Final

3.2K 337 432
                                        

Jisung dibindeki bedenin belinden çekip kuytu bir köşede onu dans etmek için zorluyordu.

"Ya ne demek yapamam. Sen aklına koyduğun her şeyi yaparsın. Çünküü senin inanılmaz bir gücün var sevgin de var."

"He amına koyduğumun berduşu, yeter. Öğret bari."

Jisung kafa sallayıp Minho ile ellerini birleştirdi. Bir elini beline koydurtmuş diğer elini kavramıştı. Yavaşça kuğu gibi karların üstüne süzülen iki yüzbaşı eğleniyor olmalıydı. Daha eğlenceli günler geliyordu onlar için.

"Hatırlıyor musun ilk karşılaştığımız günü. Sen görevden gelmişken ben içeriye girmeye çalışıyordum."

"Haberim yoktu ki yeni yüzbaşıların geleceğinden."

🎞

"Jisung, oğlum bu askeriye çok büyük. Bizimkine benzemiyor ne yapacağız?"

Haechan mırıldanırken elindeki karton bardakla onu dinleyen beden yüzünü buruşturdu. "Eski askeriyeden bahsetme üzülüyorum."

Haechan kafa salladığında arkasına yaslandı. "Sence çabuk alışır mıyız?"

Jisung omuz silkip dudaklarını arasındaki karton bardağı iki elinin arasına aldı. "Kim bilir?" Hava akşam olduğundan dolayı deli gibi esiyordu ve etraftaki ağaçların dalları felaket ses yapıyordu.

"Labirent gibi amına koyduğumun yeri. Sabah albayın yanından çıktığım odaya geri girdiğimde askerlerin yatakhanesi ile karşılaştım."

Jisung'un kurduğu cümle Haechanı güldürdü. "Bir sey yok ya alışırız." Jisung omuz silktiğinde Haechan ayaklandı. "Ben odama gidiyorum. Sen de yat. Yarın sahah diğer yüzbaşı ile tanışacağız." Jisung kafa sallayıp hafifçe geçiştirdi.

"Hmm, peki. İyi geceler."

Jisung elindeki karton bardaktaki kahveyi son kez kafasına dikti. Avucu içinde buruşturup biçimsiz bir top haline getirdi. Oturduğu yerden çaprazda duran demir tenekeye karton topu şutladığında yüzünde zafer gülüşü oluşmuştu.

Yavaşça odasına gitmek için ayaklanıp olduğu yerde esnedi. Bugün askerlerin sadece 3/1'i ile tanışabilmişti. Yarın ise hepsi ile tanışacaktı.

Kalması gereken odanın önüne geldiğinde garip bir bakış attı kapıya. Cebindeki anahtarı ufak bir tarama yapıp bulmuştu. Anahtarı yuvarlak top kulpa sokmaya çalışıyor ama beceremiyordu. Bir an geri çekilip uzun uzun önündeki kapıya baktı.

Acaba odam burası değil mi diye düşündükten sonra kaşlarını çattı hafifçe. Tekrar denemek için eğilip kapı kulpu ile aynı hizaya geldi. Anahtarı tam yuvaya sokacağı sıra kafasının arkasında varlığını hissettiği kalın metal ile donmuştu adeta. Cırtcırt sesini anımsatan tiz bir ses duyduğunda gelen yeni ses ile yanlış yerde olduğunu anlamıştı.

"Kimsin?"

Jisung kalın erkek sesini duyduğunda hafifçe dizlerini koyduğu yerden destek alarak ayağa kalktı. Yavaşça önüne döndüğünde gördüğü bedene kısa bir bakış atıp yüzünün dibinde duran silaha baktı.

"Kimsin?"

Soru yinelendiğinde Jisung karşısındaki bedene baktı hafifçe. "Kim olmamı istiyorsan o." Minho kafa salladı. "İyi madem." Tetiği çektiğinde Jisung garip bakışlarını siyah kısa saçlı oğlanın üstünde gezdirmeye başladı.

Siyah ama bir o kadar da kalın, birsürü bağcıkları olan uzun ve parlak botları vardı. Yeşil renklerin ve kahverengi renklerin karıştığı asker olduğunu belli eden haki renginden biraz daha açık kalın kışlık hırkası, geniş omuzlara, kediyi anımsatan bir yüze sahip, küçük ve iri sabit gözleri, gözlerinin önüne gelmek üzere olan siyah saçları ve silah tutarkenki o ciddi bakışları.

1987 -MinsungHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin