6

4K 550 681
                                        

Büyük görkemli asma tavan, koca koca büyük sarı ışıklar, sırasıyla dizilmiş krem renkli minik tekli koltuklar, piyano ve piyanist.

Jisung ve Minhonun siyah kalın tabanlı botu ve rütbeli olduklarını belli eden üniformasındaki yıldızları ona ayrı bir hava katıyordu.

Minho adımını atar atmaz gelen piyano sesi ile olduğu yerde kaldı. Gözleri ile her yeri incelemeye başlamıştı. Büyük süslü altın sarısı avizeler, krem renginin yoğun olduğu desenli duvarlar, sarı loş bir ışık.

"Beğendin mi Minho?"

"Hem de nasıl."

Oturacak bir yer bulmuş orta köşeye geçmişlerdi. Neredeyse kimse yok denebilirdi. Minho piyanisti izlemeye başladığında yerinde biraz kıpırdandı. Piyanist, saçları boynunda mullet tarzı olan koyu kumral bir oğlandı. Dalgalı saçları beyaz gömleği ve gömleği altındaki bej renginden biraz daha koyu bir renk olan Palazzo tarzı pantolonu onu kusursuz gösteriyordu. Narin uzun parmaklarını piyanoya değdiriyor, tuşlara dokunuyordu.

Minho adamı izlerken Jisung'un kendisine olan bakışlarından habersizdi. Anlık kafasını çevirmesi ile onu izleyen beden ile göz göze geldi. "Piyano sever misin?" Kafa salladı Minho.

"Bir önceki hayatımda piyano çaldığıma, ben çalmasam bile eşimin çaldığına eminim." AKKOM:)

"Piyano çalabilirim."

Jisung'un bu lafı üzerine dudaklarını kıvırdı Minho. "Benimle flört mü ediyorsun yoksa?" Jisung biraz yaklaşıp kolunu oturduğu tekli koltuğun koluna yasladı. Parmaklarını Minhonun saçlarına geçirip elinde döndürdü. "Etmemi ister miydin?"

Minhonun minik tebessümü yüzünden yok olurken hafifçe bir öksürük verdi. "Sevgi kelimesi ile aram pek iyi değil."

"Keyfin bilir, hadi izle."

Minho kafasını tekrar piyaniste çevirdiğinde gözüne kenardaki isimler olan kısım takıldı. Saatler ve yanında isimler olan bir kısım vardı. Kolunu sıyırdı ve siyah demir kol saatine baktı. Son resitali izlemeye gelmişlerdi. İsmini okuyamıyordu ama.

"Kim olduğunu görebiliyor musun? Kenarıdaki son saatin karşısındaki isim?"

Jisung biraz öne atılıp tekrar arkasına yaslandı. "Kim Taehyung."

"İsmi de güzelmiş."

"Beğendin mi?"

"Resitali mi, ah evet."

"Hayır oğlanı."

Minho hafif kaşlarını kaldırdı. "Evet yakışıklı. 1980lerde yaşamak için doğmuş sanki."

"Ben daha yakışıklıyım."

Jisung'un fısıltı ile söylediği şeyi Minho duymamış gibi yapmayı tercih etti. "Anlamadım?" Jisung 'bir şey yok' dercesine elini salladı. Minho hafifçe gülümsemiş kafa sallamıştı.

Uzun bir süre ikisi de konuşmadan piyano çalan bedeni izlediler. Resital bittiğinde Minho yerinden kalkmadı. Jisung da kalkmadı. Kapanma saatine yakın bir saat orda oturdular.

"Güzeldi değil mi?"

"Evet beğendim, bir daha gelir miyiz?"

"Geliriz."

Minho gülümsediğinde Jisung'un bakışları Minhonun dudakları ve gözleri arasında gidip geliyordu. Minho bunu garipsemeye başlamıştı bile. Jisung bakışlarını kahve gözlere çıkarttığında derin bir nefes aldı. Ayağa yavaşça kalkıp hâlâ oturan bedene baktı. "Hadi gidelim çarşıdan alacaklarım var." Minho kafa sallamış ayağa kalkmıştı.

1987 -MinsungHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin