"welcome back"

330 36 26
                                    

~ Karanlıktan yorulan her şeye sarılmak istiyorum ~

_________________________________________

Paris'e varalı 1 saat olmamıştı. İstasyonda oturmuş Rosa'nın göndereceği arabayı bekliyorduk. İkimizin de yüzünde huzurlu bir gülümseme vardı. En son ne zaman bu kadar iyi hissettiğimi hatırlamıyordum.

Hava Paris'te Londra'dakine kıyasla oldukça iyiydi. Gerçi çoğu yerin havası Londra'nın havasından güzeldi.

Araba çok bekletmeden gelmişti neyse ki, Jennate ile Paris'te vakit geçirmek için sabırsızlanıyordum. Bir an önce eve varıp üstümü değiştirmek ve gençliğimi geçirdiğim bu şehrin her yerini Jenatte ile yeniden görmek istiyordum.

Arabanın üstü açıktı, yolda giderken etrafı inceleme şansımız da oluyordu böylece. İnsanlar sakindi, etrafta neşeli konuşmalar hariç başka şeyler duyulmuyordu. Havanın güzelliği insanların da hareketlerine yansıyordu belli ki.

Rosa'nın evi şehrin çok dışında olmamakla beraber, diğer yerleşim yerleriyle arasında bayağı mesafe vardı. Belli ki o da Jenatte gibi fazla insanla muhatap olmayı sevmiyordu. Ev çok büyük değildi fakat göz ardı edilecek kadar da küçük değildi. Oldukça güzel dizayn edilmişti ve bahçesi kocamandı. Evin önünde bir süs çeşmesi, budanmış güzel ağaçlar ve güller vardı. İnsana cennetteymiş hissi veren bir havası vardı.

Kapıyı çaldığımızda bizi Suzy karşıladı, korkuyla Jenatte'e baktım, onun burada olacağını bilmiyordum. Jenatte ise rahat duruyordu, gülümseyerek Suzy'e sarıldı.

"Sonunda geldiniz canım, nasıl iyi geçti mi yolculuk?"

"Biraz stresliydi lakin önemli olan sonuç öyle değil mi, sonunda buradayız."

Suzy bizi büyük salona yönlendirirken hala Harry'nin ablasının burada ne işi olduğunu anlamaya çalışıyordum.

"Ben yukardan Rosa'yı alıp geleyim, dün geceden beri çalışıyor, herhalde geldiğinizi duymamıştır."

O salondan çıkıp merdivenlere yöneldiğinde ivedilikle Jenatte'e döndüm.

"Onun burada ne işi var?"

"Bilmiyorum ama bize zararı olmaz merak etme, güzel haberler alacakmışız gibi hissediyorum."

Her ne kadar Jenatte'in dediklerine güvenmek istesem de hala içim içimi yiyordu, ya bizim burada olduğumuz haberini Londra'ya uçurursa?

Rosa ve Suzy merdivenden kol kola indiklerinde Jenatte'in yüzünü koca bir gülümseme ele geçirdi. Anlamak için çabalıyordum fakat burada neler döndüğünü sadece üçü biliyor gibiydi.

Rosa Jenatte'in yanına geldi ve sarılıp, öpüştüler.

"Hoşgeldin."

"Hoşbuldum."

Jenatte'in yüzündeki muzip gülümseme hala solmamıştı. Rosa sonrasında benimle de sarıldı,  ikisi karşımızdaki koltuğa oturdular.

"Yolculuk nasıldı?"

"Stresliydi."

"Kimseye yakalanmadan gelebildiniz öyle değil mi?"

"Neyse ki evet. Ama çok dikkatli davrandık."

Jenatte arkasına yaslandı ve ikisini tekrar süzdü.

"Ee Suzy'nin ne işi var burada? Ne ara bu kadar yakın oldunuz?"

Suzy yerinde rahatsızca kıpırdandı, ama Rosa öyle değildi, kendinden gayet emin duruyordu.

"Ne olduğunu anlamışsındır diye varsayıyorum?"

Mendacious | JenlisaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin