Hyunjin ve Minho bir kız için dostluklarını bitirmiş, düşman olma yolunda ilerliyorlardı. Hyunjin'e aşık olan Jeongin'se, ona kız için yardım ediyordu. Bir gün sevdiğine kavuşmayı, yalnızca diliyordu...
Bazen sadece kız olmak istiyorum. Minjeong olmak istiyorum. Hyunjin bana da gülümseyerek baksın istiyorum. Sabahtan beri pencereden ikisini izliyorum. Felix yanımdan bir saniye ayrılmamıştı. O olmasa ben mahkumum yalnızlığa.
"Gülünç müyüm ben Felix?" Aniden gelen soruyla kafasını kaldırıp bana baktı ama ben bahçeye, Minjeong bir şey anlatırken ona gülümseyerek bakan Hyunjin'e bakmaya devam ediyordum. "Acınası mı görünüyorum?" Gözümden gelen yaşla beni omuzlarımdan tutup kendine çevirdi.
"Eğer, aşık olmak gülünç bir şeyse, bu yaşanan hayatın hiç bir anlamı olmazdı. Hele ki senin gibi pamuk kalpliler asla gülünç değil. Sen sevdiğinden sevdiği için, mutluluğu için vaz geçmeye çalışan insansın. Aslında bunu kesinlikle yapmaman gerek." Göz yaşlarıma engel olamıyordum. Beni çekti ve sarıldı. Aslında onun da dertleri vardı. En büyük derdi ona zorbalık yapmakta ısrarcı Changbin ama Felix sürekli benim yanımda.
-----
"JEONGİN, JEONGİN, JEONGİN!" Sevinçle yanıma gelen Hyunjin ile derin bir nefes aldım ve sahtece gülümseyip arkama döndüm.
"Efendim? Gördüm sizi bugün bahçede bu arada. Çok mutlu gibiydin- pardon gibiydiniz." Sevinçle ellerini birbirine vurdu.
"Evet. Çok mutluyduk. Çok ortak yönümüz olduğunu söyledi. Hatta birbirimize çocukluk anılarımızı bile anlattık. Sevgilisi de yokmuş şu anda. Hatta kendini bu yüzden yalnız hissediyormuş." Onun gibi sevindim ama tek fark, o gerçekti, bu sahte...
"Çok güzel bu. İkinizin daima b-birlikte m-mut-l-lu olmanızı dileyeceğim." Sıkıca sarıldı ben de ona sarıldım. Oradan bize başını iki yana sallayarak bakan Felix'i görünce göz yaşlarımı tutmam gerektiğini anladım. "Çok iyi, çok."
-----
(Hyunjin'den)
"HYUNJİN!" Bana seslenen o huzur verici ve güzel sesi duyduğum am başımı kaldırdım ve onunla karşılaştım. Kim Minjeong. Büyülü kız. Jisung bizi yalnız bırakarak gitti.
"Evet?" Elini okul hırkasının cebine attı bir müddet bir şey aradı. Sonunda elini sevinçle çıkarrtı. Elinde son derece hoş bir kolye vardı.
"Bak senin kankan Minho bunu almış. Bu ne sen biliyor musun?" Minho'nun aldığını duyduğum an gülümseme yüzümden silindi ama bir süre sonra tekrar gülümsedim. "Bu, çok özel bir taş. Ayrıca bu benim her yerde aradığım kolye. Çok güzel değil mi?"
"Çok güzel. Sana da çok yakışır." Dudaklarını birbirine bastırdı ve takmak için uğaşmaya başladı. Yapamayınca ben aldım ve kolyeyi taktım. Bu biraz kalbimin hızlanmasına neden olmuştu. Çok yakınında oluyordum çünkü. "Çok güzel oldu ama kolyeden çok, sahibi güzel." Utançla gülümsedi.
"E tamam o zaman. Ya, benim canım çok sıkılıyor ya." Düşündüm ve en sonunda aklıma lunaparka gitme fikri geldi.
"Lunaparka gidelim mi? Okul çıkışında." Sevinçle ellerini çırptı.
"Tabii tabii gidelim. Hatta Karina ve Minho da gelsin." Minho'nun gelmesini hiç istemiyordum ama o istiyorsa hayır diyemezdim.
"Gelsinler." Başını salladı ve gülümsedi.
"Sen git Minho'ya söyle, ben de kankitoma söyleyeyim. Hadi bye." Elini sallamış ve direkt gitmişti.
"Ne söyleyecekmişsin bana?" Bir anda konuşan sesle o tarafa döndüm. Bu sinir bozucu, Lee Minho."
"Okul çıkışı lunaparka gidiyoruz ve Minjeong istememiş olsaydı gelmiyordun. Kısacası, maalesef ki geliyorsun canım." Onu arkamda bırakıp oradan ayrıldım.
------
(Jeongin'den)
"Haftanın dedikodusun duydunuz mu?" Felix de ben de hayır anlamında başımızı salladık. Okulun dedikodu habercisi Seungmin sayesinde her şeyi öğreniyorduk. İçeceğinden bir kaç yudum adlı ve tekrar bize döndü. "San ve Wooyoung çıkmaya başlamış."
"Wow. San hani homofobik, zorbaydı. Ne oldu lan buna? Wooyuong buna evrim geçirtmiş." Onlar bu konuyu konuşurken aklımdan hala kulak misafiri olduğum konuşmalar çıkmıyordu. Kolyesini boynuna takmış lunaparka gitmek istemişti. Sırf o istiyor diye Minho'nun gelmesine bile bir şey dememişti. Gerçekten çok seviyordu.
"Görüşürüz." Çantamı aldım ve okuldan çıktım. Bir duyuru yapılacak demişlerdi ama umursamadan çıkmıştım. Uyaranlar olmuştu ama duyamıyordum onları. Ciddi anlamda kimseyi duyamıyordum. Aklımda, 'Minjeong'a aşığım Jeongin.' cümlesi dolanıyordu. Sadece onu duyuyordum. Koşarak eve gittim.
///
Hyunjin güzel biasım mahvettin çocuğumu
HYUNJİN 10 HAZİRAN'DA GELİYOR İnşaallah geliyor yani
Gelir değil mi?
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.