~ Yapabileceğin hiçbir şey yok ~
____________________________________
Düğünün yapılacağı alana bakmak için Sofia'nın beklediği arabaya bindik. Şehrin sakin yeşillik ve göle bakan bir bölümüydü. Çok kişi katılmayacaktı zaten düğüne, küçük bir kutlamaydı sadece. Nikah kilisede değil düğünde kıyılacaktı. Son zamanlarda çok yaygınlaşmıştı böyle düğünler.
Ormanlık alana girdiğimiz için araba oldukça fazla sallanıyordu, neyse ki üstü açıktı da midem fazla bulanmıyordu. Ama Jenatte için aynısını söyleyemeyecektim, yüzü sapsarı olmuştu. Arabacıya yavaş sürmesini söyleme için arkamı döndüm.
"Şey rica etsem biraz yavaşlayabilir miyiz, yollar çok engebeli olduğundan midemiz bulanıyor da biraz."
Arabacı olumlu anlamda başıyla bir işaret yaptı ve atları yavaşlattı. Jenatte biraz rahatlamışa benziyordu ama hala yüzündeki sarılık gitmemişti. Arabadan inene kadar da gidecek gibi durmuyordu.
Sonunda alana vardığımızda hepimiz derin birer nefes aldık. Etrafı ağaçlarla çevrili bir alandı. Oldukça geniş ve ferahtı. Yoldaki çileye değdi diye düşündüm.
Arkamızdan gelen birkaç kişiye aklımızdaki dekorasyonalrdan bahsedip, her şeyi kararlaştırdıktan sonra arabalara geri döndük. Neyse ki çok uzun sürmemişti, bugün Jenatte ile baş başa yemek yemek istiyordum.
Arabacı neyse ki yavaş sürüyordu. Jenatte yanıma oturmuştu bu sefer. Başını omzuma koymuştu, biraz sonra uyuduğunu fark ettim. Gece geç saate kadar kitap okumuştu, uykusunu alamamıştı belli ki.
Araba malikanenin önüne geldiğinde başını hafifçe kaldırıp uyanmasını sağladım. Birkaç göz kırpış ve etrafa "ben nerdeyim" bakışları attıktan sonra arabadan indi.
"Çok mu uykun var?" dedim düşmemesi için kolunu tutarken. Yeni uyandığı için sarhoş gibiydi.
"Sanırım evet, yukarıya çıkıp hemen yatağa girmek istiyorum."
Eve girdiğinde hiç salona uğramadan hemen yukarı çıktı ama ben yeni bir kitap alıp çıkmak istiyordum. Çantamı girişteki görevliye verip, salona geçtim.
Salonda oturan kişiyi görünce koşarak çıkmak istedim, nasıl gelmiş buraya diye içimden geçirirken içerideki görevliye seslendim.
"Maria!"
Maria hızlıca yanıma geldi.
"Buyrun."
"Bu beyefendiyi neden içeri aldınız?" dedim Jaden'ın o iğrenç sırıtışına bakarken.
"Şey kendisi Rosa hanımın iş birliği yaptığı bir iş adamı, Rosa hanım söyledi içeri almamı."
Sıkıntıyla nefes verdim. Hemen kitabı alıp yukarıya çıkmalıyım dedim kendime. Gelişi güzel kitaplıktan bir roman aldım ve hızlı adımlarla yukarı çıktım.
Jenatte henüz elbisesini çıkaramamıştı, hemen elinden tutup karşıma oturttum.
" Jenatte Jaden aşağıda, kaldığımız yeri bulmuş."
"Ne!" dedi gözlerini kocaman açıp ayağa fırlarken.
"Öldüreceğim o adamı, Tanrı şahidim olsun ellerimle boğacağım. " dedi sonra kapıya doğru hızlıca yürürken.
Hemen onu engellemek için kolundan tuttum.
"Jen, çözüm bu değil, hemen gitmemiz lazım bu adam deli ikimize de zarar verebilir."
"Ne güzel işte ortadan kalkarsa tehdit de oratadan kalkar." dedi kolunu kurtarmaya çalışırken.
"Tamam bak Rosa'ya gidelim şu adamı evden göndersin."
"Ben gönderirim." dedi kolunu kurtardıktan sonra.
Hızlıca merdivenleri indi ve salona girdi, arkasından koştum ama yetişemedim. Eline koca vazoyu almış Jaden'a doğru tutuyordu.
"Git bu evden yoksa parçalarım bunu kafanda gözümü bile kırpmam gebertirim seni!"
Jaden hiç istifini bozmadan yerinde oturmaya devam ediyordu.
"Beni duymadın mı?! Kalk git diyorum sana piç herif!"
"Noluyor burada!?" diye bağırarak girdi içeriye Rosa.
Ben ne yapacağımı bilemez halde kapının eşiğinde bekliyordum.
Jenatte Rosa'nın yanına ilerledi.
"Bu adamı nasıl içeri alırsın?"
"Anlamadım neden almayayım?"
"Çünkü bu adam bir sapık, iğrenç müsvedde biri."
"Anlamıyorum Jenatte ne diyorsun?"
Jaden sonunda olan bütün olayların kendi yüzünden olduğunu anlamış gibi ayağa kalktı.
"Lisa olan eski ilişkimizden bahsediyor yanılmıyorsam Rosa Hanım."
"Ne ilişkisinden bahsediyorsun rezil herif!?" dedim sinirle yanına ilerlerken.
Rosa'nın yanına gidip elimle Jaden'ı gösterdim.
"Bu adam sapık ve takıntılı, bana zarar verebilir."
Rosa kaşlarını çattı ve Jaden'ı süzdü.
"Sizden evimden ayrılmanızı rica edeceğim Jaden bey, üzgünüm antlaşma yattı." dedi eliyle kapıyı gösterirken.
Jaden küçük bir kıkırtı bıraktı. Ben daha ne olduğunu anlayamadan başımdaki soğukluğu hissettim. Başıma silah dayamıştı.
"Buraya antlaşma için gelen de kim matmazel? Ben sadece sevgilimi almaya geldim. Siz de bana onu vereceksiniz, böylece ikimiz mutluluğa ereceğiz."
İkisi de ne yapacaklarını bilemez şekilde bir bana bir Jaden'a bakıp duruyorlardı.
"Jaden bak, seninle geleceğim, kimseye zarar verme tamam mı? Hadi gidelim lütfen."
Jenatte elindeki vazoyu Jaden'a doğru savurdu.
"Bırak hemen onu! Hemen bırak! Seni öldüreceğim!"
"Akıllı olmalısın küçük hanım, yoksa beynini havaya uçuracağım."
"Kes sesini!" dedi vazoyu yere atıp kırarken, yine ağlama krizine girmişti.
Ne olduğunu anlayamadan bir anda Jaden yere yığılınca hepimiz arkamıza baktık, Suzy elindeki sopayla arkadan kafasına vurmuştu. Hızlıca gidip Jenatte'e sarıldım.
"Buradayım, buradayım, geçti."
Jenatte kollarımdan ayrılıp ayağa kalktı, Jaden elindeki silahı aldı ve hiç tereddüt etmeden kafasından vurdu.
Ardından odadaki herkesin çığlıkları yükseldi, Jenatte hariç.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mendacious | Jenlisa
Fanfiction"Ama sen Lily, sen benim duygularımsın. En çok sana üzülüyorum, en çok senle mutlu oluyorum, en çok sana kızıyorum, en çok sana merhamet gösteriyorum. Sen benim aşkımsın Lily."