Bu bölümde dikkat etmeniz gereken yerler var.
Her bölümde hikayeyle alakalı ufak da olsa ipuçları bırakıyorum o yüzden dikkatli okuyun.
×××
Bir süre dizlerimin üstüne çökmüş bir şekilde yerde yatan kardeşimi izledim. Göz yaşlarım yavaş yavaş akıyordu ama durdurmak için bir harekette bulunmuyordum. Beynim zonkluyor gibi hissediyordum. Burnumu çektim ve ellerimle yerden destek alarak ayağa kalktım ve odadaki masanın üstünden anahtarı alıp odadan çıktım.
Odanın yanındaki kilitli kapıyı açtım ve dümdüz yolda yürümeye başladım. Yürürken karşıma çıkan sola giden yola döndüğümde her şey anlık olarak kararmış ve duvarlara kan sıçramış gibi görünmüştü. Korkuyla bağırdım ve gittiğim bütün yolu geri döndüm. Gözlerimi dehşetle açtım ve bir elimi duvara yaslayıp diğer elimi kalbime koydum ve sakinleşmeye çalıştım. Çok korkmuştum.
Sakinleşebildiğimde tekrar o koridora girdim. Derin bir nefes aldım ve koridor tekrar aynı şekilde karardığında gözlerimi kapattım ve geri geri yürümeye başladım. Sırtım bir duvara çarptığında tek gözümü açıp etrafı taradım. Etraf az önceki gibi karanlık olmuştu ve duvarlar kanla kaplıydı. Felaket kötü bir koku etrafa yayılmıştı. Bir telsiz bozulmuş gibi çıkan cızırtılı ses kulaklarımı tırmalarken çarptığım duvara döndüm ve alt tarafta açılmış derin çatlaktan eğilerek karşı tarafa geçtim.
Geldiğim yer sağa sola doğru kıvrılarak ilerliyordu ve duvarların bazı kısımlarına metal panolar asılmıştı. Bu asılan panoların üzerinde düzgün yazılmamış karmakarışık cümleler vardı.
Ne düşünüyorsun?
Burada olmamalıydın.
Evinin yolunu bul.
Daha hiç bir şey görmedin.
Hiç bir şey bilmiyorsun.
Son panoyu okuduktan sonra yürüdüğüm yol bir anda bozulmaya başlamıştı. Yol bir anda kesiliyor sağa veya sola doğru dönüyordu. Etraf fazlasıyla sallanıyordu ve ben yürümekte hayli zorluk çekiyordum. Bazı yerlerde yol kırılmalara uğradığı için duvarların arasından demir çubuklar çıkıyordu ve onlar beni yaralamadan burada yürümek oldukça zordu.
Sonunda bu lanet koridoru tamamlayabildiğimde karşıma çıkan kapıdan içeri girdim. Burası fazla boştu ve bu beni ürkütüyordu. Boş koridorda yürürken bir anda çığlık atan bir kadının sesini duydum. Sesi kulaklarımı delip geçiyordu. Kulaklarımı ellerimle kapatıp kadını duymamaya çalışsam da ses desibeli iyice artmıştı.
"Dur artık!"
Çaresizce bağırdığımda kadın susmuştu. Fakat aniden koridorun yanlarındaki duvarlar yıkılmış ve içlerinden çıkan kollar beni pataklamaya başlamıştı. Beni oradan oraya fırlatıyorlar ve ayağa kalkmama izin vermeden tekrar düşürüyorlardı. En son kolumun üzerine düştüğümde acıyla inledim ve sürünerek gördüğüm kapıdan dışarı çıktım.
Başıma şiddetli bir ağrı girmişti. Başımı ellerimin arasına alıp gözlerimi sıkıca kapattım ve bu şiddetli ağrının geçmesini bekledim.
" Saat 15.45.
Seul'un bir ara sokağında gerçekleşen kaza etraftaki insanları panikletti. Araba şoförü direksiyon kontrolünü kaybedip karşıdan karşıya geçen on yedi yaşındaki genç adama çarptı. Genç hemen hastaneye kaldırılsa da bacaklarının felçli kalacağı söyleniyor. Şoför ise karakola götürüldü.
Sıcak gelişmeler için haberleri takip edin. İyi günler.''
"Hasiktir o neydi öyle? Halüsinasyon mu gördüm?"
Başımı iki yana salladım.
"Kafayı mı yiyorum? Biraz yardıma ihtiyacım var ve evime dönüş yolunu bulmalıyım. Bu deli doktorun kim olduğunu merak ediyorum. Bir gaz maskesi takıyordu ama ben takmıyordum. B-bana bir şey olmuş olabilir."
Bölüm 3: Şehir Güvenli Değil
Bir şekilde yer altından çıkmayı başardığımda dışarı çıktım ve bir süre sonra gün yüzü görmenin verdiği rahatlığı yaşadım.
Şehrin ara sokaklarında yavaş adımlarla ilerlerken uzun zaman sonra telefonuma mesaj gelmişti.
Annem:
İyi misin? Eve gelsen iyi olur. Senin için endişeleniyorum.
Telefon ekranında 'annem' yazısını görünce gözlerim dolmuştu. Annemi görmeyeli baya olmuş olmalıydı ki onu çok özlemiştim. Kafamda belirlediğim tek amaç eve geri dönmekti. Aklıma gelen düşünceyle gözlerimi kocaman açtım.
Aileme Jungkook'un gözlerimin önünde öldüğünü nasıl söyleyecektim? Kişilik bozukluğu teşhisi konulduğunu biliyorlar mıydı?
Yutkundum. Ben bunları söyleyecek kadar cesur biri değildim. Jungkook'un da dediği gibi ben her zaman güçsüz biriydim.
Kafamı iki yana sallayıp şimdilik bu düşüncelerimi rafa kaldırmam gerektiğini düşündüm. Sadece amacıma odaklanmalıydım. Yıldızların bile bana yüzünü göstermediği bu puslu, karanlık gökyüzüne baktım ve kendime verdiğim sözü yineledim.
"Bana neler olduğunu öğreneceğim."
Kararlı adımlarla ara sokaklarda ilerlemeye devam ettiğimde bir caddeye ulaşmıştım. Karşı tarafta camları ve kapısı kırılmış bir market diğer tarafta ise üstünde şehrin haritasının olduğu otobüs durakları vardı. Etraf birbirine girmişti. Yolun tam ortasında ön tarafı içine göçmüş bir araba vardı ve o arabanın çevresinde daire oluşturmuş arabalar vardı. Bu arabalar da birbirine çarpmıştı. Bir zincirleme kaza olduğunu düşündüm ve pek umursamadan otobüs duraklarının olduğu yere gittim.
Şehir merkezinin haritasının olduğu yerde bir de yer altı tren hatlarına giden bir yolun haritası vardı.
" Tren ile evime gidebilirim."
Haritayı aklımın bir köşesine kazıdığımda hafif atıştıran kar eşliğinde sokak tabelalarına bakarak yolumu bulmaya çalıştım.
Uzun binaların arasında kalan dar sokaklarda gezinirken karşıma üzerinde sarı şeritler olan bir kapı çıkmıştı. Kapıyı görmemiş gibi yaparak yanından geçeceğim sırada kapı bir anda kırılmış ve içinden elinde birden fazla bıçak olan ve yüzünün yarısını kaplayan metalleri olan bir yaratık çıktı. Sağına baktığında beni görmesiyle peşimden koşmaya başlaması bir olmuştu.
Bu korkunç derecede iğrenç yaratığın üstüme doğru koşması ile elim ayağıma dolaşmıştı. Ben de koşmaya başladığımda neredeyse ensemde olduğunu fark ettim. Koşmaktan nefesim kesilse de inatla daha hızlı koşmaya başladım. Sokağın sonunda gördüğüm demir parmaklıklardan aşağıya atladığımda bıçağı saçlarımı teğet geçmişti.
O an hızımı alamayıp parmaklıklardan aşağıya hızlı atladığım için ters bir şekilde düşmüştüm. Gün içerisinde birden çok kez sol kolumun üzerine düştüğüm için artık hareket ettirmekte zorlanıyordum. Sanırım kolumu incitmiştim. Yukarı baktığımda hala orda olduğunu gördüğümde burada daha fazla durmanın iyi bir fikir olmayacağını düşündüm ve oradan hızla uzaklaştım.
Uzun süren bir yürüyüşten sonra oldukça büyük bir parka gelmiştim. Yapay şelalelerden sular akıyordu ve etrafta insanların oturması için yapılmış banklar vardı. Yavaşça gördüğüm ilk banka oturdum ve çantamı çıkartıp yan tarafıma koydum. Üzerini pat patlayıp bir yastık gibi olmasını sağladığımda yorgunca omuzlarımı düşürdüm ve kafamı yastığa koydum. Gözlerimi kapattığımda dilediğim tek şey uyandığımda günün daha güzel olmasıydı.
×××
Kendinize iyi bakın 💜
ŞİMDİ OKUDUĞUN
𝐜𝐫𝐲 𝐨𝐟 𝐟𝐞𝐚𝐫 | 𝐛𝐭𝐬 (✔)
FanfictionKendime bir boşluk yarattım fakat boşluğun bu kadar soğuk olabileceğini kim bilebilirdi ki? Beni bütün yapan parçalarımı yitirdim. Karanlığa teslim oldum.
