"Madem erekte olmadın ne yapıyorsun burda?"
"Yüzümü yıkamaya gelmiştim."
"Yıka da gidelim."
Yıkayamıyordum yüzümü. Bu kadar istekliyken bir anda kestirip atmak da istemiyordum. Biraz baskın mı davranmalıydım? Hâlâ sarhoştu değil mi? Hayır yararlanmış olurdum.
"Sarhoş musun Minho?"
"Değilim."
"Pekâlâ, albayın ismi ne?"
"Ne albayı?"
"Boş ver."
Sarhoştu eminim. Baskın davranmak istiyordum ama yapamıyordum. Biraz yaklaşıp elimi beline koydum ve gülümsedim. "İçeri gidelim mi?" Gülümsedi. Yakınlığımız dolayısı ile gülümsemiş olmalıydı. "Neden gidelim ki?" Haklıydı. o da istekliydi. "Haklısın, peki burada ne yapacağız dedikoducu yüzbaşı?"
Minho omuz silkip beni kavradığı gibi tekar kabine soktu. Kapının minik sürgülü kilidini çevirdi. "Bana erekte olman hakkında konuşacağız." Sıçtım. Sarhoştu sonuçta hatırlamayacaktı. "Erekte olmadım ki, sen yanlış görmüşsün. Bir daha bak."
Gözlerini gözlerimden hiç çekmeden bakıyordu. Gözlerimi kaçırma gereksinimi duymuştum bile. "Yalan söylüyorsun. Yalan söyleyenler göz teması kurmaktan kaçınır derler." Beni zorluyordu. "Yalan ya o. Kim demiş, hem çok saçma."
"Doğrudur, madem yalan kontrol edelim?"
Ne? "Nasıl yani?" Bana doğru bir adım attığında geri çekilmedim. Çünkü çekilemezdim duvara yaslıydım. Oldukça yakındık. Çenemi hafifçe kavrayıp yukarı kaldırdı. Boşta kalan eli krem renkli pantolonumda hareketlilik yarattığında adeta yanmaya başlamıştım. "Yapma."
"Neden, biz aynı yerde bile duş alıyoruz askeriyede. Şimdi mi utanıyorsun?"
Haklıydı. Sarhoş hâli bile bu kadar baskınken ben ne yapacağım? Asla göz temasını kesmiyordu. Gözümün içine içine bakıyordu. Afallamamı istiyor ve bekliyor gibiydi. Ben ise inatla asla belli etmemeye çalışıyordum.
Üstümdekinin ön alt kısmından elini soktuğunda adeta titreme gelmişti. Yabancı tenin bana dokunduğunu hissetmek bile deli etmeye yetiyordu. "Afalladın sanki?" Bir de dalga geçiyor orospu çocuğu ya.
"Biraz daha dokunursan sakat işler olacak." Kaşlarını kaldırdı dalga geçer gibi. "Mesela?" Düşün Jisung, düşün. "Mesela..." Yoktu, meselası yoktu. Biraz yüzüme yaklaştı. "Mesela ne?" Gözüm dudaklarına kaydığında hızla öne atıldım. Dudaklarımı dudaklarına bastırdığımda ilk başta karşılık alamamıştım ama sonradan bayağı güzel şekilde almıştım.
⚠️ SMUT SAHNELER HER FİCDE SİLİNDİ.
Bunları hatırlamayacak olsa da ben hatırlayacaktım. Sarhoş insanlar doğruları söyler derlerdi.
"Chan ile aranda ne var?"
"Arkadaşız sadece."
"İnanayım mı?"
Kafasını salladı ve mırıldandı. "Hm hm, inan." Kafa salladım sakince. "İlk kez mi içiyorsun?"
"2. Oldu."
Demek ki o yüzden bünyesi kaldıramadı. Mantıklı. "Hotele gideceğiz birazdan." Gözleri aşağı taraflara kaydığıda gülümsedi. "Hotelde devam eder miyiz?" Sorduğu sorudan anladığım kadarıyla hâlâ istekliydi. "Bilmem. Etmek istiyor musun?" Hatırlamayacak olması o kadar keyiflendiriyordu ki beni. Elimi beline koydum bu sefer.
Boşta kalan elim ile saçları arasından geçirdim ve biraz ensesine dokundum. Dokunmam ile irkilmişti. Huylanıyordu sanırım oradan. Kafa salladı. "Evet." Onaylarcasına kafa sallayıp gülümsedim. "İlk önce içeri geçelim."
Tabii ki bir şey yaşamayacaktık. Sarhoştu kör kütük? Hem bu bana fazlaydı bile. Diğer türlü bir şeyler yaşanırsa net kafayı yerdim. Kaldıramazdım!
Masaya geldiğimizde Felix gülümsedi. "Hyung size bakındık ama yoktunuz. Meşgul muydunuz?" Kafa salladım. "Adamlar geldi mi?" Olumsuz anlamda kafa salladılar. "Tamam hotele gidiyoruz, alın eşyalarınızı." Hepsi onaylamış ayaklanmışlardı. Eğer bu olayları Taeil görseydi çok fena can sıkıcı olay yaşardık. Sevişmemizden değil de adamı veya adamları bu tür bir olay yüzünden kaçırsaydık eğer işte o zaman kıyamet kopardı.
Belki de kaçırmıştık..
Ah Minho beni fena zorluyordu. Minho ile aynı odada kalacaktık. En fazla ne olabilir ki?
⍟
ŞİMDİ OKUDUĞUN
1987 -Minsung
Humor"Yüzbaşı, sen ağlıyon." Birbirleri ile iyi anlaşamayan iki yeni yüzbaşı ve onların arasını yapmaya çalışan iki asker. Fic eski bir fic cringe sahneler için özür dileriz :(
