Stranger

545 54 32
                                    

Gidiyorsan ardına bakma
Gitmeler var bakışlarımda ≈

____________________________________

Medyanın bölümle alakası yok sadece sevdiğim bir şarkı o yüzden koydum dinlemenizi öneririm.


Elindeki tepsiyi kırık dökük klübenin önüne bıraktı yeniden. Son üç gündür her akşam yaptığı gibi. İçerideki kızla konuşmaya can atıyordu fakat annesi korktuğunu söylemişti. O da cesaret edememişti.

"Hey yemeğini bıraktım buraya. Gidiyorum ben şimdi rahatça yiyebilirsin."

Arkasını döndü ve eve doğru yürümeye başladı. Hava şu günlerde çok daha soğuktu.

"Şey..."

Şaşkınlıkla arkasına döndü o kızın seslendiğini anlamıştı.

"Ben şey diyecektim, çok soğuk acaba bana bir örtü getirme imkânın var mı?"

İçinden 'bu soğukta bir örtüyle nasıl idare edebilirsin ki' diye geçirdi.

"Bak istersen evimize gelebilirsin. Fazladan bir odamız var. Yanına gelmeyiz. Orada kalırsın. Soru sormayız. Bu soğukta o harabede çok hasta olursun. "

Karanlıkta yüzünü seçemiyordu ama sesinden çoktan üşüttüğü anlaşılıyordu. Kızın ayağıyla toprağı eşelediğini görebiliyordu. Yanına gidip yardım etmeyi çok istiyordu fakat onu korkutmaktan korkuyordu.

"Ben, ben size çok yük oldum zaten. Bunu da kabul edemem."

"Dedim ya boş bir oda. Kimse kullanmaz. Yük olmuyorsun bize. Bir tabak fazla yemek yaptık o kadar. Öyle düşünme lütfen."

Ardından gözlerini gelen büyük at arabasına çevirdi. Kızın oraya korkuyla baktığını görebiliyordu. Kimindi bu araba neden gelmişti.

"Sana seni bulurum demiştim. Kaçmak bir işe yaramaz. Bu kepaze yere mi layık görüyorsun kendini. Sana en iyisini sunuyorum. Hadi bin arabaya. Daha fazla sinirlendirme babanı."

Tam arabaya doğru gidiyordu ki kızın oraya doğru yürüdüğünü gördü.

"Sorun değil, gideceğim ben. Her şey için çok teşekkür ederim. Umarım bir gün yine karşılaşırız."

Bir şey demesine fırsat vermeden arabaya bindi, hızla gözden kayboldu. Ayakta dikiliyordu şimdi neler olduğunu anlayamamıştı.

'babasıysa zarar vermez herhalde. Kavga etmişlerdir o da kaçmıştır. Belli ki zengin. Neyse en azından geceyi burada geçirmeyecek.' diye geçirdi içinden. Kapının önüne koyduğu tepsiyi geri aldı ve evine doğru yola koyuldu.

...

"Peki neden kaçtın sevgilim, neden geldin bu klübeye?"

Sakinleştiğine emin olduktan sonra merak ettiğim şeyleri yeniden sormaya başladım.

"Çok kızgındım babama o zaman. Dediği her şeyi yapardım fakat ondan istediğim şefkati, sevgiyi göremezdim. Bunların kafamı meşgul ettiği bir zaman diliminde beni Harry ile sürekli olarak görüştürmeye çalışıyordu. Amacını biliyordum. Harry de biliyordu. Beni sevmediğini biliyordum. Ben de onu sevmiyordum."

Derin bir nefes aldı ve şakaklarını ovaladı, bu konulardan bahsetmek moralini bozmuş olmalıydı.

"Sonra bir akşam bana Harry ile evlenmem konusunda bazı imalar yapmaya başladı. Harry'nin babası çok iyi bir tüccarmış, bu evlilik işlerimizi canlandırırmış."

Bana döndü ve elimi tuttu. Sonrasındaysa başını eğdi.

"Babam iş konusunda aşırı takıntılı bir insan oldu her zaman. Hiçbir zaman haksız yoldan para kazanmaz fakat iş için varını yoğunu ortaya koyar."

İsterik bir şekilde gülümsedi.

"Kızını bile."

Onun bu hâline dayanamayıp eline bir öpücük kondurdum. O da aynısını tekrarladı.

"Annemle de iş için evlenmiş diyebiliriz. Annem Kore'nin en büyük tüccarının kızı. İş için gittiği bir gezide tanışmışlar. Annemin anlattığına göre sevmişler birbirlerini fakat babamın bunu belli ettiğini hiç görmedim. Ki annem de duygularını çok belli eden bir kadın değildir. İşkoliklik konusunda babamla yarışır belki de. Korkum hep onlara benzemek oldu inanır mısın. Kendinden bir parçaya sevgini gösteremeyecek kadar aciz olmaktan hep çok korktum. Sevdiğim insana onu sevdiğimi söylemeye bile korkmaktan çok korktum."

İçten bir şekilde gülümsedim.

"Sevgini hissediyorum sevgilim. Sen onlara benzemiyorsun."

O da bir gülümsemeyle karşılık verdi bana. Sonrasında ayağa kalktı ve dolanmaya başladı.

"Senden nasıl hoşlandığıma gelirsek..."

Gerildiğini görebiliyordum.

"Bu klübeyi anlattım sana, buraya kaçtığımı. Her gece bana yemek getiriyordun hatırlıyor musun? İşte o gecelerde hep seni izledim. İlk başlarda sana minettar olduğum için böyle hissettiğimi zannettim fakat bir de baktım ki senin evden çıkmanı bekliyorum. Evden çıkmanı ve seni görmeyi. İçeriye gelip benimle konuşmanı çok istedim hep o zaman. Ama korkuyordun sanırım. Bir şey de diyemezdim, yabancıydım sonuçta."

"Hayır, hayır ben senden korkmuyordum. Seni korkutmaktan korkuyordum. Annem bana senin biraz çekingen olduğunu söylemişti bu yüzden."

"Ava geldiğinde biraz korkmuştum evet. Çünkü babamın beni bulmak için gönderdiği kişilerden olabileceğini düşünmüştüm. Sonra anladım ki değil. Bu yüzdendi çekincem."

Yeniden yanıma oturdu ve gözlerimin içine baktı.

"İşte böyle sevgilim. Sana karşı ilk sevgi tohumlarım burada kalbime gömüldü. Sonra annen geldi, gözlerime inanamadım onu görünce. O gece boyunca şükrettim Tanrı'ya. Bizi bir araya getirmek için anneni göndermişti bana. Ondan her gün seni dinledim. Bu da kalbimdeki tohumları filizlendirdi."

Biraz duraksadı ve yanındaki sudan içti.

"Sonra, sonra sen geldin. Seni gördüğüm zaman sakin kalmak için ne kadar uğraştım bilemezsin. Sen gelince kalbimdeki filizler kocaman bir ağaca dönüştüler ve köklerini kalbimin, vücudumun her yerine saldılar. Senin sevgin ele geçirdi benliğimi."

Daha fazla dayanamadım ve kollarımı boynuna sardım. Boynuma gömülmüş kafasını hissedebiliyordum. Minik öpücükler konduruyordu oraya. Gözlerimi kapattım ve biraz böyle bekledim. Her geçen saniye biraz daha sevdiğim kadının kollarında biraz daha bekledim.

Çok şükür yeni bölüm yazabildim. Umarım hoşunuza gitmiştir. Her şeyi açıklığa kavuşturan bir bölüm oldu sanırsam. Final yakın değil merak etmeyin. Daha yaşanacak çok şey var. Her neyse sizi seviyorum.



Mendacious | JenlisaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin