ep6

258 50 223
                                        

TASLAKTAKİ SON BÖLÜMÜMDÜ BU AMA ÇOK GÜZEL BÖLÜMLER GELİYOR
BÖLÜM ATMADAN DURAMIYORUM

K A O S

.

Yemekler.

Kokteyller.

Dans eden kızlar, erkekler.

Tuvalette sevişenler.

Depoda bir ceset.

Küçük evin içine alabildiğine dolu insan.

Kocaman bir disko topu, etrafa yayılan kırmızı, mavi ışıklar ve aklınızın alamayacağı daha fazla şey...

Parti neredeyse yeni başlamış olsa da herkes havaya girmişti bile. Daha başlayalı bir buçuk saat olmuş, Baekhyun'un sıcak sıcak yaptığı çikolatalı, meyveli tartoletler çoktan yarıya inmişti. Alkoller, tartoletlere nispeten daha az tercih edilmişti. Tabii buna şaşırmıyordu kimse. Çünkü partilerde, barlarda, kutlamalarda ve alkol bulunan her yerde 'Alkol zamanı' diye bir terim ortaya çıkmıştı. Bu alkol zamanı, insanların asıl çılgınlıklarını yapacağı, etrafı sarhoşluktan yakıp yıkabilecekleri saat olan on ikiden sonrasına tekabül ediyordu.

Saat on iki olur olmaz, adeta herkes Cinderella'nın, Kül Kedisi'ne dönüşmesini kutlarcasına, etraftaki soju, bira, içinde bir promil bile alkol içeren, bulabildiği her şeye saldırır; kuraklıktan çıkmışcasına kana kana, bir yerde sızana kadar içerlerdi. -ki Baekhyun, bu durumu engellemek adına, güneş doğduğu saniye herkesin evlerine dağılmasını kesin bir ön koşul olarak koymuştu. Ama lütfen onu suçlamayın, sabahın on birinde insanları yerden toplayıp zorla dışarı çıkartmak en büyük hobisi değildi.-

Herkes bu koşulu aklında bulundurarak deli gibi eğleniyordu. Tabii her partide olduğu gibi bu partide de eğlenmeyip, köşede oturanlar vardı. O tipleri bilirsiniz; birkaç arkadaş beraber oturur, eğlenmek hariç her şeyi yaparlardı. Sanki sadece bir şeyler yemeğe gelmiş gibi danslara hiç katılmaz, bir yere sinip çerezleri bitirene kadar durmazlardı.

Bu evdeki o klasik tipler, normalde, partiyi veren asıl kişiler olmazdı. Ama partiyi veren insanlar da, yaşadığı olaylar da 'normalde' olan şeyler olmadığı için, şu anlık yadırgamayalım onları.

Chanyeol bir köşeye çekilmiş dururken, Baekhyun da sanki göbek bağları bir kesilmişçesine onun peşinden gelmişti. Baekhyun her ne kadar Jongin'i de yanlarına çekmeye çalışsa da, Jongin 'Kendi partimde depresyona girmeye niyetim yok.' diyerek kalabalığın arasına karışmayı başarmış, diğer ikisi gibi karamsar modda olmaktan kaçınabilmişti.

Koca gürültüde Baekhyun, transa girmiş gibi duran Chanyeol'e dirsek attı- çünkü diğer türlü dikkatini kendisine çekmesi imkansız gibiydi.

"Saatin sekiz olmasına kaç dakika var?" Chanyeol ona, neden dirsek attın gibisinden bakarken, sesini duyurmaya çalışarak sordu.

Chanyeol elindeki, evvelsi gün çıkan parti fotoğrafını cebine koyup kol saatine baktı. "On üç." Kısa bir cevap vererek geçiştirdi sorusunu. Sohbet etme havasında değildi. Ama Baekhyun şansını zorlamak istiyordu. Zaten hep böyle olurdu. Baekhyun sürekli her şeyi, gidebileceği yere kadar diretirdi ki, yine öyle oldu.

Baekhyun tekrar bir soru soracakken kalabalığın arasından dans ederek Jongin geldi. Şarkıya uyum sağlayarak kollarını, kalçasını sallıyor; gömleği ise yarısı açık düğmeleriyle oradan oraya savruluyordu. Saçları dağılmış, yanağında da bir ruj izi bulunuyordu. Ceset bulan birine göre fazla eğleniyor, diye düşünmeden edemedi Chanyeol.

Playing with Time :: ChanBaekHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin