Paris

368 39 9
                                    

~Ama ben sen ağladığında paramparça oluyorum~

_______________________________________

Jenatte ile klübemize gelmiş gece olmasını bekliyorduk. İkimiz de oldukça gergindik ve her göz göze geldiğimizde birbirimizi rahatlatmak istercesine gülümsüyorduk.

O kadar sessizdi ki bulunduğumuz yer kalp atışlarımın sesini duyabiliyordum. Sonunda Jenatte sessizliği bozdu ve elimden tutup beni ayağa kaldırdı.

"E sabahtan beri bir şeyler yemedik, güçten düşmek istemeyiz, sandviçleri çıkarayım da yiyelim."

Gülümseyip ona yardım etmek için içecekleri bardaklara doldurmaya başladım. Klübe küçük olmasına rağmen Jenatte oldukça güzel değerlendirmişti.

Camın hemen yanına iki kırmızı kadife koltuk, onların ortasında küçük yuvarlak bir sehpa, koltukların iki adım kadar ötesinde ve bir diğer pencerenin yanında çift kişilik bir yatak, onun karşısında ise iki kişilik bir masa ve sandalyeler. Masanın yanı başında minik bir şömine. Ayrıca yer de boydan boya siyah yumuşak bir halı ile kaplıydı. Yatağın yanında bir de kapı vardı, tuvalete açılıyordu. Tuvalet oldukça küçüktü, dışardan bakıldığında minik bir çıkıntı olarak görünüyordu zaten.

Yıllar önceki halini hatırladığım kadarıyla harap haldeydi ama Jenatte adeta burayı yeniden yaratmıştı.

Jenatte eline bir kumaş parçası alıp ıslattı ve masanın üstünü bir çırpıda sildi. Ben de üstüne örtüyü serdim ve eşyaları dizdim. Yine yoğun bir sessizlik içinde sandviçlerimizi yedik.

İçerisi küçüktü ve harıl harıl ateşten olsa gerek sıcaktı. Üstümdeki elbisenin beni artık boğduğunu hissetmemle Jenatte'e döndüm.

"Ateşi söndürsek mi, içerisi yeterince sıcak zaten biraz soğuyunca geri yakarız."

"Olur zaten duman bizi ele verebilir."

Sürehideki suyun yarısını bir çırpıda ateşe döktü ve söndürdü. Yeniden cam kenarındaki yerimize geçtik. Jenatte durmadan esniyordu. Uyku düzeni çok belli olduğundan bu erken saatteki kaçış onu kötü etkilemişti belli ki.

"Jen, esnemekten bitap düştün, uyu istersen ben beklerim, bir şey olursa seni uyandırırım."

"Olmaz, ya aniden gelirlerse?"

Eline uzanıp tuttum.

"Sevgilim lütfen at şu kötü fikirleri kafandan, öyle bir şey olmayacak, gideceğiz ve ömrümüzün geri kalanında ikimiz mutluca yaşayacağız. Hadi lütfen uykun var ve yorgun düşmemelisin, geç de uyu."

Bir şey demeden gülümsedi ve yanağıma bir öpücük kondurup yatağa girdi. Ben de ne zamandır okumak istediğim kitabı elime aldım ve okumaya başladım.

....

Gece olmuş, mumlarımızı yakmıştık. Perdeleri sıkı sıkı kapatmış ve kapıyı iki kez kilitlemiştik. Arabacının geleceği saati bekliyorduk, henüz bir buçuk saat vardı.

Ortamdaki gergin hava saatin yaklaşmasıyla daha da gerginleşiyordu ve bu can sıkıcı bir hal almaya başlamıştı. Jenatte elleriyle oynayıp duruyor, saçını bir açıyoe bir topluyor bazen de örmeye çalışıyordu başaramayınca sinirleniyor ve kendi kendine söyleniyordu. Ben de ondan farklı değildim. Elimdeki kitabın her sayfasını en az on kere okumama rağmen anlamıyordum kesinlikle aklımı veremiyordum.

Klübeye doğru bir arabanın yaklaşmasıyla, Jenatte yerinden sıçradı.

"Daha 15 dakika var gelmesine, kesin buldular bizi."

Kapıyı sıralı bir şekilde çalan arabacıyı duyunca derin bir nefes verdi. Masanın üstündeki yelpazeleri ve büyük şapkaları giydik. Jenatte yine kısık sesle arabacıya bir şeyler söylüyordu, sinirli olduğunu anlayabiliyordum.

" Neden tam saatinde gelmediniz, çok korkuttunuz beni, lütfen başka hata olmasın, şimdi şu çantaları alın ve hızlıca yerleştirin arabaya, trene yetişmeliyiz."

"Özür dilerim madam."

Arabacı hızlıca içeriye girip çantaları aldı ve koşarak arabaya yerleştirdi, biz de onun arkasından hızlı adımlarla ilerledik. Arabaya bindiğimde klübenin ne kadar sıcak olduğunu bir kez daha anladım çünkü arabanın içi buz gibiydi. Ellerime hiç kullanmayı düşünmediğim eldivenlerimi geçirmek zorunda kaldım.

Arabacı hızla atları sürmeye başladı. İstasyonla klübe arasında epey mesafe vardı fakat biz oldukça erken çıkmıştık, bir aksilik olmazsa eminim ki yetişirdik.

Jenatte'e baktığımda gözünden süzülen bir damla yaşı gördüm.

"Güzelim, iyi misin neden ağlıyorsun, bir yerin mi ağrıyor?"

Yine ağlayarak bana döndü.

"Her şey mahvolacak diyr o kadar korkuyorum, senden ayrılmak istemiyorum Lily sen benim biriciğimsin."

Hızlıca kollarımı ona sardım ve başını göğsüme bastırdım.

"Diyorum ya güzelim, kimse bizi ayıramaz ve hayır hiçbir şey mahvolmayacak, lütfen ağlama, sen ağlayınca paramparça oluyorum."

1 saat gibi bir sürede istasyona vardık, tam zamanında gelmiştik. Jenatte arabadan iner inmez arabacının parasını verdi. Arabacının yüzündeki koca gülümsemeye bakılırsa oldukça memnun görünüyordu.

Çantalarımızı alıp hızlıca trendeki yerimize kurulduk. Tren hareket eder etmez ikimiz de derin bir nefes aldık.

Bir anda gülerek ağlamaya başladığımda Jenatte bana kızarak baktı.

"Hey az önce ağlama diyen sendin şimdi noldu?"

Hemen gidip kucağına uzandım.

"Bunlar mutluluk gözyaşları sevgilim, mutluluk."

Mendacious | JenlisaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin