Mesut giriş kapısının önüne gelir ve aynadan kendine bakarak gömleğinin yakasını düzeltir. O sırada Selin lavabodan çıkar ve kapıya gelir. Selin mavi biraz kısa bir elbise giymiş ve üzerine de bir şal almıştır. Mesut şalını düzeltmeye çalışan Selin'e bakıp kalmıştır.
Selin: Hadi çıkalım.
Mesut: Çok güzel olmuşsun.
Selin Mesut'a yaklaşır ve elleri ile Mesut'un yakasını düzeltirken konuşur.
Selin: Teşekkür ederim. Şu yakanı da düzeltirsek sen de çok yakışıklı olmuş olacaksın.
Selin Mesut'un yakasını düzeltir ve eli ile de Mesut'un ceketini düzeltir.
Selin: Merak etme, kendime dikkat ederim. Sen de dikkat et tamam mı?
Mesut: Eve dönerken hastaneye uğramak istemem.
Selin: Rahatla biraz, adamları alıp çıkacağız sadece, başımıza ne gelebilir ki?
Mesut: Rahatım ben de işte tam da değilim gibi, neyse. Çıkalım hadi.
Mesut kapıyı açar ve Selin'e yol verir. Selin geçer ve arabaya giderler.
Ekip merkezin önünde toplanır ve arabalarını biraz daha iyi arabalar ile değiştirip baskın yapılacağı villaya giderler. Hepsinde de telsiz vardır. Her konuştukları duyuluyordur yani.
SelMes arabada pek konuşmazlar.
Aylin: Ev bayağı büyükmüş.
Hakan: Birbirlerini telefonla buluyorlar herhalde evin içinde.
Ekip güler.
Mesut: Girelim hadi.
Ekip: Tamam.
SelMes, EzCem ve AyHak arabalarından inerler, ekip aracı villanın biraz uzağındadır.
-Villanın giriş kapısı-
Güvenlik: Hoş geldiniz, davetiyeniz var mı?
Selin: Ee, 1 saniye, çantamda olmalı.
Selin çantasını karıştırır. Ezgi ve Aylin'de çantalarından davetiyeleri çıkartırlar.
Selin davetiyeyi güvenliğe verir.
Güvenlik davetiyeyi inceler.
Güvenlik davetiyeyi Selin'e uzatır.
Güvenlik: Buyurun, geçebilirsiniz.
Selinler geçerken güvenlik bir şeyi hatırlamışçasına konuşur.
Güvenlik: Pardon, sizinle önceden tanışıyor olabilir miyiz? Sanki yüzünüz tanıdık geldi gibi.
Mesut: Sanmıyorum, uzun zaman boyunca arkadaşlarım ile yurt dışındaydım *burada EzCem ve AyHak'ı gösterir.* İstanbul'a bu sabah geldim. Karşılaşmış olamayız.
Güvenlik: Birisine benzettim sanırım, kusura bakmayın.
Mesut: Sorun değil, hadi gidelim.
-içeriye girerler, içerisi bayağı kalabalıktır-
Selin: Ödüm koptu adam anlayacak diye.
Mesut: Ama anlamadı.
Selin Mesut'un koluna girer ve yürürler.
Cemal: Abi, ne yapıyoruz?
Mesut: Dağılalım, birer masaya geçelim. Önce kimin müşteri kimin ev sahibi olduğunu anlayalım.
Hakan: Kızlar özellikle de siz çok dikkatli olun.
Cemal: Aynen, sakın kendi başınıza iş yapmayın.
Ezgi: Canım hatırlarsan biz de polisiz.
Mesut: Tartışmayalım şimdi, kısacası herkes dikkatli oluyor ve kimse kendi başına iş yapmıyor.
Selin: Sen de dahilsin buna değil mi?
Mesut: Dahil olmaya çalışırım.
Neyse üç çift de farklı yerlere geçerler, etrafı inceliyorlardır, birer masaya otururlar.
Mesut bir masaya oturur ve oradakiler ile oyun oynamaya başlar. Olabildiğince fark ettirmeden etrafı inceliyordur, Selin de öyle.
-telsiz-
Ezgi: Selin, adamlardan biri gözlerini sana dikti, dikkatli ol.
Selin: Tamam, dikkat ederim, sağ ol.
Mesut: Kim lan o şeref*iz!
Adamlar sadece şeref*iz kısmını duymuşlardır. En son kart atan adam kendine denildi sanmıştır.
Adam: Bana mı dedin?
Mesut: Efendim?
Adam: Şeref*iz diye bana mı dedin?
Mesut: Ha, yok, pardon. Size demedim. Aklıma önceden başıma gelen bir olay geldi de. Birden sinirlerim gerildi... Hadi biz devam edelim.
Adam bir şey demez ve oyuna devam ederler. Selin Mesut'un yanında ayakta duruyordur ve aynı zamanda etrafı inceliyordur. Dikkatini evin arka tarafı çeker. Birkaç iyi giyinimli adam o tarafa doğru gidiyorlardır.
Selin orada ne olduğunu merak etmiştir.
Selin Mesut'un kulağına fısıldar.
Selin:
