-kapatırlar.-
Selin telefonunu sessize alıp da yatar bu sefer. İki saat daha uyur. Kapının çalmasıyla irkilir.
Selin: Bu sabah bana uyku yok anlaşılan.
Selin dikkatlice kalkar. Her yeri ağrıyordur, özellikle de başı. Duvardan tutunarak kapıya gider. Delikten bakar ve Ali'nin geldiğini görür. Telaşlı görünüyordur. Selin kapıyı açar. Ali hızla içeri girer.
Ali: Selin, iyi misin?
Selin: E-Evet. Ne oldu? Neden bu kadar telaşlısın?
Ali: Seni kaç kere aradım haberin var mı? Başına bir şey mi geldi? Fenalaştın mı? Düşüp kaldın mı diye düşünmekten içim içimi yedi. Telefonun nerede senin? Neden bakmıyorsun telefonuna? O telefonu sen neden aldın? Çalınca bakmak ve haberleşmek için! Değil mi? Selin neden telefonuna bakmıyorsun? Delirdim merkezde. Buraya gelene kadar aklımdan kaç tane ihtimal geçti senin haberin var mı?
Ali bunları söylerken bağırmıştır ve Selin hem hali olmadığı için hem de tüm vücudu hem de başı ağrıdığı için üstelemek istemez.
Selin: Bitti mi? Bittiyse eğer ben odamdayım.
Ali: Ne demek bu ya? Selin! Ben sana ne diyorum sen bana ne diyorsun?
Selin: Ben başım ağrıyor diyorum, her yerim ağrıyor diyorum. Sen de bir telefon yüzünden bana bağırıp duruyorsun. Uyuyabilmek için sessize aldım telefonu. Şimdi eğer söylenmen bittiyse ben odama gidicem.
Ali: Senin için endişelendim diyorum. İyi misin diyorum.
Selin duvardan tutunarak zar zor adım atarak yürümeye başlar. Ali ona yardım etmek ister ama Selin kolunu çeker.
Ali: Selin... Özür dilerim.
Selin: Sonra konuşsak, gerçekten iyi değilim.
Selin odasına girer ve kapısını kapatır. Yatağına girer zar zor. Telefonuna bakar. Ali'den gelen 20 adet cevapsız arama ve en az o kadar da mesaj vardır. Mesut'ta birçok kez aramıştır.
-odanın önü-
Ali kapının önünde dikilmiş telefonundan mesaj yazıyordur Mesut'a.
Mesaj: Selin iyi, telefonu sessizdeymiş.
Mesut: Tamam, sağ ol haber verdiğin için.
Ali: Ne demek, akşam buluşacak mısınız?
Mesut: En son ki planımız öyleydi. Durumu nasıl?
Ali: Biraz başı ağrıyor sanırım, akşama düzelir.
Mesut: Tamam, görüşürüz yine.
Ali: Görüşürüz.
Ali Selin'in kapısına bakar, mutfağa geçer ve ona güzel bir kahvaltı hazırlar. Rıza baba ona bugün izin verdiği için Selin odadan çıkana kadar orada bekleyecektir.
Aradan 3 saat geçer. Selin odasının kapısını açar. Ali hemen oturduğu koltuktan kalkar ve kapıya gelir. Selin lavaboya gitmiştir. Ali o çıkana kadar bekler. Selin çıkar.
Ali: Selin... Açsındır sen, kahvaltı hazırladım. Gel hadi, bir şeyler ye.
Selin: Tamam, gelirim birazdan.
Selin tekrar odasına girer. Üzerine robdöşambrını giyer ve mutfağa girer. Ali'nin hazırladığı kahvaltıyı görür. Ali'de mutfaktadır ve çayları dolduruyordur.
Selin yavaşça sandalyeye oturur.
Ali: Bu saatte ne kahvaltısı diyeceksin ama yemek yapmaktan pek anlamıyorum, biliyorsun. Yani mecburen.
