Birazcık yorum yapın:( Bu arada okumadıysanız önceki bölümü okumayı unutmayınız, malum bünye alışık değildir bu hızlı bölümlere hagaoshqdha
"Doğru hareket Changwoon. Düşündüğümden zeki adamsın."
Jongin güldü ve kanepe yastığının yanına sıkıştırdığı bıçağı daha da sert kavradı.
•°•
In Tak korkuyla, mavi-yeşil ışık veren devasa makineye yaklaştı. O odanın aurası, hiçbir şeye korkusu olmayan kendisinin bile içini titretiyordu. Kendisine makine hakkında fazla şey söylenmemişti. Eğer gerçekten kendisini ölü görürse ne olacaktı? Bundan kaçma şansı var mıydı, tersine döndürebilir miydi bu olayı?
In Tak, belki kaç yıldır ilk defa korkmuş hissediyordu. Önündeki makinenin ağzından sarkmakta olan fotoğrafı almaya eli dahi gitmiyordu. Fotoğrafı almadan önce tam karşıdaki perdesi çekilmiş olan daireye son bir kez göz gezdirdi. Eğer Changwoon ona gerçekten böyle bir şey yaptıysa onun ölümü, Tanrı şahidi olsun kendi elinden olacaktı.
Gözlerini kapatıp iç geçirdi bir süre. Daha sonraysa elini fotoğrafa atıp tek hamlede aldı fotoğrafı.
Fotoğrafa baktığında ise
"Seni küçük pislik torbası- senin belanı-"
Koşa koşa Chanyeollerin evine döndü.
Kapıyı kırarcasına açıp derhal içeri bakınmaya koyuldu In Tak.
"NEREDE O? SÖYLEYİN, NEREDE O JONGİN? YEMİN EDERİM TEK TEK HEPİNİZİN İÇ ORGANLARINI SIRAYA DİZECEĞİM."
Chanyeol ve Baekhyun kanepenin köşesine kıvrılmış birbirlerine sarılıyorlardı. Baekhyun bacaklarını karnına doğru çekmiş, ellerini çok önemli bir şeyi koruyor edasıyla sıkı sıkı kapatmıştı. Biraz daha sert sıksa elleri kırılacak gibiydi.
Sırtı kendisine dönük Changwoon'un arkasından sert ama yavaş adımlarla ilerledi In Tak. "Bana bak dedim sana. Konuş, nerede o sıçan."
In Tak sonunda Changwoon'un arkasına gelmiş, elini sırtına atmıştı vurarcasına. In Tak'ın elini atmasıyla da Changwoon'un bedenine uygun derecede büyüklükteki kafasının da öne doğru düşmesi bir olmuştu.
"Ne-?" Birkaç adım geriye gidip belindeki silaha elini attı.
"O onun bunun çocuğu yaptı bunu değil mi? NEREDE O SÖYLEYİN DEDİM SİZE." Nefes alışverişi hızlanmaya başlamıştı. Gözlerini Chanyeol ve Baekhyun'dan ayırmıyordu. İkili kilitlenmiş gibi susuyorlardı boyuna, hareket dahi etmiyorlardı.
Kapatmadığı dış kapının sesli bir şekilde kapandığını duyan In Tak ani bir refleksle arkasına dönmesiyle-
"GEBER VE DEFOL GİT HAYATIMIZDAN."
Jongin'in geçen gün In Tak'ın kullandığı beyzbol sopasını In Tak'ın suratına geçirmesi bir oldu. Adamın dudağını patlatan ve yanağında yer yer yaralar açılmasını sağlayan bu darbe etrafa onun kanının sıçramasına neden olmuştu. Kanın sıçradığı yerlerden biri de buna hazır olmayan Chanyeol ve Baekhyun'un yüzüydü. Başta iki genç ne olduğunu anlamamış, eylemsizliklerini korkuyorlardı ki durumu kavrayan Baekhyun'dan bir çığlık yükseldi. Daha sonra ise ortamın gerginliğinden gelen bir ağlama isteği...
Jongin iki dostuna göz ucuyla bakıp kafasını diğer tarafa çevirdi. Onlar tarafından elinde kanlı beyzbol sopasıyla, bu şekilde görünmek asla hoşuna gitmiyordu. Sanki o onlara bakmazsa onlar da onu görmeyecek gibi sıkı sıkı yumdu gözünü. Kafasını sallayıp gereksiz düşüncelerin gitmesini sağladı, sert bir şekilde açtı gözünü tekrar. İşte bir sonraki planı da In Tak'ın parçaladığı televizyon gibi yüzünü parçalamaktı onun.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Playing with Time :: ChanBaek
FanfictionÜç kişi, geleceği çeken bir fotoğraf makinesi bulmuştu. Başlarına geleceklerden ise tamamen habersizlerdi. •°• Çift: ChanBaek Tür: Hayran Kurgu Film uyarlamasıdır.
