Selin aşağıya iner. Mesut arabanın önünde arabaya yaslanmış bir şekilde Selin'i bekliyordur. Selin'i görünce yanına gelir ve onu tutar.
Mesut: Hoş geldin.
Selin: Hoş buldum ve teşekkür ederim.
Mesut Selin'in arabaya binmesine yardım eder. Birlikte bu sefer farklı bir yere gelirler. Bir kafeye gelmişlerdir. Deniz'in yanındadır bu kafe.
Otururlar.
Mesut: İyi ki geldin.
Selin gülümser.
Mesut: Bugün sana ulaşamayınca endişelendim, endişelendik. Ali delirmiş gibiydi.
Selin: Biliyorum, yani Ali'nin delirmiş gibi olduğunu. Eve gelince bayağı belli etti delirdiğini.
Mesut: Kavga mı ettiniz?
Selin: Ya tam kavga gibi değil de, bağırdı o ben de birkaç bir şey söyledim. Öyle yani, şimdi iyi gibiyiz.
Mesut: İyi, iyi. Ne içersin, ya da aç mısın?
Selin: Aç değilim de bir çay içerim.
Mesut garsonu çağırır ve iki çay söyler.
Selin: Ee günün nasıldı?
Mesut: Aynı, bildiğin gibi.
Selin: Bildiğim pek söylenemez ama.
Selin gülümser.
Mesut: Sokaklarda serserilerin peşindeydik yani. Sen ne yaptın?
Selin: Ben tüm gün yattım. Başım çatlıyordu. Ama şuan iyiyim.
Mesut gülümser. Hayranlıkla Selin'e bakıyordur.
Selin: Manzaran güzel sanırım.
Selin arkasına falan bakar başka bir yere mi bakıyor diye.
Mesut: Evet, çok güzel.
Selin kendisine baktığını anlar ve utanır, kızarır ve eli ayağına dolaşır.
Selin: Ee, şey. Sana sormak istediğim bir şey var.
Mesut: Tabi, sor.
Selin: Rıza müdür, Pınar'a çok önem verir mi?
Mesut: Tabi. Pınar Rıza baba için dünyada ki en önemli şeydir. Onun için pervane oluyor. Biraz baskıcılığa giriyor sanırım ama çok değer veriyor yani, niye?
Selin: Ali, Pınar'a aşık. Pınar'da Ali'ye sanırım.
Mesut: Hadi ya. Ali'nin işi zor o zaman. Rıza baba canına okur.
Selin: Neden? Pınar'ın sevgilisi olması gayet normal bir şey. Ayrıca kaç yaşında kız.
Mesut: Öyle de, işte gel de Rıza babaya anlat. Pınar'ı kimse ile paylaşamıyor. Ayla abla o kadar değil ama Pınar hem annesinin hem de babasının göz bebeği.
Selin: Anladım.
Bir süre susarlar.
Selin: Evlilik hakkında ne düşünüyorsun?
Mesut: Evlilik... Güzel bir şey. Özel bir şey.
Selin başını sallayarak onaylar.
Mesut: Neden şimdiye kadar evlenmedin?
Selin: Bilmem, sanırım karşıma doğru birisi çıkmadı.
Mesut: İlerde evlenmek ister misin?
Selin: Kiminle evleneceğime bağlı. Seninleyse isterim, ama başkasıylaysa o kişinin kim olduğuna bağlı.
Mesut: Anladım.
Selin yavaşça yerinden kalkar ve Mesut'un yanında ki boş yere oturur. *Koltuklar iki kişiliktir, yani sandalye gibi değildir.*
Selin: Omzuna başımı koyabilir miyim?
Mesut: Tabi.
Selin başını Mesut'un omzuna koyar. Mesut'ta kolunu Selin'in omzuna koyar. Bir süre öyle dururlar.
Mesut Selin'in üşüdüğünü anlamıştır. Ceketini çıkartıp Selin'in omuzlarına koyar.
Selin: Teşekkür ederim ama sen üşürsen?
Mesut: Üşümem ben merak etme.
Aradan yarım saat geçer. Selin'in telefonu çalar. Selin telefonuna bakar.
Selin: Alo?
Aynur:...
Selin: Hayır, Aynur teyze gerçekten rica ediyorum yapmayın böyle şeyler. Gerçekten istemiyorum.
Aynur:...
Selin: Ya hayır size bir şey demiyorum da, istemiyorum. Gerçekten istemiyorum.
Aynur:...
Selin: Size de.
Selin sinirle telefonu kapatır. Mesut Selin'e bakıyordur.
Selin: Ya eski mahalleden, Aynur teyze. Kadın beni evlendirmeyi kafaya taktı. Her hafta değişik değişik adamların fotoğraflarını gönderiyor. Yıldım cidden.
Mesut güler sessizce.
Selin: Ya gülme. Kaç yıldır, bir şey de denilmiyor yaşlı başlı kadın.
Mesut: Kusura bakma. *hala az az gülüyordur.*
Selin: Gül gül, içinde kalmasın.
Mesut: Yok, ya alınma ama biraz şey.
Selin: Komik. Hatta trajikomik.
Selin tekrardan Mesut'un omuzuna koyar başını.
Mesut Selin'in saçlarını koklar. Selin'in kokusu Mesut'u büyülemiştir. Selin çok güzel kokuyordur.
