Cemre'nin ağzından...
Bana ne kadar güçlü olduğumu söylüyordu herkes. Hep güldüğümü,beni asla üzgün görmediklerini söylerdiler di .Ama sen öyle olmadığımı biliyordun..güçlü göründüğüm kadar gücsüz olduğumu biliyordun. Sen biliyordun küçük şeylerin bile canımı nasıl yaktığını..sen biliyordun benim herşeye ağlayan zayıf kız olduğumu. Her göz yaşımda yanımda olup gözyaşlarımı silen sendin. Şimdi nasıl yapa bildin bunca şeyi bana? Sendemi beni tanımayan insanlar gibi düşünmeye başladın? Yoksa hiçmi tanımadın beni?Ben seni tanıdığımı düşünmüşdüm.ama yanılmışım.sen giderken bile canımı nasıl yakarsın diye düşünmüşsün . Ve başardında.
Senin gibi yakan olmamışdı canımı..Ben hep başkalarının derdine ağlayan biri oldum. Kendi dertlerimi unutup başkalarının derdine yanan.Her zamanda ne kadarda güçlüsün derdiler.Evet ben senin tanıdığın o kızdım. Bazen ağlayıp bazende kendi gözyaşımı silip gülmeyi bilen biriyim. Düşünmeki unutduğum için mutlu görünüyorum. Hayır ..Ben seni unutacak kadar güçlü değilim.Ben sadece bütün acılara inat gülümseye bilecek o zayıf kızım sadece.
Arkamı döndüğüm de Naliz korku ve endişe ile bana bakıyordu. Benim için korkup,endişelenen tek kişi sadece Naliz idi. Kimse benim için korkmuyor, beni umursamıyordu. Naliz burayı biliyordu! Çünkü bazen onunla buraya gelirdim, onu görmek için. Naliz hızlı adımlarla yanıma gelip sarıldı. Bende sarılmasına karşılık verdim. Benden ayrılıp sinirle yüzüme baktı.
"Seni sınıfta göremeyince kafayı yedim! Neden bana haber vermiyorsun?"
Arkasını dönüp iki adım attı ve durup yine bana döndü.
"Suç bende neden onunla konuşmana izin veriyorum ki! Ya Barlas duysaydı."
Başımı eğdim.
"Özür dilerim, ama buraya gelmeseydim kafayı yerdim."
Naliz yanıma yaklaşıp elini koluma koydu.
"Hayatında başka biri olduğunu mu söyledi sana?"
Başımı kaldırıp Naliz'e baktım şaşkınca. Nasıl anlamıştı bunu! O mu söylemişti Naliz'e acaba? Naliz anlamış olacak ki bana bakarak gülümsedi.
"Hatırlıyor musun Cemre hastanedeyken bana şey demiştin.
Eğer bir gün birine aşık olduğunu bana söylerse, son kez geleceğim buraya."
Dudağımı ısırdım. gözümden bir damla yaş aktı. O zaman sözümü tutmuş son kez gelmiştim buraya. Naliz bir adım atıp, elini koluma koydu.
"Bunu üzülüp ağla diye demedim... bak Cemre, seni benden başka kimse anlayamaz ama kendini daha fazla üzme değmeyen bir insan için."
Elimi kaldırıp Naliz'in omuzumda duran elini ittim. Kimse anlamıyordu beni! Anlamazlardı da...bağırdım.
"Hiç kimse anlamıyor beni! Anlayamazsınız... seviyorum onu. Hala köpek gibi aşığım ona! Neden unutamıyorum onu? Baksana o beni unutup yeni birini sevmiş bile. Gözlerimin içine baka baka başka biri var dedi."
Bacaklarım tir tir titriyordu ve artık taşıyamıyordu bedenimi. ben ne yapmıştım! Bunu hakedecek ne yapmıştım da bunları yaşıyordum.
Başımı kaldırıp elimi kalbime koyup Naliz'e baktım.
"Sanki böyle... buram acıyor gibi. Bu acı geçmiyor mu? O kadar acıyor ki bazen dayanamıyorum."
Yere oturup hıçkırıklara ağlamaya başladım. Naliz hızlı adımlarla yanıma gelip, o da yere oturdu. İki elini yüzüme koydu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
CELLAT
Teen FictionOnun yanında ağlamamak için kendimle adeta savaş veriyordum. Nasıl bu kadar duygusuz olabiliyordu? Hâlâ nasıl beni üzebiliyordu?! Mavi gözlerimi onun siyah kendisi gibi karanlık gözlerine baktım. "Bunu bana niye yaptın ya... hiç mi merak etmedin ard...
