DERİNLERDE

1 0 0
                                    

Neden bana öcü görmüş gibi bakıyorsunuz?"

Işıl'la birbirimize baktık. Evet bir Arsel'imiz eksikti şu an. Bu adamın içinden daha kaç karakter çıkacaktı gerçekten merak ettim. Matruşka gibi herif! Neyse en azından Arsel'i tanımaya çalışabilirdik. Umursamazmışçasına omuz silktim.

"E öyle bir anda odaya dalarsan korkarız tabi."

"Sizi korkutmak istememiştim. Özür dilerim."

Gerçekten üzgünlüğünü belli eder şekilde omuzları düştü. Nefesini biraz daha kontrol altına alabilmişti. İkimizi de eşit mesafede görecek şekilde yere bağdaş kurdu. Meraklı bakışları ikimiz arasında mekik dokuyordu. Arada bir gülüp bakışlarını kaçırıyordu. Hareketleri sanki...çocuk gibiydi.

"Kimden kaçıyordun?"

"Kimden olacak Rüzgar abiden."

"Neden kaçıyorsun Rüzgar'dan?"

"Oyuncaklarımdan biri yere düşmüş. O da yürürken ayağına batmış. Bu kadar kızacağını tahmin etmemiştim."

Işıl'la yine birbirimize baktık. Gerçekten bir çocuğumuz eksikti, demek ki odada gördüğüm oyuncakların sebebi buydu. Karşımda gördüğüm koskocaman adamın bir çocuk olan kişiliğini nedense sindirmekte zorlandım. Sanırım buna alışmamız biraz sürecekti. Ama şansımıza oldukça konuşkandı. Bundan yararlanabilirdik. Yani sanırım. Işıl da benimle aynı fikirde olacak ki sorularını sormaya başladı.

"Kaç yaşındasın Arsel?"

"9 yaşındayım. Ama hep yaşıma göre daha akıllı bir çocuk olduğumu söylerler. Sizce de öyle değil mi?"

"Evet, kesinlikle öyle. Rüzgar abin hep böyle sinirli midir?"

"Yaani...Aslında çoğunlukla öyledir. Deniz abla gibi sakin olmadığını söyleyebilirim."

"Deniz abla mı? Deniz kadın mı?"

Söylediğim sanki çok komikmiş gibi kıkırdamaya başladı. Arsel'ciğim acaba hepinizin aynı göründüğünün farkında mısın? Bendeki de soru tabi ki farkında değilsin. Öğrendiğimi belleğime yerleştirdim. İçinde çocuk olan bir karakteri olabildiğine göre pek tabii ki kadın bir karakteri de olabilirdi.

"E öyle tabi ki şaşkın. Farketmemiş miydin?"

"Şaşkın mı?"

Şu an bir çocukla tartışmak üzere olduğumun farkında mıyım acaba? Ama madem 9 yaşında bir çocuktu bana şaşkın demesi pek münasip değildi. Allah'ım şu an gerçekten münasip kelimesini cümle içinde mi kullandım? Sanırım yaşlanıyorum. Arsel elleriyle ağzını kapattı. Mahçup bir ifade oluştu gözlerinde.

"Pardon Ahu abla. Bazen böyle düşünmeden konuşabiliyorum."

"Sorun değil Arsel'ciğim, bugün Ahu ablan biraz üzgün o yüzden biraz ters davranıyor."

Işıl'ın yüzüne şaka yapıyor olmalısın der gibi baktım. Ne yapmaya çalışıyordu acaba yine bu sivri zekalı kız? Bana göz kırparak devam etti.

"Mehmet abinle aran nasıl bakalım?"

Mehmet'in adını duyunca gözlerinden bir sevinç parıltısı geçti. Ama bu anlık sevinç pırıltısı yavaşça sönerek yerini bir üzüntüye bıraktı.

"Mehmet abimi seviyorum. Ama onlar Rüzgar abimle pek anlaşamıyorlar. Deniz abla ve ben hep arada kalıyoruz. Son olaydan sonra da Mehmet abimi göremedim."

"Neymiş o son olay?"

"Bu işte." Elleriyle solonu ve içinde bulunduğumuz durumu belirtip devam etti. "Sizin böyle burda olmanız Mehmet abinin pek hoşuna gitmedi. O yüzden biraz tartıştılar. Sonra Mehmet abim ortadan kayboldu. Umarım hemen döner."

ÇİFTHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin