±

1.6K 107 213
                                        


Zaa 1 dk erken attım

Sabaha karşı Draco duyduğu tıkırtılarla uyandı. Annesinin ayak seslerine ait olamayacak kadar sert adımlarla yürüyen biri vardı. Tırsmasına ve korkmasına engel olamadı. Yine de ayağa kalktı ve sessiz adımlarla odanın içinde sert bir şey aramaya başladı. Sert bir şey bulamadığında aklına büyücü olduğu ve hastanede olmadığı için büyü yapma izini olduğu geldi ve masanın üzerinden asasını alarak odadan çıktı.

Koridor sanki bir korku filminin en can alıcı noktasındaymış gibi karanlıktı. Lumos büyüsü yapması demek aşağıdaki insana -veya insanlara- çoktan uyandığını haber vermek demekti. Bu yüzden karanlıkta adımlamaya başladı. Attığı her adımda seslerin yükseldiğini duyuyordu. Birisi -Hayır birileri, çünkü bir insana ait olamayacak kadar fazla adım sesi vardı- evde bulduğu her şeyi karıştırıyordu ve bir kadın ağlamasını aradan seçebiliyordu. Büyük ihtimalle evleri soyuluyordu ve annesini bağlamışlardı!

Bu düşünce Draco'nun tüm mantığını silip süpürdü ve adım seslerini umursamadan koşar adım koridoru geçti merdivenleri neredeyse beşer beşer atlayarak indi. Düşmediği için şanslı gününde olmalıydı. Ne şanslı gün ama (!)

Merdiven direk salona açıldığı için manzarayı görebildi. Annesi elleri ve ağızı bantlanmış bir şekilde odanın köşesinde duruyordu. Terden ve ağlamaktan siyah saçları yüzüne yapışmıştı. O da Draco'yu gördüğü için şaşırmıştı ve inleyerek debelenmeye başladı.

Daha da kötüsü, evinde altı tane yabancı adam vardı. Bir tanesi elindeki asayı annesinin kafasına yaslamıştı. Diğer asalı dört adam ise ellerindeki asalarla tüm evi alt üst etmişlerdi. Kalan diğeri ise diğerlerine emir veriyordu.

Draco adamlardan bir tanesini hızla sersemleterek duvara uçurdu ve dikkatleri daha da üzerine çekti. Asalı üç adam Draco'ya Crucio büyüsü yapmaya çalışırken kenarda duran adam da diğerlerine cesaret veriyordu. ''Sakın korkmayın! Lordumuz dirildiğinde şehit olsanız da, dirildiğinde yanında olsanız da kahraman sayılacaksınız! Lordumuzun dönüşü için yaşayın!''

Draco'nun kelimelerle kanı dondu ve yaşadığı ani boşluktan faydalanan adam ona Crucio isabet ettirdi. Draco tüm hücrelerinde hissettiği acıyla yere düşerken hemen birisi onun asasını bir tekmeyle odanın diğer tarafına uçurdu. Draco'yu sarı saçlarından tutarak havaya kaldırdı ve kahkaha attı. Sersemlemenin etkisini atlatan adam ve diğer iki adam da havada Duran Draco'ya Crucio laneti fırlattı.

''Ödüllendirileceksiniz!'' Diye bağırdı başlarındaki adam. ''Sadece lordumuzun ruhunun tutunduğu o son parçayı bulun!''

Narcissa daha da çok debelendiğinde adam ona da bir Crucio fırlattı. Narcissa belli ki daha önce de Crucio laneti yemişti. Bu yüzden acıya dayanamayarak bağırdı.

Draco da bağırdı ve kurtulmaya çalıştı, ama vücudu bunu yapamayacak kadar dirençsizdi. Yere düştüğünde vücuduna tekrar ve tekrar Crucio atıldı. Adamlar artık hareket edemeyeceğini anladığında onu rahat bıraktılar. Annesinin başında duran adam onu da bağladı ve annesinden uzağa taşıdı.

Aradan bir saat, belki de iki saat geçti. Başlarında sadece o adam kalmıştı. Diğerleri ise bir odaya girişler ve orayı talan ediyorlardı. Draco ayılan annesine bakışlarıyla herşeyin yoluna gireceğini söylemeye çalıştı ama buna kendisi bile inanmadı. Eğer Lord Voldemort dirilirse... Her şey bok çukuruna dönerdi.

Aradan bir yarım saat daha geçtikten sonra adamlar odaya geri döndü. Ellerinde bir asa tutuyorlardı, neredeyse taparcasına dikkatliydiler. Draco ve Narcissa'nın gözleri korkuyla büyüdü.

Sürekli konuşan adam kahkaha attı. ''Evet! Doğru görüyorsunuz! Bu Lord Voldemort'un ilk asası! Ruhunun son parçası burada! O gün ölen tek şey bedeniydi!''

Anlaşıldığı üzere Lord Voldemort, Malfoy Malikanesinde kaldığı zaman eski asasını da hortkuluğa çevirmiş ve malikaneye saklamıştı. O sırada Malfoy Malikanesinden uzakta kalan Draco ve Narcissa ise durumdan tamamen bihaberdi.

Asayı cübbesinin cebinden çıkardığı özel yapım asa kutusunu koydu. ''Şimdi ayine gidiyoruz! Ama siz iki Malfoy Lordumuzun dönüşünü göremeyeceksiniz! Siz hainsiniz!''

Draco ve Narcissa birbirlerine korkuyla bakarken gülümsemeye çalıştılar. Kafalarına Avada Kedavra laneti geldiğinde ise yaşadıkları dehşeti anlatırcasına yüzleri korku dolu bir ifadeye bürünmüştü.

O gece Draco ve Narcissa Malfoy öldü. Ertesi gün, Harry Potter'ın da kaldığı Psikolojik Sorunları Çözme ve Ruhsal Rahatsızlıkları Tedavi Şubesi'ne saldırı oldu. Tüm doktorlar, hastalar ve görevliler canice katledildi. Harry Potter da bunlardan birisiydi. Hedefleri zaten Harry Potter'dı, diğer insanlarda sadece korku yaymak içindi.

Ayin başarılı oldu. Lord Voldemort dirildi. Savaşa hazırlıksız olan Büyücü dünyası çok zor yıllar geçirdi. Ellerinde bir seçilmiş çocuk yoktu, sadece bir şehit vardı. Voldemort'u sadece sayı çokluğuyla yenebilirdiler. Öyle de oldu. Voldemort dirilmesine rağmen yenildi. Bunda onu dirilten müritlerini Harry Potter'ı ondan önce öldürdükleri içinde katlettiği için yaşadığı sayı azalması da vardı.

Savaş o kadar büyüktü ki, Muggle dünyası büyücülerin varlığından haberdar oldu. Savaşta hayatta kalabilen azınlık büyücüler ya köle olarak kullanılmak için yakalandı, ya öldürüldü, ya da saklanmak zorunda kaldı. Artık sadece Mugglelardan değil büyücülerden de saklanıyorlardı çünkü kimse kimseye güvenemezdi.

Yüzyıllar içinde büyücülerin saklanması başarılı oldu ve tarih onları unuttu. Büyücüler o kadar iyi saklandılar ki, kendileri bile büyücü olduklarını unuttular. Mugglelar ile karmaşıklaşan büyü kanı zamanla yok olacak derecede azaldı.

Yine de geçmişi bilenler elbette vardı. Büyü Tarihini bilenler Harry Potter'ı asla unutmadı. Draco Malfoy ise tarihin tozlu sayfalarında yerini almıştı.

Herkesin öldüğünü ve cennette mutlu mesut olduklarını düşünürsek,

Draco Malfoy, Harry Potter ve hepsinin tüm sevdikleri sonsuza kadar mutlu yaşadı.

Kahkaha Hastanesi // DrarryBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin