I DİDN'T LEAVE

624 58 1
                                        

Hyunjin gelip kapıyı çalmıştı. Hazır hissetmediğim için 'biraz bekle' diye mesaj etmiştim. Mesajımın üzerinden on dört dakika geçmişti. Hala hazır hissetmiyordum ama artık kapıyı açsam iyi olacaktı. Anahtarı yavaşça çevirdim. Kapı açılınca daha onun yüzüne bakamadan iki tane kol belime sarıldı.

"İçeriye geçelim." Başını sallamıştı ama sarılmayı bırakmamıştı. Hala sarılırken dairenin kapısını kapattı ve içeriye geçtim. Salonun ortasında öylece duruyorduk.

"Sana açıklamama müsaade etmeden neden çekip gittin?" Buna verecek bir cevabım yoktu işte. O gün gitmeyebilirdim ama aşırı berbat hissettiğimden ne yaptığımın farkında bile değildim. Şu anda harika hissetmiyordum ama...

"Açıklayacak ne vardı ki? Direkt çekip gidenler gibi değilim ben Hyunjin. Ben gerçeği dinlemeden çekip giden kişiden sonra çekilen acıyı çok iyi bilirim ve bunu kimsenin yaşamasını istemiyorum. Ben o gün sadece, iyi değildim." Sarılmayı hala sonlandırmamışken saçlarımı okşamaya başladı.

"O zaman sana açıklayayım. O kızı tanımıyorum. O telefonda benim değil. Telefonumun bilgileri çalınmış, sonrasın da o gördüğün telefona kopyalanmış. Hatta onun kız olduğuna bile emin değildim, ilk başta. Sonrasında o kızı bulup onunla görüştüm. Bunun ne olduğunu sorguladım. Tehdit edildiği için bunu yaptığını söyledi. Onu kimin tehdit ettiğini bulamadım." Ona güveniyordum, sonsuza kadar da güvenecektim. Yine de şu tehdit edilen kızı bende görmek istiyordum. "Ayrılmadın benden, değil mi?" 

"Ayrılmadım merak etme." Dudaklarını yumuşakça dudaklarıma bastırıp geri çekildi. "Beni şu tehdit edilen kızın yanına götürür müsün?" Dudaklarını birbirine bastırıp başını salladı.

-----

Kafeye bir müddet sonra beklediğimiz kişi geldi ve masaya oturdu. Hyunjin ve benimle selamlaştıktan sonra direkt konuya girdim.

"Hiç uzatmayacağız çünkü acelemiz var. Anlayışınızdan dolayı teşekkürlerimizi sunarız." Sanırım adıyla sonuna hanım ekleyerek seslenmem daha uygun olurdu. Mümkün olduğunca saygıyla yaklaşmaya çalışıyordum. "Sihyeon hanım, sizi tehdit eden kişinin adını eğer bize verirseniz, bir daha asla karşınıza çıkmamasını sağlayabiliriz." Endişeli gibiydi, doğal olarak.

"Gerçekten, beni tehdit eden kişinin tam olarak kim olduğunu bilmiyorum. Sadece şunu açıklayabilirim, üç hafta önce birileri tarafından zorla bir arabaya bindirildim. Simsiyah gözlükleri, maskeleri, şapkaları vardı. Kısacası onlarında kim olduğuna dair bir bilgim yok. Bana bunu bir oyun olduğunu, bu oyunda yardımcı karakter olduğumu söylediler. Eğer bunu yapmazsam çevremdeki herkesi öldüreceklerini söyledikleri an, korktum ve bunu yapmak zorunda kaldım. Gerçekten çok özür dilerim." Hyunjin sinirle bakarken ben empati kurmayı başarabilmiştim. Ailesi ile tehdit edilmek nedir, ben bunu da iyi bilirdim. Kolay bir şey değildi.

"Tamam, teşekkür ederiz. Olur da kim olduğunu öğrenirseniz lütfen bizimle iletişime geçin. Görüşmek üzere." Hyunjin'i de kaldırdım ve kafeden çıktık.

"Daha fazla sorgulayamaz mıydık Jeongin? Belki eksik anlattı. Baskı yapsaydık her şeyi söyler-" Sinirle sözünü kestim.

"Empati kur azıcık. Hem bu basit bir şeye mi benziyor? Oyun falan zırvalamışlar kıza. Zaten korkmuş, bir de biz üstüne gidip neden iyice strese sokalım?" Kıkırdamıştı. Komik mi gözüküyordum? "Neden gülüyorsun?"

"Sinirlenince çok tatlı gözüküyorsun yaa." Ciddi anlamda sinirli bakmaya başlayınca gülmeyi kesti. "Aaaa hadi hadi çok geç kaldık, kaldık geç çok. Koş koş arabaya." Koşup- pardon resmen uçup arabaya girmişti. Tatlı gözüktüğünü asla inkar etmeyeceğimi söylemiştim, değil mi?

-----

"Bence bunu Minho yapmış olabilir. Biliyorsunuz, ailesi ciddi anlamda zengin. Üç beş tane adam tutup insanları korkutuyor olabilir. Hayatımızı mahvetmek istiyor olabilir." Hyunjin'in fikrini üçü de mantıklı bulmuştu. Seungmin ve Jisung'ı geçtim. İkisi de aptal. Felix bunu nasıl kabul eder?

"Ya kesin be. Ne alaka? Hem neden yapsın bunu? Bu ne biçim bir fikir hem? Çocuğun belki de olaydan haberi bile yok." Sinirle söylediğim cümleler konuşmalarını durdurmaya yetmişti. "Başka bir şey olmalı. Ne olduğunu bende bilmiyorum ama Minho değildir." Hyunjin hala şüpheli gibiydi. "Geliyorum hemen." Kalkıp mutfağa geçtim.

Lee Minho

Ara📞

"Alo Minho."

"Ne var?"

"Çok uzun sürmeyecek. Nefretle konuşmana gerek yok."

"Sen Hyunjin değil misin? Sesin bir an onun ki gibi geldi."

"Telefonunda kayıtlı değil miyim? Oradan görebilirdin."

"Bakmadım ki ekrana. Hem benim senden nefret ettiğim yok. Sadece Hyunjin den."

"Tamam, neyse. Ben sana bir şey sormak için aradım."

"I'm listening baby bread."

"Sihyeon adında birini tanıyor musun?"

"No, why?"

"Tanımıyorsun yani?..."

"I really don't know. Who is she? Why are you asking me?"

"Korece konuş! Cümlelerini çevirmekle beynimi yakamam."

"Can't you speak english?"

"Ya azıcık biliyorum işte, uzatma."

"Gerçekten tanımıyorum Jeongin. Sana yalan borcum mu var? Neden bana soruyorsun bunu?"

"Ters bir durum yaşandı. Sonra konuşuruz."

"See you."

"Hay İngilizce'ne amk senin... See you see you."

Aramayı sonlandırdınız

///

Bu aralar İngilizce mi geliştirmeye çalışıyorum

Spoi: Bebek ekmeğimin dertleri bitmek bilmez, hala bitmedi."

Even A Fool Knows || HyuninHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin