Biz geldik! Yorumlarınız ve destekleriniz için teşekkür ederim ❤️ Umarım keyifle okuyacağınız bir bölüm olmuştur.
* Sınır: 40 vote + 50 yorum sonrasında bölüm gelecektir. *
Bir sonraki bölümü Karahan Akkor'un anlatımı ile okumak ister misini?
Utangaçlık. Bir beden, duyguların elini çekip gitmesiyle nasıl bir boşluğa düşer? Hayatın içinde anlam kazanan her kelimenin o derin sessizlik karşısında yitip gittiğini görmek. Peki, bir kalp, hislerinin o ince çekingenlik perdesiyle sarıldığı zaman ne olur? Yoğun hislerin ördüğü karmaşayı anlatmak güçtü; sanki duygular, sözcüklerin arasında saklanıyordu. Şimdi olduğu gibi, sessizliğin içinde kaybolan, belki de kendini bir köşeye saklayan bir yürek...
Karahan'ın gözlerindeki sessiz fırtınaya hapsolduğumu hissettim. Bakışlarım onun derinliklerinde kaybolurken, sağ yanağımdan süzülen gözyaşı, sessizliğimizin tek tanığı oldu. Zaman durdu, nefeslerimiz birbirine karıştı. İçimdeki tüm sözcükler boğazımda düğümlenirken, dudaklarım açılmaya cesaret edemedi. O an, sadece bir bakışa hapsolmanın ağırlığını, kalbin derinliklerine işleyen o ince sızıyla hissettim. Bir şey söylemek istesem de, sessizliğin gücü tüm kelimeleri susturdu.
Acımasız ve dalga geçen gözleriyle bana bakan Selin, Karahan'a doğru döndüğün, "Senin ufaklık ağlıyor, kayınpederin," dediğinde duraksadı ve bir anda kahkaha atmaya başladı.
"Selin, Buse'yi al ve gidin," derken kendini tutmakta zorlanan bir ses tonu vardı.
"Ah pardon, eski kayınpederine bu durumu anlatırken seni izleyip sonra seni teselli etmek isterim," dediğinde, Karahan'a hafif alaycı bir gülümsemeyle yaklaşarak yanağına gösterişli bir öpücük kondurdu. Gözleriyle onu aşağılayarak süzerken, kendini beğenmiş bir tavırla ekledi, "Zavallı sevgilim, yine zor durumda."
Ardından, "Hadi Buse, gidelim güzel kızım. Baban zahmet edip bize kendisi gelecekmiş," dedi, abartılı bir sabırsızlıkla gözlerini devirdi. Sözlerinde ince bir küçümseme, hareketlerinde ise rahatsız edici bir kendinden eminlik vardı.
Hızlı adımlarla evden çıktığında Karahan ile başbaşa kalmıştık. Karahan bana doğru adım attığında, "Yaklaşma," diyerek bağırdım.
"Beni bir duruma nasıl düşürebilirsin?" Aklım almıyordu, dipteydim.
"Kahretsin, akıl edemedim. Seni korumaktan başka hiçbir şeyi düşünemedim."
"Böyle mi koruyorsun beni, boşanma aşamasında olduğun eşinin sözleri altında ezilmemi izleyerek mi? Ya ben sana güvendim, bitti dedin bana." Ellerimi saçlarıma geçirdiğimde bağırmaya devam ettim.
"Bu mu bitmiş hali? Buraya gelmem aptallıktı, sana güvenmem tamamen aptallıktı!"
Karahan, yüzünde karanlık bir öfkeyle üzerime doğru ilerlediğinde, içimdeki tüm cesaret kaybolmuş gibiydi. Tezgaha yaslanarak geri çekilmeye çalıştım, ama Karahan güçlü bedeniyle önümde yükselip, beni tezgah ile kendisi arasında sıkıştırdı. Gözlerindeki fırtına patlamaya hazır, çenesindeki kaslar öfkeyle gerilmişti. Derin, ağır nefesleri aramızdaki gerilimi daha da yoğunlaştırırken, bir an bile gözlerini benden ayırmadı.
"Sana en başında söyledim. Yalandan ve doğrulardan kaçmaktan hoşlanmam. Bitti dediysem bitmiştir. Sana oturup Selin'i anlatmayacağım ama bilerek yaptığını anlaman gerekiyordu." Hırlarak konuştuğunda başımı sola çevirdim.
"Hiçbir şey duymak istemiyorum, düştüğüm durumu anlayabiliyor musun? Kızın, baba diye bağırdığında ben ne hissettim. Biliyor musun?" dediğimde sessimdeki titremeyi durdurmaya çalıştım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
HARLI GECE (+18)
Teen FictionYaş farkı vardır, cinsel içerik içermektedir. Kartlar bir anda dağıtıldı. Harlı ateşin aceleci kıvrımlarında yazılan gecede kül oldu bedenlerimiz. Var olmakla yok olmanın aslında bir nefesten ibaret olduğunu yıllanmış bir şarap misali içtik. Her şe...
