-diğer gün-
Selin taburcu olmuştur ve polis evine gelmiştir. Ali evi hazırlamıştır, 1 saate Selin'i alacaktır.
*Ali ve Selin'in İstanbul'da ortak bir evleri var, oraya geçecekler.*
Ali gelir, Selin'i alır ve eve getirir.
-akşam AlSel ev-
Selin: Eskisi gibi görünüyor.
Ali: Her şey aynı yerinde, senin istediğin gibi.
Bir süre susarlar.
Selin: Bu sargıları ne zaman çıkartacağımızı sormadık.
Ali: Pansuman için gelecekler, o zaman sorarız.
Selin: Tamam.
Ali: Ee ne yersin?
Selin: Bilmem, çorba mı söylesek?
Ali: Olur, çorba ve köfte?
Selin: Olur.
Ali ve Selin yemeklerini yerler.
Ali'nin telefonu çalar.
Ali: Alo abi?
Mesut: Ali, ne yaptınız?
Ali: Yerleştik işte eve, zaten eşyalar falan buradaydı, çok uzun sürmedi. Siz ne yaptınız?
Mesut: Her zaman ki işlerle uğraştık tüm gün.
Ali: İyi abi.
Mesut: Selin nasıl?
Ali: İyi, kendi kendine yürüyebiliyor. Pansuman için gelecekler yarın da işte.
Mesut: İyi, iyi. Yine konuşuruz.
Ali: Tamam abi, görüşürüz.
Mesut: Görüşürüz.
*kapatırlar*
Ali: Seni soruyor.
Selin: Sağ olsun.
Ali: Bu mu yani?
Selin: Ne dememi bekliyorsun?
Ali: Bilmem.
Selin'in telefonuna mesaj gelir o sırada.
Selin mesaja bakar.
Mesut: Uyanık mısın?
Selin: Evet, saat daha 6.
Mesut: Doğru, müsaitsen aşağıya inebilir misin?
Selin: Şimdi mi?
Mesut: Evet, ama dinleneceksen sonra da konuşabiliriz.
Selin: Geliyorum 10 dakikaya, üstümü değiştirmem lazım.
Mesut: Tamam, bekliyorum.
Mesut hem sevinmiş hem de heyecanlanmıştır.
Selin: Mesut aşağıya çağırıyor.
Ali: Gidecek misin?
Selin: Gidicem tabi, gelmiş buraya kadar, ayıp olur.
Ali: Ha o yüzden yani.
Selin: Ali, yorma beni lütfen.
Ali: Tamam tamam. Ağrı kesicini iç, unutma.
Selin: Tamam.
Selin yerinden kalkar dikkatlice ve yavaş yavaş yürüyerek odasına gider. Üstüne bir eşofman giyer ve bir tane de şişme yelek giyer. Dışarısı serindir çünkü.
