Birkaç gün sonra
"Hazır mısın?"
"Ben hep hazırım aslan parçası."
"Aa öyle mi?"
"Yani bazen."
Minho, Jisung ile uğraşmaya devam ederken arabaya kadar gitmişlerdi. "Sakın aptalca bir hareket yapıp bizi kimvurduya götürme." Jisung yüzünü buruşturdu. "Sen ağlıyon."
Arabaya bindiklerinde Minho anahtar yuvasına anahtarını soktu ve çevirdi. "Çok gerici."
Minho kafa salladı. "Altı üstü dövüşürüz daha fazlası olmaz bence." Jisung pişkince gülümsedi. "Bıçak çeksem napabilirler ki?" Minho ağzının içinde cıkcıklamış gülümsemişti. "Silah cekerlerse ne bok yiyeceksin?" Omuz silkti Jisung. Minho ikinci kez dudaklarını aralamış sesli kahkaha atmıştı.
"Silaha bıçak mı çekeceksin?"
Jisung yüzünü buruşturdu. "Çekerim, sen sus." Minho ağzına hayali bir fermuar çekip gülümsedi. Geçen günlerde olan otel olayı hâlâ Jisung'un aklını karıştırıyordu. Taeil buna vesile olmuştu. Askeriyede odasına çekildiğinde uzun uzun düşündü ve hiçbir yere varmayacak bir konu olduğunu düşünüp kitap okumaya çalışmıştı. Ama onu da becerememişti. Aklını kurcalayan tek şey yine ve yine bardaki olaydı. Yatağına yüz üstü uzanıp kafasını yastığına gömdü. Sessiz bir çığlık atmış yatağında tepinmişti.
Ayaklarını yatağa vuruyor kafasını delirmişcesine yastığa bastırıyordu. Plakta çalan müziği onun sessiz çığlığına eşlik ediyordu. Sırtüstü yatakta dönüp yerine yerleşti. Gözlerini tavana dikmiş derin bir nefes almıştı. Nefeslerini hâlâ düzene oturtamamıştı.
Anlık olarak aklına gelen edepsiz düşünceler ile gözlerini yumdu. Kendine sert bir tokat atıp mırıldandı. "Kendine gel Jisung. Kendine gel. Aşık olamazsın. Bir şeyler yaşandı ama kendine gel."
Tek mırıldanan o değildi. Banktan odasına çıkıp yatağında kafası duvara yaslı oturan beden de mırıldanıyordu. Tek hatırladığı şeyler Jisung ile otelde yaşadıklarıydı.
"Sakin ol Minho. Sakin ol. Jisung'a aşık olmadın saçmalama-" bir an tereddüt etmiş sonra kafa sallamıştı. "Yok canım olmadım." Kendi mırıltıları ve Jisung'un mırıltıları birbirini tamamlıyordu.
J: "Oldum mu yoksa?"
M: "Olmadım olmadım."
J: "Olmadım değil mi lan?"
M: Kendine gel neden aşık olasın ki?
J: Ama onu öpmeyi düşündüm. Yiyiştik bile. Belki tekrar sevişmek fena olmazdı.
M: YUH NE DÜŞÜNÜYORUM?
Jisung kafasını dizlerinin arasına aldı. "Güzel dudakları var sonuçta değil mi? Yani yakışıklı da, biraz huysuz ama iyi birisi?"
Kendi kendine fısıldıyordu. Minho da öyle.
"Onu öpmeli miyim? Hayır be niye öpeyim? Öpmüştüm. Ama tatlı çocuk, biraz şerefsiz ama sorun değil."
Minho zaten öptün stfu. Şuan ise arabada düşündükleri şeyleri hiçe sayarak oturuyorlardı. Gülüşüp sohbet ediyorlardı. Araları o kadar da kötü değildi. Daha beteri olduğu zamanlar vardı. Jisung'un geldiği ilk hafta mesela, sürekli kavga vardı askeriyede. Hep bir iddialaşma, hep bir sidik yarışı.
Radyodaki çalan şarkı ikisi arasında bir bakışma oluşturdu. "Bu şarkıyı seviyorum." Minho onayladı. "Ben de severim." Jisung yavaşça gülümsedi. "Güzel." Minho direksiyon başında sadece kafa salladı ve fısıltı tarzı ile dudaklarını araladı. "Sen de."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
1987 -Minsung
Comédie"Yüzbaşı, sen ağlıyon." Birbirleri ile iyi anlaşamayan iki yeni yüzbaşı ve onların arasını yapmaya çalışan iki asker. Fic eski bir fic cringe sahneler için özür dileriz :(
