DOES NOT LOOK NORMAL

763 94 13
                                        

"JEONGİN, Jeongin, J-jeongin, bu halin ne senin?" Yanıma heves ve sevinçle gelen Hyunjin bir anda endişelenmeye başlamıştı. "Jeongin bu halin ne!?" Aşırı derece de uykum vardı ve yorgundum. Onun yanında yanlış bir şey yapmamak için kendimi zorluyorum ama engel olamamıştım. Ders kitabının kapağını açarken bir anda elim şiddetle titremeye başlamıştı. Kitep yere düşmüştü ve elim titremeye devam ediyordu. Hyunjin hariç kimse görmeden hemen sıranın sıranın altında diğer elimle durdurmaya çalıtım.

Hayatımın en kötü anlarından birini yaşıyordum. Elim bir türlü durmak bilmezken diğeri de titremeye başlamıştı. Hyunjin herkesi sınıftan çıkartıp sınıfın kapısını kapattı ve hızla yanıma geldi. Felix tabii ki çıkmamıştı. 

"J-jeongin iyi mis- Felix ne oluyor?" Felix'te bunu hiç bilmiyordu. İkisi de şaşırmıştı. Bir şeyler konuşuyorlardı ama duyamıyordum. Gözlerim kararıyor, midem bulanmaya başlıyordu. Hyunjin bileklerimden tuttu ve beni yavaşça kaldırmaya çalıştı. Bir elini de sırtıma koydu. Gözlerimi açamıyordu. Sanki soğuktan donuyormuşum gibi çenem de titremeye başlamıştı.

-----

"JEONGİN! Uyandı Felix!" Gözlerimikendi evimde veya kendi yatağımda açmamıştım. Karşımda beni dövme hazırlıkları yapan babam veya onu durdurmaya çalışan Yuna yoktu. Karşımda Hyunjin ve Felix vardı. Ben bu şekilde uyanmaya alışık değildim. "Jeongin, iyi misin? Duyuyor musun beni? Jeongin?" Gözlerimi bir kaç kere açıp kapattım ve yatakta oturur pozisyona gelmeye çalıştım. Burası Hyunjin'in eviydi.

"İ-iyi-yim." İyi değildim, hala kötüydüm ama okuldaki kadar değil. Başımda şiddetli bir ağrı ve midemde bulantı vardı. "Tuvalet..." Hyunjin kapıyı açtı hızla içeri girdim. Sabah yediğim bir kaç lokma bir şeyi de midemden çıkardım. Yaklaşık beş dakika sonra geri çıktım. Çantamı aldım ve çıkış kapısına yöneldim.

"D-dur Jeongin, ne yapıyorsun?" Burada durmak istiyordum ama bu akşam da dayak mesaim vardı. En sevdiğim iki insan buradayken tabii ki durmak istiyordum.

"Gitmem gerek, babam kızmasın diye. Daha sonra bir araya geliriz olur mu? Görüşürüz." Bir şey demelerine izin vermeden çıkıp gittim.

-----

"JEONGİN, SEN ASLA USLANMAYACAK MISIN BAŞIMIN BELASI!" Hiç durmadan vuruyordu ve nereye vurduğunu anlayamıyordum artık. O kadar çok bağırıyordu ki Yuna'nın tiz çığlıkları bile duyulmuyordu. Üvey annemiz olacak kadın da kenarda oturmuş kahve içiyordu.

Babam bana bunları gay olduğumu öğrendiği günden beri hep yapıyor ama bu aralar daha çok. Gay olmak bu işte. Asla sizden nefret edenler eksik olmaz. İlla ki çekeceğiniz bir eziyet olur gay olmak bu. İşkence...

-----

Bir gelişme vardı. Bir haftadır hiç ağlamamıştım. Hiç sinirlenmemiş ve üzülmemiştim. Aslında mutlu da olmamıştım. Bu bir gelişmeydi değil mi?

"Jeongin, biliyorum sırası değil ama, Minjeong seçimini yapmış." Yanıma üzüntüyle gelen Hyunjin ile ona döndüm. Anlat anlamında elimi kaldırıp geri indirdim. "Minho'yu seçti işte, yapamadım."

"O kızın aptallığı şimdi hiç kusura bakma ama..." Daha da üzülmesine sebep olmuştum, ilk defa ama yanlışlıkla yapmıştım, gerçekten. Ben asla onu üzecek bir harekette bulunmadım. "Ya tamam, üzülme. Ben şakasına takıldım."

"Haklısın ama, aptallığı. Aptal o. Minho da aptal. O da aptal. Ben de aptalım." Kalkıp hızla sınıftan çıktı. Peşinden gidememiştim çünkü nereye gittiğini görememiştim. Ben de yazımı yazmaya devam ettim.

-----

(Minjeong'dan)

"Hey, Jeongin, değil mi?" Bankta oturup ağlarken yanına gittim. Bana baktı ve başını salladı. Oturmam için yana kaydı. Yavaşça oturdum. "Bak, seni konuşturup zor durumda bırakmak istemiyorum. Sadece, bir kaç bir şey açıklamama izin verir misin?"

"Ne açıklayacaksın ki? Seninle zaten bir derdim yok. Sadece Hyujin'in kalbini kırdın. Tek sroun bu." Gülümsemeye çalıştım ve başımı iki yana salladım.

"Ben, Hyunjin'e aşık olduğunu biliyorum ve sana şunu söylemek istiyorum. Ben Hyunjin'i seçmedim ve Minho'yu da seçmedim." Şaşkınlıkla bana baktı. "Gereksiz bir bilgi ama zaten kızlardan hoşlanıyorum. Hatta sana gereksiz bir şey daha söyleyeyim. Karina ile çıkıyorum ve o istemediği için bunu kimseye söylemiyoruz. Kanka gibi davranıyoruz." Buna daha da çok şaşırmıştı.

"Hiç sevgili gibi durmuyordunuz. Hayır yani yanlış anlama. Yakışmıyorsunuz, bu nasıl çift gibi bir şey demeye asla çalışmadım." Gülümsedim.

"Senin kalbin çok güzel Jeongin. Şimdi lütfen sadece dinle." Başını salladı ve beklemeye başladı. "Neden Hyunjin ve beni yakınlaştırmaya çalıştığını anlamıştım zaten. Mutlu olsun istiyorsun ama Hyunjin sadece bende takıntı yaptı, Minho da öyle. İkisinin de gerçekte gay olduğunu düşünüyorum. Minho Jisung'a Hyunjin'de sana, hiç kanka gözüyle bakmıyor çünkü. Tamam bu konuların uzmanı değilim, bunlarla canını sıkmayacağım. Senin üvey annen benim maalesef ki öz annem Jeongin." Buna çok daha büyük şaşkınlıkla baktı.

"Yani, sen ben ve Yuna üvey kardeş miyiz?" Dudaklarımı birbirine bastırıp başımı salladım.

///

Winter meleğim Jeongin kanatsız meleğim

Çok seviyorum ikisini de yiaaa

Even A Fool Knows || HyuninHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin