı. Daha ağları onarıp tekneyi temizleyecekti. Bütün bunlar tüm gününü alırdı.
"Miço hadi oğlum gitmemiz gerekiyor." diye seslendi. Miço onun en iyi dostuydu. Bütün dertlerini, sevinçlerini,sıkıntılarını bir tek onunla paylaşırdı. Miço'nun onun için ayrı bir önemi daha vardı. Babasından kalan tek yadigârdı. Mert'in anne ve babası büyük bir sevgi ve aşkla evlenmişlerdi. Kısa bir süre sonra bu evlilik bir bebek müjdesiyle daha mutlu hale geldi ama bu mutluluklari sadece 9 ay sürdü. Mert'in annesi doğum sırasında hayatını kaybetti. Bu durum Mert'in babasını büyük bir keder ve acı içerisinde bıraktı. Tek tesellisi oğlu Mert ti.En üzgün olduğu zamanlarda Mert'i bağrına basıp kokusunu derin derin içine çeker acısını onun sevgisiyle dindirmeye çalışırdı. Babası tekneyle balığa açılır bazen Mert'i kasabadaki dostlarına emanet ederdi. Mert biraz büyüyene kadar bu durum böyle devam etti. Daha sonra Mert'i de yanında götürmeye başladı. Artık baba oğul beraber çıkıyorlardı balığa. Bazen günlerce denizde kalıp ağların dolmasını bekliyorlardı. Mert babasının yanında çok mutluydu. Tabi bi de Miço vardı onlarla birlikte. Günler böyle gelip geçiyordu. Mert artık büyümüştü ve okula gitme yaşı gelmişti. Artık babasıyla sık sık denize açılamıyordu. Babası balığa çıktığı zaman Mert evde kalıyordu. Babası dönene kadar kasabalılar ona sahip çıkıyorlardı. Mert çok çalışkan ve başarılı bir öğrenciydi. Öğretmenleri tarafından çok seviliyordu. Denize açıldıkları zamanlarda gökyüzünü uzun uzun izler, kuşların ve uçakların gidişini büyük bir hayranlıkla seyrederdi. Bu yüzden büyüyünce pilot olmayı istiyordu. Bir gün babası yine denize açılacaktı. Nedenini bilmiyordu ama Mert babasının denize açılmasını hiç istemiyordu. Ama gitmekten baska çaresi yoktu çünkü tek geçim kaynakları buydu. Babasına sımsıkı sarılıp ağladı. Babası her gittiğinde ondan ayrılmak daha zor geliyordu. Babası "ben dönene kadar Miço ile kal. Söz veriyorum çabuk dönmeye çalışacağım" dedi ve denize açıldı. Mert babasının arkasından uzun uzun el salladı. Bir yandanda gözünden akan yaşları siliyordu. Mert her gün sahile gidip babasının dönmesini bekliyordu. Karanlık çökmeye başlayınca büyük bir umutsuzluk içerisinde eve dönüyordu. Bir gün yine erkenden sahile gitti ve büyük bir kalabalık gördü. Ne olduğunu anlayamamıştı. Kalabalığın arasından ilerledi. İnsanlar üzgün bir ifadeyle Mert'e bakıyorlardı. Mert neden kendisine böyle baktıklarını merak ediyordu ta ki babasını yerde yatarken görünceye kadar.

FIRTINALI AŞKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin