9

3.5K 509 332
                                        

Önceki ve sonraki bölümleri okumayı unutmayın

Jisung masaya geldiğinde karşısında ona sırıtarak bakan bir asker vardı. Gülümsedi yerine otururuken. "Hayırdır Felix?" Felix omuz silkti. "Hiç öylesine hyung. Barmen ile flörtleşiyordun da ilgimi çekti." Jisung arkasına yayıldı ve gülümsedi. "Grup arkadaşları geldi mi?" Hepsi olumsuz anlamda kafa salladı.

"Burada içtiğinizden kimseye bahsetmeyeceksiniz tamam mı? Bugün burada olanlar burada kalacak." Felix kafasını salladı. "Ayıp ettin Hyung. Benimle mezara kadar gider." Onaylandığında Jisung keyifle arkasına yaslanıp Yoonu izlemeye başladı. Muhabbet falan filan derken çoktan gece vakitleri olmuştu. Mekan dolmaya başlamış, insanlar dans etmeye başlamıştı. Baya baya burası akşamları bardı?

Felix ve Changbin ayıklardı hâlâ. İçtikleri şey o kadar hafifti ki.. Gündelik hayatta da içiyorlardı. Bu onlara vız gelirdi yani. Jisung arkasına yaslanmış dans edenleri izlerken üstündeki garip bakışları hissetmiş olmalı ki kafasını yanındaki bedene çevirdi. "Ne?" Minho omuz silkti. "Neden flörtleştin?"

Jisung omuz silkti. "Başka nasıl konuşabilirim bilemedim. Hem.." yukarı aşağı biraz Minhoyu süzdü. "Sana ne ki? Kıskandın mı?" Minho duyduğu şey ile kaşlarını kaldırdı ve kafasını ukala bir biçimde salladı.

"Senin neyini kıskanacağım? Hem o kadar yakın değiliz ki."  Jisung hafifçe kıkırdadı ve Minhoya yaklaştı. "Çok istiyorsan seninle de flörtleşirim." Minho geri çekilmemiş sessizce izlemişti.

Gözleri Jisung'un dudağına kaydığında hızla gözlerini kaçırdı. Kendi önüne dönüp içkisinin son kısmını kafasına dikti. Öyle böyle derken bara arkadaş grubu gelmemişti hâlâ. Bugün gelmeyeceklerdi sanırım.

Minho ayıklık ile sarhoşluk arasında giderken Jisung bunu fark etti. "Minho iyi misin?" Minho çok bilmiş bir yüzifadesi takındı yüzüne. "İyiyim tabii." Jisung biraz mırıldanmıştı.

"İçki o kadar ağır mıydı da taşıyamadı bünyesi." Jisung yarım ağız gülümsedi ve kafasını salladı. "Ya tüh, bilseydim sana söylemezdim." Jisung kısaca bir bakış atıp tekrar konuştu. "Üstüme kusmazsın değil mi lan?"

Minho hafif bir kahkaha verdi. "Yok be saçmalama." Minho'nun elini çekiştirmiş Felix ve Changbini masaya çağırmıştı. "Bu salak taşıyamadı içkiyi. Burda durun." Felix kafa sallamış yerine yerleşmişti.

Minho lavaboya geldiğinde Jisung gülümsedi ve dev aynaları olan yere baktı. Hafif fısıldamış kendi kendine gülmüştü. "Nasıl taşıyamadın o içkiyi?" Salak, Minhoya ağır istediğini sonradan hatırlamış kahkahayı basmıştı. Minhoyu el yüz yıkama yerine getirip kafasını yavaşça eğmesini sağladı. "Hadi elini yüzünü bi yıkayalım."

Minho kafa sallayıp musluğu açtı. Yüzüne hafifçe su çarptığında Jisung kenardaki peçetelikten bir peçete aldı. "Al." Minho kıkırdadı. "Ne yapayım bunu." Jisung Minhonun ilk kez bu halini görüyordu.

"Yüzünü silmen için."

"Ah, öyle mi?"

Jisung sabır çekercesine kafa sallamış elindeki peçeteyi yavaşça Minho'nun yüzüne yaklaştırmıştı. İmdat gay mi oluyorum

Peçeteyi Minho'nun yüzünde gezdirip ıslak yer kalmamasına özen gösterdi. Minho ile yakınlığı onu germişti açıkçası. Peçeteyi Minho'nun yüzünden çekip gülümsedi. "Hadi gidelim." Minho kaşını kaldırdı. "Hayır." Jisung kaşlarını hafifçe şekillendirdi. "Ne demek hayır?"

Minho onu kabine çektiğinde Jisung'un gözleri büyüdü. "Ne yapıyorsun Minho?" Minho sarhoş hali dolayısıyla kızarık yüzü ile gülümsedi. "Biz neden kavga ediyoruz Jisung?" Jisung gözlerini kıstı.

1987 -MinsungHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin