14.Bölüm

228 13 0
                                        

Telafi için bu bölümü erkenden paylaştık. Artık olaylara tam anlammıyla girmiş bulunuyoruz. Ayrıca unutanlarınız için Derin Ceren'in kız kardeşi.

Multimedia da Burcu'nun gelinliği, saçı ve makyajı var.

Hepinize iyi okumalar...

ELİF

9 AY SONRA

"Burcu!" Burcu'ya seslenirken aynada son kez görüntüme bakıyordum. Arkamı dönüp gelinliğini giymiş yanıma gelen Burcu'ya büyülenmiş gözlerle baktım. Hafif dalgalandırıp açık bıraktığı saçlarına taç şeklinde pembe ve beyaz çiçekler takmıştı. Taktığı takma kirpikleri ve çektiği eyeliner gözlerini ortaya çıkrmıştı. Dudaklarına toz pembe ruj yanaklarına da hafif allık sürmüştü. Gelinliğinde gezdirdim gözlerimi. Straplez gelinliği küçük taşlarla süslenmişti. Çok güzeldi arkadaşım.

Bu düşüncelerimin ardından Zeynep teyze içeri girdi. Burcu'yu gördüğünde gözleri doldu. Burcu'nun yanına gidip sarıldığında benim ve Burcu'nun da gözlerinin dolduğunu fark ettim. Hemen kendimi toparlayıp atıldım.

"Tamam kızlar ağlamayın. Makyajlarınız akacak sonra" dediğimde ortam biraz neşelenmişti. "Çok güzel olmuşsun canım arkadaşım. Anıl sana bir kez daha aşık olacak" dedikten hemen sonra odaya Anıl girdi.

Burcu'yu gördüğünde durakladı. Gözlerindeki aşkı gördüm o an. "Çok güzelsin" dedi sonunda çözüldüğünde. Burcu utanarak güldüğünde Anıl yanına gidip kolunu uzattı. Burcu Anıl'ın uzattığı koluna girdi ve odadan çıktılar.

Arkalarından bakarken en azından birileri mutlu oldu diye düşündüm. Kazadan 2 hafta sonra annem tamamen iyileştiğinde Amerikadaki evimize geçmiştik. Bu süreçte Anıl ve Burcu bizi hiç yalnız bırakmamışlardı. Biz eve geçtiğimizde onlar da İstanbul'a dönmüşlerdi.

Daha sonra hepimiz okullarımıza başlamıştık. Okullar kapandığında Burcu ve Anıl'ın evlilik telaşı başlamıştı. 1 ay içinde yapılan kız isteme ve nişana katılamamıştım. Ama düğünden 1 hafta önce İstanbul'a gelmiş Burcu'nun hep yanında olmuştum.

Bu süreç içinde Mert'le hiç karşılaşmamıştım ve bugün onu göreceğim için çok heyecanlıydım. Düğün kır düğünüydü. Her şey gerçekten çok güzeldi. Anıl ve Burcu'nun arkasından dışarı çıktım.

Burcu ve Anıl nikah masasına oturduktan sonra nikah memuru şahidleri çağırdığında gidip oturdum. Anıl'ın şahidi olarak Mert yanıma oturduğunda kalbimin hızlanmasını engelleyemedim. Nikah memuru Burcu'ya adını sordu ve nikah töreni başladı.

"Gelin hanımın adı ve soyadı?"

"Burcu Kılıç"

"Damat beyin adı ve soyadı?"

"Anıl Yücel"

"Şahidlerimizin de adını ve soyadını alalım"

"Elif Işık"

"Mert Özdemir"

"Artık nikah törenimize tam anlamıyla geçebiliriz. Oğuz kızı Burcu Ahmet oğlu Anıl'ı kocalığa kabul ediyor musun?"

Burcu bir süre duraksadı. Hepimiz beklentiyle ona bakarken ifadesiz yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı ve "evet" diye bağırdı. Hepimiz derin bir nefes aldığımızda nikah memuru devam etti.

"Ahmet oğul Anıl Oğuz kızı Burcu'yu karılığa kabul ediyor musun?"

Anıl Burcu'nun aksine tereddütsüz bir şekilde "evet" diye bağırdı.

"Sizde şahidlik ediyor musunuz?"

Mert'le beraber "evet" dedik.

"Bende sizi karı koca ilan ediyorum" diyip aile cüzdanını Burcu'ya verdi. Bütün bahçeden 'bas' sesleri yükselmeye başladığında Burcu sertçe Anıl'ın ayağına bastı. Bunun karşılığında Anıl sadece yüzünü buruşturmakla yetindi.

Anıl ve Burcu ilk danslarını yapmak için piste doğru ilerlerken küçük bir kız yanıma yaklaştı.

Koşmaktan nefes nefese kalmış bir şekilde "abla seni kapının orda bi abi bekliyo" diyip geldiği gibi yanımdan uzaklaştı. Kız yanımdan ayrıldıktan sonra kapının oraya doğru ilerledim.

Kapıdan çıkıp etrafıma bakınırken biri arkamdan yaklaşıp elindeki bezi ağzıma kapattı. Bilincim yavaşça kapanırkenson duyduğum şey kulağıma fısıldanan "sakin ol bitanem" sözleriydi....

DERİN

Gözlerimi Burcu abla ve Anıl abinin üzerinden çekemiyordum. İlk dansları için piste ilerlerlerken gözüme Elif abla takıldı. Küçük bir kız çocuğu heyecanla ona bişeyler söylerken ilgiyle dinledi onu. Kız yanından ayrıldıktan sonra yavaşça ayağa kalkıp girişe ilerledi.

Onu izlemeye devam ederken arkasından ona yaklaşan adamı görünce gözlerim büyüdü. Elif abla o adamın kucağına yavaşça yıkıldığında adam onu kucaklayarak buradan uzaklaştırdı.

Korkuyla ablamın yanına koştum. "Abla" diye bağırdım.

"Ne oldu Derin" dedi ablam da telaşlanarak. "Elif ablayı kaçırdılar" dedim nefes nefese...

CEREN

İstemsizce "Ne!" diye bağırdığımda sesim o kadar yüksek çıkmıştı ki bahçedeki tüm gözler bana döndü. Ben hala duyduklarımı sindirememişken annemle babam yanıma geldi.

"Niye bağırıyorsun kızım" diyen anneme döndüm yavaşça. "Elif'i kaçırmışlar anne" derken yanımıza gelen Neslihan teyze ve Erhan amcayı fark etmem için çok geçti.

Neslihan teyze yere yığılırken Erhan amca onu tuttu.

"Nasıl kaçırdılar kızım Elif'i?"

"Bilmiyorum baba Derin görmüş herşeyi"

"Kim karçırdı Elif'i gördün mü Derin. Bişey söyle!" Arkamdan gelen erkek sesi ve ardından Derin'in kısık inlemesiyle arkamı döndüm.

Mert, Derin'İn kolunu sıkıca tutmuş bağırıyordu. Hızla yanına gidip elini Derin'in kolundan çektim.

"Mert abi kimin olduğunu görmedim. Sadece siyah kapşonlu bi adamdı. Elif ablaya arkadan yaklaşıp bayılttı sonra da götürdü. Gerçekten sadece bu kadarını gördüm." Derin'in sesi titriyordu.

"Tamam sakin ol ablacım." diyip Mert'e döndüm. "Sen de sakin ol Mert. Kız bişey görmemiş."

Erhan amca yanımıza gelip Mert'in karşısında durdu. "Sana ne oluyor? Daha doğru dürüst tanımadığın bir kız için bu kadar endişelenmen normal değil"

"Doğru, haklısınız. Haklısınız!" diyip sinirle bahçeyi terk etti.

Anıl aceleyle polisi ararken Burcu bahçeye doğru "Geldiğiniz için teşekkürler. Düğünümüz sona ermiştir." diye bağırdı. Tüm davetliler birer birer bahçeyi terk ederken bahçe de sadece biz kalmııştık.

Tam herşey düzeldi derken yine bir felakat oluyordu. Gerçekten hiç bitmeyecek miydi başımızdaki bu dertler...

Benden VazgeçmeBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin