27. bölüm

212 8 0
                                        

-diğer gün-

-Sabah 11-

SelMes birbirine sarılmış bir şekilde uyuyorlardır. Önce Mesut uyanır. Selin'i izler uzunca. Aradan 15 dakika geçer ve Selin'de uyanır. Mesut'un onu izlediğini görünce gülümser.

Selin: Günaydın.

Mesut: Günaydın güzelim.

Selin: Neden kalkmadın ki?

Mesut: Seni uyurken izlemek istedim.

Selin: Diyorsun?

Mesut: Diyorum.

Selin saate bakar.

Selin: Saat 11 olmuş. Geç kaldık.

Mesut: Neye geç kaldık?

Selin: E geri döneceğiz bugün.

Mesut: Tamam ama daha saat 11.

Selin: Evet ama hazırlanmamız lazım.

Mesut: Tamam, hazırlanırız, merak etme sen.

Selin: Öyle demekle olmuyor işte, *yataktan kalkar bu sırada*

Selin: Sen duşa gir, ben kahvaltıyı hazırlayayım, sonra da ben duşa girerim. Hadi, kalk.

Mesut: Tamam, kalktım.

Selin bu sırada çoktan mutfağa gitmiştir bile. Hemen birer sandviç hazırlar ve Mesut'un duştan çıkmasını beklemeye başlar. Aradan yarım saat geçer ve yatak odasına gider. Uyuyakalmış olan Mesut'u görür, bir şey demeden banyoya girer ve duş alır. Selin duştan çıktığında Mesut yeni uyanmıştır.

Mesut: Ben uyuyakalmışım.

Selin: Fark ettim, hadi duşa gir.

Mesut duşa girer. Daha sonra ikisi birlikte hafif bir kahvaltı yapar.

Selin hazırlanmaya başlamıştır bile. Mesut'sa verandada oturuyordur.

Selin: Mesut, hadi hazırlansana.

Mesut: Güzelim, daha zamanımız var. Gel de şu manzaranın keyfini sürelim.

Selin: Ya Mesut, ama...

Mesut Selin'i kolundan tutar ve yanına oturtur.

Mesut: Şşşt, sessiz ol ve etrafı dinle.

Selin bir süre öylece oturur. Kuş sesleri ikisini de rahatlatmıştır. Selin en sonunda başını Mesut'un göğsüne koyar ve hem Mesut'un kalbini hem de etrafı dinlemeye başlar.

Öğleni böyle geçirirler. Öğleden sonra 4 gibi yola çıkarlar. İki buçuk saat sonra İstanbul'a varmışlardır. Selin Mesut'ta kalacağı için eve uğrayıp eşya alması gerekiyordur.

Eve gelirler.

Ali oturma odasında yatarak televizyon izliyordur. Selin görünce heyecanla ayağa fırlar.

Ali: Selin! Ne zaman geldiniz? Hoş geldiniz. Gözüm yollarda kaldı valla. Ee aç mısınız? Yorgunsunuzdur da, size kahve falan yapayım mı?

Selin: Ali, nefes al bi.

Ali bir an duraksar.

Ali: Tekrardan hoş geldiniz

*sarılırlar*

Selin: Hoş bulduk, yeni geldik, aç değiliz, yorgunum ben biraz ama eve gidince dinlenirim, kahveye gerek yok bence.

Ali: wow sırayı unutmamışsın.

Selin: İyi bir dinleyiciyim.

Ali: E otur, ayakta kaldın.

Ali bu sırada ortalığı toparlar.

Ali: Sen şimdi Mesut Abi'nin evine mi geçeceksin?

Selin: Evet, sorun olur mu senin için?

Ali: Yok, hayır. Sen takıl kafana göre. Ama unutma yani beni de.

Selin: Ya aşk olsun, ben seni ne zaman unuttum? Sen benim kardeşimsin, nasıl unuturum seni?

Ali: Tamam, demedim bir şey. Baştan söyleyeyim dedim unutma diye.

Selin: Benim birkaç parça eşya almam gerekiyor da

Ali: Bak keyfine, ben buradayım.

Selin eşyalarını toparlar ve vedalaşıp Mesut'un evine giderler. Selin eşyalarını yerleştirir ve birlikte televizyon izlerler.

-diğer gün-

Selin sabah 7'de uyanmıştır. Kahvaltıyı hazırlarken Mesut'ta uyanmıştır. Mesut sessizce mutfağa gelir ve kahvaltılıklara yiyecekleri koyan Selin'in beline sarılır. Selin korkar haliyle.

Selin: Hey! Ödüm koptu.

Mesut: Günaydın güzelim.

Selin: Sana da günaydın. Geç hadi sofraya, hazırladım her şeyi.

Mesut: Valla süper görünüyor bu masa, her sabah böyle olacaksa çok iyi valla.

Selin: Her sabah değil, geç kalmadığımız sabahlar. Geç kalacakmışız gibi geliyor.

Mesut: Biraz sakin mi olsan? Bak ne güzel sofra, sen, ben, sessizlik, huzur.

Mesut tam cümlesini bitirdiğinde kapı çalar ve Selin gülmeye başlar.

Mesut: Kim bu saatte ya?

Selin: Bilmem, gidip öğrenelim.

Selin kapıyı açmaya gider, arkasından Mesut'ta gelmiştir.

Gelen kişi apartmanın kapıcısıdır.

Kapıcı: Günaydın yenge, Mesut abi günaydın. Bakkaldan istediğiniz bir şey var mı diye sormaya gelmiştim?

Selin: Bakkalda yüzey temizleyici var mıdır?

Mesut şaşkınlıkla Selin'e bakar.

Kapıcı: Valla bilmem ki yenge, ilk kez birisi bakkaldan yüzey temizleyicisi istiyor. Genelde ekmek falan istenir de şaşırdım yani.

Mesut: Ahmet, sağ ol sen biz marketten alırız yüzey temizleyiciyi. Ekmeğimiz az sanırım, bize iki tane ekmek alır mısın?

Ahmet: Tabi abi, iyi günler.

Ahmet gider.

*Ahmet 40'lı yaşlarının sonuna gelmiştir ama Mesut'a "abi" diyordur. Sempatik ve biraz saf birisidir. Söylenilen çoğu şeye inanır ama kalbi temizdir. İki çocuğu ve eşi ile birlikte yaşıyordur.*

Selin kapıyı kapatır.

Mesut: Yüzey temizleyici mi?

Selin: Banyoda göremedim, aklıma ilk o geldi.

Mesut gülmeye başlar, Selin'de güler.

Mesut: Hadi kahvaltımıza dönelim. Geç kalacağız yoksa.

Selin: Sen huzur falan diyordun, ne oldu o?

Selin gülüyordur.

Mesut: Ya apartman hayatı huzur arayan birisi için uygun değil, ama ben huzurumu yanımda taşıyorum.

Selin: Yaa, neymiş senin huzurun?

Mesut: Sen ve kuru üzüm.

Mesut bu sırada masada ki kuruyemiş kabından kuru üzüm yiyordur.

Selin: Kuru üzüm mü?

Mesut: Evet, ciğerlere falan çok yararlıymış, sen de ye bolca.

Neyse kahvaltılarını ederler hızlıca, hazırlanırlar vetam çıkacaklarken kapı çalar. Selin açar 

KARDEŞİMBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin