Selin sofraya geçer. Mesut'ta salata ve çorbaları sofraya koyar. Birlikte güzelce yemek yerler.
Yemekten sonra birlikte sofrayı toplarlar ve bulaşıkları makineye koyarlar. Daha sonra oturma odasına otururlar. Selin başını Mesut'un dizine koyar. Mesut bir eli ile telefonu tutuyordur bir eli ile de Selin'in saçlarını seviyordur.
Mesut: Ali ile konuştun mu bugün?
Selin: Evet, uyuyakalmadan önce aramıştım.
Mesut: Bir sorun var mı?
Selin: Hayır, hayatından memnun görünüyor. Pınar ile sahile gitmişlerdi, çay bahçesinde oturacaklardı.
Mesut: Yakında evlilik var mı? Ne dersin?
Selin: Bilmem, güzel olurdu. Pınar ve Ali Akdoğan. Tabi onlara kalmış bir şey ama güzel olurdu yani.
Mesut: Selin, sizin soyadınız neden farklı?
Selin doğrulur. Mesut'un elini tutar ve başını Mesut'un göğsüne koyar.
Selin: Annem ve babam boşanınca benim velayetimi annem, Ali'nin kini de babam aldı. Annem başka bir adamla evlendi, ona adam demek ne kadar doğru bilmiyorum ama neyse. Ben 18 yaşımı geçince kendi soyadımı aldım. Yani kendi babamın soyadını. Yani sonuçta babam olduğu için ve o adamın soyadı ile tanınmak istemediğim için soyadımı Demirci olarak değiştirdim. Ali ve babam da annemler boşandıktan sonra soyadlarını değiştirtmişler. Yani babam boşandıktan sonra kendinin ve Ali'nin soyadını Akdoğan yapmış. Neden yaptığını bilmiyoruz ama öyle kaldı işte. Artık sadece eski bir hatıra.
Mesut: Seni üzdüysem özür dilerim.
Selin: Yoo, artık beni üzebilecek bir şey değil.
Mesut: Yarın son günümüz.
Selin: Evet, başka bir tatilde tekrar gelelim buraya, çok sevdim ben burayı.
Mesut: Sen iste yeter ki, her tatilde geliriz.
Selin: Her tatilde mi? O kadar da değil.
Gülerler.
Mesut: Şaka yapıyorum.
Selin: Yani gelinir her tatilde ama alışırız artık buraya, cazip gelmez. Yeni yerler keşfedelim.
Mesut: Ben yeni yerler buldum sayılır. Bir sonra ki tatil için birkaç seçeneğimiz var.
Selin: Bu balayı olduğu için ben daha çok sevdim. Ve tabi ki seninle olduğu için.
Mesut: Hmm. Sevindim.
Biraz susarlar.
Sessizliği bozan Selin olur.
Selin: Ben düşündüm.
*başını kaldırıp Mesut'a bakar, Mesut'ta ona bakıyordur.*
Mesut: Neyi düşündün?
Selin: Senin geçen gün dediğin şeyi. Şu çocuk mevzusunu.
Mesut heyecanlanmıştır.
Mesut: Evet.
Selin: Bence bizim de bir çocuğumuzun olması güzel olur. Şimdiden konuşalım, ben anneme benzersem, başka birisi için senden ve çocuğumdan vaz geçersem, çocuğumuzun velayetini sen al. Beni çıkart hayatından. Yani böyle bir şey yapmayacağımı biliyorum ama anneme benzemekten korkuyorum. Anlıyorsun beni değil mi?
Mesut: E-Evet. Tabi. Yani ben senin kalbini biliyorum. Tertemiz. Böyle bir şey yapacak birisi değilsin. Bunu sen de biliyorsun.
Selin: Biliyorum da işte, söylemek istedim.
Mesut Selin'e bakıyordur. Selin'se başını önüne eğmiş bir şekilde düşünüyordur. Düşünmesi bitince başını kaldırır ve Mesut'un dudaklarına yapışır. Mesut başta şaşırır ama sonra o da karşılık verir. Nefesleri kesilene kadar öpüşürler ve nefes alabilmek için ayrılırlar. Daha sonra ayağa kalkarlar ve yatak odalarına giderler. *gerisi hayal gücünüze kalmış*
-diğer gün-
-Sabah 11-
