2.BÖLÜM

5.9K 408 205
                                        


Selam, biz geldik! İki günde 150 görüntülenmeye yaklaşmışız! Yeni bölümü hemen sizinle buluşturmak istedim. Keyifli okumalar dilerim.

Bölüme oy vermeyi ve yorum yazmayı, lütfen unutmayın. Bir sonradaki bölümde görüşmek üzere ^-^.

2. BÖLÜM - HESAPLAŞMA

Hayat öyle bir kavramdı ki, varlığına inandığımız fakat bir üflemeyle yok olup gidebilecek bir toz parçasıydı. Şu anki toz parçası ben olmalıydım çünkü ezici bakışları resmen bunu ifade ediyordu.

Arkasına yaslanmış bir şekilde bakışlarını bana dikmiş cevap bekliyordu. Bakışlarında sanki zehirli hava vardı da bende onu içime çekiyordum.  Tam yanımda oturan Karahan Hoca'nın sorduğu sorunun afallatıcı etkisini bir anda silemedim suratımdan. Beklemediğim bir hamleydi. Ayrıca haklı olduğum bir konuydu, öğretmen olması öğrencilerine bu şekilde davranabileceği anlamına gelmiyordu.

"Haddimi aşmadan önce kusuruma bakmamanızı talep ettiğimi hatırlıyorum, Karahan hocam," dedim kendimden emin bir tonda. Altta kalmaya hiç tahammülüm yoktu

"Hala aynı tavırda kararlısınız sanırım," dediğinde kaşlarımı çattım.

"Sizinle kişisel bir problemim olamaz, okulumuzun bir hocasınız fakat Hakan Hoca'nın kapısında yaptığını tavır gerçekten kırıcıydı ve ben bunu ifade etmek istedim. Bu beni hatalı mı yapıyor?" Mahperi, biraz daha az konuşsaydın kızım, konu laf yetiştirmekse her zaman aktifliğimi gösterirdim

Bakışlarındaki derinlik arttığında konuşmaya başladı, "Hayır, hatalı yapmaz. Kendinize güveniyorsunuz, bu konuda tebrik ederim," dediğinde birkaç saniye durdu ve devam etti.

Keskin surat hatları daha ciddileşirken, "Aslında, amacım hatalı olduğunuzu konuşmak değildi. Kırıcı bir davranış sergilediğim için kusuruma bakmayın," dedi ve yanımdan kalktı. Arkasını dönüp kafeteryadan çıktı.

Ne yapmaya çalışmıştı? Gerçekten mıknatıs gibiydim. Zıt kutupları kendime çekmek dışında başarılı olduğum başka bir konu var mıydı acaba?

"Kızım, seni ya uyurken yakalıyorum ya da böyle dalgın, toparla kendini."

Yiğit'in konuşmasıyla ufak çaplı bir kalp krizi geçirdim. Karahan Hoca'nın arkasından öyle bir dalmıştım ki, sesi beni fazlasıyla korkmuştu

Boş bakışlarımı Yiğit'e döndürdüm, "Bugün benimle uğraşma günün sanırım," dedim hafif sinirli bir tonla.

"Seninle uğraşmadığım gün yoktu ki," dediğinde yanımdaki sandalyeye oturdu.

"Bir günü es geçsen olmuyor değil mi?" dedim gülümseyerek. Beni taklit ederek karşılık verdiğinde ikimizde gülmeye başladık.

Pelin'i gördüğümde el işareti yaparak yanımıza çağırdım. Pınar, okuldaki nadir anlaşabildiğim hatta en yakın arkadaşlarımdan biriydi. Tatlı bir enerjisi vardı. Her şeye sevinen, pozitif enerjisiyle ortamı neşelendiren biriydi.

"Güldüğünüz şey neyse bana da söyleyin," dedi neşeli bir tonda.

"Klasik Yiğit işte yine beni taklit ederek, kendini sevindiriyor," dedim gülerek.

"Evet, aynen öyle yapıyorum," dediğinde bana göz kırptı ve konuşma devam etti. "Pelin, ayakta kaldın otursana."

"Oturmak isterdim fakat bizim tedarik zincir dersine giren Karahan Hoca'yla proje görüşmem var," dediğinde suratımdaki gülümsemeden eser kalmadı.

Yiğit araya girerek, "Tüm güzel kızları topluyor proje ayağına," dediğinde güldü.

"Adamın farklı bir havası var toplar tabii," dedi Pelin suratındaki gururlu ifadeyle.

HARLI GECE (+18)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin