Aradan bir saat geçer ve hemşire odaya girer.
Selin'in serumunu değiştirir.
Selin: Mesut burada mı?
Hemşire: Mesut Bey kim bilmiyorum ama kapının önünde bir adam bekliyor. Biraz göbekli ve biraz endişeli görünüyor.
Selin: Mesut olmalı.
Hemşire: İçeri çağırmamı ister misiniz?
Selin: Olur.
Hemşire işini bitirip çıkar ve birkaç dakika sonra içeriye Mesut girer. Selin yattığı için Mesut'u görmemiştir. Mesut yavaşça koltuğa oturur. Selin Mesut'un geldiğini hala fark etmemiştir. Sırtı dönüktür çünkü. Yavaşça diğer taraf döner. Koltukta birinin olduğunu görünce korkar. Koltukta ki kişinin Mesut olduğunu görmez. Koltukta oturan kişiyi Kadri sanır. Selin korkuyla doğrulur. Yataktan çıkamaya çalışır. Kolunda ki serumu çıkartmaya başlar. Mesut hemen koltuktan kalkar ve Selin'i durdurmaya çalışır.
Mesut: Selin, Selin dur. Bak canın acıyacak. Selin dur lütfen.
Selin: Yaklaşma bana! Uzak dur benden!
Selin en sonunda serumu çekip çıkartır kolundan, kolu kanamaya başlamıştır. Yarası acıyordur. Başı ağrıyordur. Korkuyordur. Mesut'u Kadri sanıyordur ve Mesut'tan kaçmaya çalışıyordur. Odanın diğer köşesine gider. Yere oturup dizlerini kendine çeker. Yarası acıyordur ama aldırış etmez. Mesut ona yaklaştıkça gözlerinden akan yaşlar artıyordur. Artık hıçkıra hıçkıra ağlıyordur. Mesut ne yapacağını bilmiyordur.
Mesut en sonunda Selin'e yaklaşır ve ona sıkıca sarılır. En sonunda Selin Mesut'u fark eder. O adamın Kadri değil de Mesut olduğunu görür. Mesut'a hayranlıkla ve ıslak gözlerle bakar.
Selin: Mesut...
Selin sıkıca Mesut'un boynuna sarılır. Mesut'ta ona sarılır. Sevdiği kadının bu hale gelmesinin sebebi olarak kendisini görüyordur.
Selin ağlıyordur, kendini biraz sakinleştirip Mesut'a bakar.
Mesut: Söyle güzelim, hadi söyle. Bir şey iste benden. Sana yardım edebileyim.
Selin: O-O adam, O adam bana
Mesut Selin'in lafını keser.
Mesut: Hayır, hayır, hayır.
Selin: Mesut bana doğruyu söyle, oldu mu öyle bir şey? Bana doğruyu söyle, lütfen. Ben-Ben çok utanıyorum, senden, Ali'den, herkesten. Bana ne olursun doğruyu söyle.
Mesut: Öyle bir şey olmadı. Sana elini bile süremedi o şeref*iz. Sen utanılacak bir şey yapmadın ayrıca. Eğer öyle bir şey olsaydı da sen utanılacak bir şey yapmamış olurdun. Sen çok güçlüsün, tanıdığım en güçlü kadınlardansın, en çok da bu yüzden seviyorum seni.
Selin: Ya-Yani olmadı mı öyle bir şey?
Mesut: Olmadı. Olmadı güzelim.
Selin ağlayarak başını Mesut'un göğsüne koyar. Mesut sıkıca sarar sevdiğini. Koklar Selin'i. Selin her zaman ki gibi çok güzel kokuyordur. Selin bir süre sonra kendini toparlar ve Mesut'un da yardımıyla yatağına tekrar yatar. Hemşireler gelip Selin'in pansumanlarını yaparlar. Koluna tekrardan serum takarlar. Akşam Ali odaya geri geldiğinde Selin'i daha iyi görmüş olduğu için sevinir.
Ali: Selin, çok iyi görünüyorsun.
Selin: İyiyim. Bakıcım iyi bakıyor.
Ali: A-A. Ben kötü mü baktım sana?
