5

4.5K 590 875
                                        

"Kimmiş o dümbük?"

"Jisung sanırım."

Kaşlarım şaşkınlıkla havaya kalktığında ağzım da şaşkınlıkla aralanmıştı. "Ciddi misin?"

Omuz silkti ve doğrudan gözlerimin içine baktı. "Yani sanırım, umrumda değil aslında ama şaşırmadım değil. O manyakta ne buluyorsa?"

"Niye öyle diyorsun?"

"Bunu soran sen misin?"

Arkadan kısaca cıkcıklama sesi geldiğinde eldivenini çekistiren bedene bakıp sertçe gözlerimi yumdum. Utanç duygusu ele geçirmek üzereydi bedenimi.

"Utanmıyor musunuz burda arkamdan sallarken?"

Chan selam verdiğinde Jisung gülümsedi. "Korkma Seungmin'e ilgim yok. Onun da bana yok." Elini salladı ve yaslandığı ağaçtan destek alarak kendini öne itti. "Hem arkadaşlar birbirini çekiştirmez Chan. Seungmin ile uzun süredir arkadaşız. Olur böyle yanlış anlamalar."

"Pekâlâ yüzbaşım ben gideyim müsadenizle."

Jisung yolu işaret edercesine kolunu uzattı çıkış yönüne. "Tabii ki  Christopher Teğmenim, müsade sizin."

Chan giderken Jisung bir müddet onu izledi ve bana döndü. "Yürü, gidiyoruz." Ayağa kalkıp üstümü çırptım. "Nereye?" Kıkırdadığını duydum. "Cu'ya?"

"Cu neresi?

Jisung dayanamayıp kahkaha attığında çoktan arabanın önüne gelmiştik. "Şaka yapıyorum salak, bin arabaya." Göz devirdim o görmese bile. Rahatsız herif ya. Her seferinde garip şeyler yapıyor. Chan ile konuşurken de gelmişti yanımıza. Harbi ne ara geldi ki? Yoksa baştan beri arkamda mıydı?

Gözlerimi ona çevirdiğimde anahtarı yavaşça çevirdiğini gördüm. Arabayı çalıştırıp yola sürmeye başladığında hâlâ onu izliyordum. Çok da gıcık bir tip değildi ha? Hafif iri gözleri ve sarı saçları ona  farklı bir hava veriyordu.

Çene hattı, burnu, ıslık çalan dudakları. Kısacası yakışıklı birisiydi. Düşüncelerimden uzaklaştıran bir ses yankılandı arabada.

"Daha ne kadar izleyeceksin beni?"

Afallama Hayır afallama, afallama!

"Boş yapma araba sürmeye devam et."

Kafamı yan tarafa çevirdiğimde askeriyeden çıktığımızı farkettim. Gözlerimle ormanı tararken üstümde hissettiğim bakışlar yüzünden kafamı beni izleyen bedene çevirdim.

"Ne? Neye öyle bakıyorsun?"

"Hiç, öylesine."

"Garipsin."

"Sana bakmam garip mi sence?"

"Hayır garip olan o değil?"

"Ya ne?"

"Sen, tümüyle garipsin."

Kıkırdadığını duyduğumda kaşlarım kendiliğinden şekillendi. "Sende nasıl bir izlenim yarattığımı bilmiyorum ama iyi olmadığı kesin."

Omuz silktim sakince. "Kaba, vurdum duymaz, bencil, katı kurallı diktatör birisi." Ağzının içinde cıkcıkladığını duydum. "Ağzından güzel bir şey çıksa şaşarım. Hem ben böyle birisi değilim. Sadece sana böyleyim."

"Ha benimle ilgileniyorsun yani?" Bunu söylememeyi dilerdim. Elimden gelse yok bile olabilirdim şuan. Bana attığı bakış, hayatım boyunca unutamayacağım bir bakıştı. Söylediği şey bile. "Seninle ilgilenmemi mi istiyorsun?"

1987 -MinsungHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin