12 | Paramparça Ruhlu Çocuk

29 8 76
                                        

Duyduğum şeylerin etkisinden hala çıkamamışken sendeleyerek apartmandan çıkmanın bir yolunu bulmuş ve tekrar yer altı tren garına girmiştim. Trenlerin olduğu yere geldiğimde bir anons duymuştum.

"Gwangju'ya giden tren bir sinyal arızası nedeniyle ertelendi. Bir sonraki tren halkın kullanımına uygun olmadığı için lütfen platformdan ve kapılardan uzak durun."

Trenin çalışmayacağını anladığımda geri döndüm ve yürüyen merdivenlerin olduğu yerden bir kat aşağıya indim. Karşıma çıkan siyah duvarlara zıt olarak sarı kapıdan içeri girdim.

Kapı soluk yeşil renkteki bir koridora açılıyordu. Koridoru geçtiğimde üç tane kapı seçeneği olan bir odaya gelmiştim. Kapıların üzerinde üç farklı resim vardı.

Silah, araba ve tekerlekli sandalye.

Odanın ortasında yerde bir kağıt vardı. Eğilip kağıdı aldığımda düzgün olmayan bir yazıyla eğri büğrü yazılmış harfleri okumaya çalıştım.

Hayatım,

O kader gecesinde çocuk yola uzandı, kırılmış bir şekilde.

"Neden bu kadar yavaş yürümek zorundaydın genç adam?

Neden bu kadar aptal olmak zorundaydın?"

Ebeveynlerinin sözleriyle hayal kırıklığına uğramış ve küsmüş çocuk paramparça oldu. Fiziksel olarak da ruhsal olarak da kırıldı.

Beyazlı adam onu tekerlekli sandalyeye yerleştirdiğinde nasıl da güldü,

Nasıl da güldü!

Ve böylece hayatından geri kalanları yaşadı.

Bir gün kader çocuğa gülümsedi ve bu yüzden kararlarının, kararlarının zorluğuyla karşılaştı.

Kararlar!

Verdiği kararların sonucu asla kesin değildi.

Kağıdı yere geri bıraktım ve karşımdaki üç kapıyla bakışmaya başladım. Belli bir sıraya göre dizildikleri kesindi. Az önce okuduğum nottan bir şeyler çıkarmaya çalıştığımda oldukça uğraşmak zorunda kalmış ve en sonunda önce araba resmi olan kapıdan girmeye karar vermiştim.

Kapıdan girdiğimde karşıma tekrar üç kapı çıktığında bu sefer tekerlekli sandalye olan kapıdan girdim. Karşıma tekrar üç kapı çıktığında ise silah resminin olduğu kapıdan girdim. Fakat içeri girdiğim anda başıma giren şiddetli ağrı ile yere çökmüş ve başımı ellerimin arasına alıp gözlerimi sıkıca kapatmıştım.

Gözümün önünde bir hastane odası ve hastane odasının kapısının önünde konuşan iki adam belirmeye başlamıştı. Doktor olduğunu düşündüğüm adam konuşmaya başladı.

"Evet kazada ciddi bir omurga hasarı yaşadı. Hala üst bedenini hareket ettirebiliyor bu bir mucize. Ancak belden aşağısında hiç bir sinir tepkisi yok."

Adam derin bir nefes aldı ve devam etti.

"Namjoon'un kazadan önce bile zihinsel sorunları olan derinden rahatsız bir birey olduğunu söyleyebilirim."

Gözümün önünden geçen görüntüler yavaş yavaş silikleşirken bir çığlık sesi duydum. Hızla gözlerimi açtım ve arkama baktığımda bana doğru yaklaşan oldukça büyük ve elindeki kocaman bir satır olan iri yarı bir yaratığın bana doğru koştuğunu gördüm.

" Hayır!"

Kalçamın üstünde sürünerek kendimi geriye doğru ilerlettim ve karşımdaki kapıdan çıktım. Kapıyı sertçe kapattığımda son kez o tiz çığlığını duymuştum. Tüm tüylerim diken diken olmuştu.

"Hasiktir."

Nefes nefese kalmıştım ve kalbim eğer biraz daha bu kadar hızlı atarsa büyük ihtimalle dururdu.

"Çok yakındı. Hala orda mı?"

Kararsız kalsam da az önce kapattığım kapıyı tekrar açtım. Fakat ortada ne soluk yeşil duvarlar ne de o iri yarı yaratıktan eser kalmıştı. Dümdüz gri duvarlarla karşı karşıya kaldığımda kapı kolunu tutan elim yavaşça kayıp yan tarafıma düşmüştü.

" Neler oluyor? Geldiğim yer burası değil miydi?"

Kafamı hızlıca iki yana salladım.

" Hayır, hayır. Bir şeyler kesinlikle doğru değil.

Şimdi acele etmeliyim. Başka bir şey olmadan önce."

Bölüm 5: İyiliğin İçin Burayı Terk Et

Az önce anons verilen trenin olduğu yere tekrar gittiğimde bu sefer başka bir anons verilmişti.

" Gwangju treni için bekleyen herkes lütfen platformlardan ve kapılardan uzak durun. "

Tren gürültülü bir şekilde tam yanımda durmuş ve kapıları gıcırdayarak iki yana açılmıştı. Çantamın koluna sıkıca sarıldım ve trende gözüme kestirdiğim ilk yere oturdum. Kafamı cama yasladım ve yağan yağmurun cama vurarak çıkardığı ahenkli sesleri dinlemeye başladım.

" Trene tekrar geri döndüm ve bir aptal gibi burada oturuyorum. Sanki bir kaç saniye önce de burada seyahat ediyormuş gibi hissediyorum. Hayır, doğru düşün.

Bir araba bana çarptı, uyandım ve bütün bu şeyler... o zamandan beri beni öldürmeye çalışıyorlar.

Demek istediğim bana tam olarak ne oluyor? Annem eve gitmemi istiyor ama neden? Eve geri dönmem bu gördüğüm çılgınca şeyleri nasıl çözerdi? Polise bile ulaşamıyorum. Her şey mahvoldu.

Sadece... Sadece halüsinasyon görüyor olabilir miyim? Hayır, yoksa... öyle mi? Yoksa başka bir şeyler mi var?

O doktor adama dönüp bakıyorum. O deliydi tamam ama bana bir şey yapabilir miydi? Onun bir gaz maskesi taktığını gördüm. Ben gaz maskesi takmadığım için halüsinasyonlar mı görüyorum? Yoksa bunların hepsi gerçek mi?

Kafam karışık, kafam çok karışık. Çok fazla soru var ama cevaplar yok. Eve döndüğümde ne olacağını göreceğim. "

Düşüncelerim arasında kaybolduğumda yolumu bulamamaktan korkmuştum fakat trenin vagonlarından çıkan tiz sesler beni kendime getirmişti. Ayağa kalkıp en ön vagona doğru baktığımda tren raylarının burada bittiğini ve tren kendini durduramadığı için vagonların birer birer uçurumdan aşağıya düştüğünü görmüştüm. Dehşete kapılmıştım. Son kalan vagon benim bulunduğum vagondu ve sarsılmalara daha fazla dayanamayıp yere sertçe düşmüştüm. Çıkan tiz sesler kulaklarımı tırmalarken vagonun yarısı boşlukta yarısı tren raylarında bir ileri bir geri sallanıyordu. Vagon hafifçe aşağıya doğru kaydığında korkuyla bağırdım.

"Yardım edin!"

×××

Namjoon'un bir tren kazası geçirmediği kalmıştı o da oldu

Kurguyu 8 farklı bölüme ayırdım yani son 3 bölüm kaldı.

Bölüm isimleri aslında ciddi spoilerlar içeriyor

Namjoon'a neler olduğunu yavaş yavaş anlamaya başlamışsınızdır diye düşünüyorum.

Anlamadığınız kısımları sorabilirsiniz 💜

𝐜𝐫𝐲 𝐨𝐟 𝐟𝐞𝐚𝐫 | 𝐛𝐭𝐬  (✔) Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin