"İster miydin?" Ani soruma anlamadığını belli eden bakışlar attı. "Minjeong hayatında olsun, ister miydin?" Bakışlarını aşağı indirdi. Yanına oturdum. Elimi yanağına yerleştirip bana bakmasını sağladım. "O, senin ilk aşkındı. Gay olduktan sonra beni tercih ettin ne de olsa. Onun hala ruhunda bıraktığı bazı izler olmalı."
"İlk önce onu sevdim. Onun için sayısız fedakarlık yaptım. Zaten bir sevgilisi olduğu halde, erkeklerden hoşlanmadığı halde. En başta, az daha en iyi arkadaşımı kaybedecektim. Şu an buna değmeyeceğinin farkındayım. Artık Minjeong sadece normal bir arkadaşım olabilir. Sen ve o benzemiyorsunuz. Sen çok daha özelsin Jeongin. Tabii ki ruhumda bazı izleri hala var. Çoğunu unuttum ve sayende umursamamaya başladım. Reddedilmeyi ondan terk edilmeyi senden tattım. Bu yaptığım yanlış ve doğru şeyleri farkına varmamı sağladı." Bir müddet öylece yüzüme baktı. "O ilk aşkımdı ama, gerçek aşkım değildi bir tanem." Minik bir öpücük sunup geri çekildi.
"Tabii ki benim senin gerçek aşkın. Kim olacak? Ama yine de, Minjeong ile son bir konuşma yapman iyi olurdu. Öylece bırakmak, biraz... Yani, ne bileyim?"
"Tamam yarın sabah gidip konuşacağım."
-----
"Kızlar, ikiniz birlikte gelmişsiniz. Daha iyi aslında." Kafeye gelirken o kadar çok konuşmuştu ki başım şişmişti. Şimdi bana sandalye çektikten sonra gerginlikle oturacağı sandalyeyi birazcık geriye çekti. Otururken bacağı düz durmayınca, masaya çarptı.
"Rahat davransa. Onca süre peşimden koşup şimdi sanki kocanın annesiymişim gibi davranma." Hyunjin sahte bir gülümsemeyle oturdu. Sürekli sandalyede kıpırdanıp duruyordu. Bir türlü rahat durmuyordu. "Valla çakarım bir tane. Düzgün otur!"
"Tamam sakin olalım." Kız çifte gülümseyip Hyunjin'e döndüm. "Düzgün otursana." Başını sallayıp gülümsedi ama hala bir o yana bir bu yana sallanmaya devam ediyordu. "Her neyse. Aşkım, konuya gir."
"Şimdi Minjeong biliyorsun ki. Benim aşık olduğum ilk insan sensin. Aptal gibi senden bir beklentiye girmiştim. Aslında ilk önce beni kabul edeceğini sandım, sonra sanmamaya başladım, sonra tekrar sandım, en sonunda sen beni reddedince olmayacağını anladım. Ama artık o kadar dert etmiyorum. Hem zaten bir sevgilin var. Çok da yakışıyorsunuz. Sana öncesinde sini bozucu bir an yaşattıysam çok özür dilerim. İstersen seninle olan ilişkimize arkadaş olarak devam edebiliriz." Tek nefeste söylediği cümlelere ben bıkkınlıkla karşıdaki ikili de şaşkınlıkla bakıyordu. "Çabuk cevap versene." Rahatsızlıkla yerinde kıpırdanmaya devam etti.
"Tamam arkadaş kalalım. Benim için büyük mutluluk."
"Çok teşekkürler. Görüşürüz bayanlar." Kolumdan tutup bir anda sandalyeden kalktı ve dışarıya uçtu. "Huh, tedirgin oldum yha."
"Neden o kadar şey ettin ki?" Boş boş baktı.
"Ya ne bileyim? Tedirgin oldum, huzursuz oldum bir an. Neyse gidelim."
-----
"Madem bu işi de hallettik. Hyunjin." Yıldızlara bakan bakışlarını bana çevirdi. "Sonuna kadar benimle kalacak mısın?"
"Seninle sonuna değil, sonsuza kadar kalacağım. Ve sende benimle kalacaksın. Yalnız şimdiden söylemiş olayım, ben öz çocuk isterim." Söylediği şeye kıkırdarken hayallere daldım.
Hyunjin ve ben, sorunsuzca bir araya gelmiştik. Beraber her şeyi yapmaya vardık. Engeller yıkıp geçebilirdik. Babam öldükten sonra, bizi ayıracak kimse kalmamıştı.
///
Jeongin'in babası da öldü sonunda
Bitttttttttttttiiiiiiiiii
Bye
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Even A Fool Knows || Hyunin
RomantikHyunjin ve Minho bir kız için dostluklarını bitirmiş, düşman olma yolunda ilerliyorlardı. Hyunjin'e aşık olan Jeongin'se, ona kız için yardım ediyordu. Bir gün sevdiğine kavuşmayı, yalnızca diliyordu...
